EN

VII. Büyükelçiler Konferansı Ankara’da düzenlendi


Dışişleri Bakanlığı tarafından 2008’den beri düzenli olarak yapılan Büyükelçiler Konferası’nın yedincisi 5- 9 Ocak 2015 tarihleri arasında düzenlendi. “Yeni Türkiye: Dış Politikada Süreklilik ve Değişim” temasıyla yapılan VII. Büyükelçiler Konferansı, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun açılış konuşmasıyla Ankara’da başladı.

Devamını Göster »
VII. Büyükelçiler Konferansı’nın açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, konferansta dış politikanın her yönüyle masaya yatırılacağını ve ileriye dönük planların ortak akıl çerçevesinde değerlendirileceğini vurguladı. Türk dış politikası için süreklilik ve değişimin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bakanlık olarak sürekliliğin teminatı olduğu kadar, değişimi öngören, gerçekleştiren ve gerektiğinde yönlendiren bir aktör olarak görev yapma durumunda olduklarını söyledi.

Çavuşoğlu, “Bugün bölgemizde devam eden krizlere rağmen çevremizde istikrar, refah ve işbirliği için çaba sarf ediyoruz. Sorunlara değil, çözümlere odaklanmaya çalışıyoruz. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği gerçekleştirdiğimiz ülkelerin sayısı 18´e çıkmıştır. Bu mekanizmaların 19´uncusunu Gürcistan’la kurmaya karar verdik. Bu mekanizmalar sayesinde komşularımızla diyalog ve işbirliğimize somut bir çerçeve kazandırdık. Bu bölgelerle ticaretimizi 7 katına çıkardık. Avrupa kurumlarıyla bütünleşme sürecimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Avrupalı dostlarımızın Türkiye´nin üyeliği konusunda önyargılara dayanan hatalı yaklaşımlar içinde olduğunu ve bunun bazı haksız uygulamalara yol açtığını görüyoruz. Bu dar görüşlü yaklaşımlara karşı çıkarken kamuoyunun AB’ye üyelik sürecine dair heyecanını yeniden kazanmasına yardımcı olabilecek adımlar üzerinde duruyoruz” dedi.

Mevlüt Çavuşoğlu, günümüzde birçok farklı riskle başa çıkmak zorunda olduklarını dile getirerek, “Tarih boyunca terörün değişik şekillerine maruz kalan ülkemiz, son olarak sınırının hemen ötesinde ortaya çıkan DEAŞ ve ortak bir küresel tehdit olan terörle karşı karşıya kalmıştır” dedi. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinin artık evrensel talepler haline geldiğinin en açık örneğini Suriye´nin oluşturduğunu anlatan Çavuşoğlu, bu halkın 1,6 milyonunu Türkiye’nin misafir ettiğini hatırlattı. Bakan Çavuşoğlu, "Ne acıdır ki Suriye’deki sorunun çözümü için anlamlı bir adım atmakta aciz kalan uluslararası toplum, sorumluluk üstlenmekte de isteksiz davranıyor. Ülke olarak yaptığımız 5 milyar dolarlık harcama için uluslararası toplumun katkısı 250 milyon dolar gibi sembolik bir rakamla sınırlı kalmıştır" diye konuştu.

Türkiye’nin Suriye´den yeni bir göç akımıyla karşı karşıya kalmaması için sınıra yakın alanlarda güvenli bölgeler ve uçuşa yasak alanlar ilan edilmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, "Türkiye olarak beklentimiz, meşruiyetini uzun zaman önce kaybetmiş Esad rejiminin barışçı bir geçiş süreciyle yerini Suriye halkının tümünü temsil edecek bir yönetime bırakmasıdır" dedi.

Afrika’da 39 Büyükelçilik
Uluslararası planda Türkiye´nin başlattığı girişimlerin güçlendiğini ve kurumsallaştığını görmekten mutluluk duyduklarını dile getiren Çavuşoğlu, hali hazırda devam eden üçlü süreçlere Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan üçlü sürecinin eklendiğini, Finlandiya ile birlikte başlatılan ´Barış İçin Arabuluculuk Dostlar Grubu´nun üye sayısının 48´e ulaştığını, İspanya ile birlikte öncülük edilen ´Medeniyetler İttifakı Girişimi´nin 141 üyeyle BM´de en fazla üyeye sahip girişimlerden birisi haline geldiğini, ABD ile eş başkanlığı yürütülen ´Terörizmle Küresel Mücadele Formu´nun ise terörle mücadelede uluslararası işbirliği bağlamında önemli bir boşluğu doldurduğunu kaydetti. Afrika ve Latin Amerika´ya yönelik açılım politikalarının Yeni Türkiye politikasının başarı öyküsü olarak öne çıktığını belirten Çavuşoğlu, 2002´de 12 olan Afrika´daki büyükelçilik sayısının bugün 39´a çıktığını, Latin Amerika´daki diplomatik temsilcilik sayısının ise 12 yıl içinde 6´dan 13´e yükseltildiğini kaydetti.

Dünya İnsani Yardım Zirvesi Türkiye’de
Küresel meselelere karşı vicdani duruşlarının bir diğer yansımasının da giderek artan kalkınma ve insani yardımlar olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, "Yakın geçmişe kadar yardım alan bir ülke olan Türkiye artık yaptığı kalkınma yardımlarıyla dünyada ön plana çıkmıştır ve kalkınma yardımları 3,3 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. İnsani yardımlar alanında dünyanın üçüncü büyük donör ülkesiyiz" diye konuştu. Çavuşoğlu, BM´nin 2016´da ilk defa düzenleyeceği Dünya İnsani Yardım Zirvesi için Türkiye´yi seçmesinde Türkiye´nin insani yardım konusundaki rolünün etkili olduğuna dikkati çekti.

Bir yılda 6 milyon e-vize
Konuşmasında teknolojik gelişmelere ayak uydurma adına bakanlık bünyesinde atılan adımlardan da bahseden Çavuşoğlu, Nisan 2013´den bu yana 6 milyondan fazla yabancının e-vize aldığını ve bu sayede hazineye 120 milyon dolardan fazla harç tahsilâtı yapıldığını aktardı. E-vize uygulaması sayesinde 100´den fazla ülkenin vatandaşlarının vizelerini ortalama 3 dakika içinde alabildiğine işaret eden Çavuşoğlu, "E-vize uygulaması bu yönüyle turizmimizi de canlandıran bir faktör haline gelmiştir" şeklinde konuştu.

Dış politikadaki değişimin bir sonucu olarak 2000 yılından bu yana 67 yeni temsilciliğin açıldığına da değinen Çavuşoğlu, "Bugün, 134 Büyükelçilik, 81 Başkonsolosluk, 12 Daimi Temsilcilik ve 1 Ticaret Ofisi olmak üzere 228 dış temsilciliğimiz bulunmaktadır. Böylelikle, dünyanın en yaygın 6´ncı diplomatik gücü haline geldik" dedi.

VII. Büyükelçiler Konferansı´nın resmi açılış törenine katılan UNESCO Genel Direktörü İrina Bokova da bir konuşma yaptı.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres Konferansın ikinci gününde katılımcılara hitap etti. Türkiye´nin Suriyeli sığınmacılara sunduğu imkanlar konusunda, "Bu sadece Türkiye’nin oldukça cömert, misafirperver, mültecilerin korunmasında İslam geleneklerini en iyi şekilde yansıtan bir ülke olduğunu değil, aynı zamanda bugünün dünyasına yasal çerçeve konusunda bir örnek oluşturduğunu gösterdi" dedi.

Konferansın ikinci gününde Arjantin Dışişleri Bakanı Hector Timerman büyükelçilere hitap etti. Arjantin Dışişleri Bakanı, terörle mücadele konusuna değindiği konuşmasında, "Türkiye gibi Arjantin de terörle bir din arasında bağ kurulmasını reddediyor" dedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi´nin yapısına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın açıklamalarına katıldığını vurgulayan Timerman, "Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın daha önce de belirttiği gibi biz de dünyanın 5´ten büyüktür diyoruz" diye konuştu.

2015´te dış politikada temaslar artacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyükelçiler onuruna Cumhurbakanlığı Sarayı’nda bir öğle yemeği verdi. Yemekte konuşan Erdoğan, 2015 yılının, temasları anlamında yoğunluk kazanacak bir dönem olacağına işaret ederek, "Sayın Başbakanımızla, Sayın Dışişleri Bakanımızla, siz değerli büyükelçilerimizle koordinasyon ve uyum içinde çalışarak inşallah dış politika hedeflerimize doğru hep birlikte yürüyeceğiz. 2015 yılında da inşallah bir yandan ülkemizin etkinliğini, ağırlığını, itibarını dünya genelinde artırırken bir yandan da aktif dış politikamızın ekonomiyi, siyaseti, sosyal yaşamı daha da özellikli bir noktaya getirmesi için gayret sarf edeceğiz" dedi.

Konferansın öğleden sonra yapılan oturumunda büyükelçilere hitap eden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye´nin G20 Dönem Başkanlığını üstlendiğini anımsatarak Türkiye´nin bu yıl dünya ekonomisini her zamankinden dikkatli takip etmesi ve sorunlara çözüm üretme konusunda daha farklı gayret göstermesi gerektiğini söyledi. Türkiye´nin, büyüme hızı eskiye göre biraz daha düşse de büyümeye devam ettiğini belirten Babacan, ekonominin yüzde 5-6 yerine yüzde 3-4 gibi oranlarda büyümeye devam ettiğini söyledi. Babacan, özellikle son 2 yıldır borçlanarak yapılan iç tüketimle ilgili ciddi tedbirler aldığını ve büyümenin ağırlıklı olarak dış talepten gelmesini arzuladıklarını, bu konuda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini vurguladı.

´Dengeli ve sürdürülebilir bir ekonomimiz var´
Babacan, "Daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapımız var. Yüzde 3 büyüme ama istihdamdaki artış son 1 yılda 1 milyon 200 bin kişi. Türkiye kendi tarihinde ya da benzer ülkelerde görülmemiş miktarda istihdam üretiyor. Bu da güvenin bir sonucu. Özel sektörümüzün, reel sektörün geleceğe güvenle bakmasının bir sonucu. Özel sektör çalışan istihdam ediyorsa, daha çok kişi çalıştırıyorsa bu ancak geleceğe güvenle mümkün" dedi. Babacan, gelir dağılımı düzelmeye devam ettiğini, yoksulluk göstergelerinin olumlu seyrettiğini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ise "Kültürel Diplomasi" başlıklı panelde bir sunum gerçekleştirdi. Ülkenin etrafındaki düzen ve istikrar arayışında Türkiye´nin rolünün giderek daha merkezi bir yer aldığını vurgulayan Çelik, bu bağlamda karşılıklı anlayış geliştirilebilmesi, "küresel anlayış" kavramının, diplomasinin ve dış politikanın merkezine oturtulmasının önemli hale geldiğini, küresel anlayışın geliştirilmesinde de Bakanlığının ilgilendiği kültürel diplomasi kavramının stratejik bir rol oynadığını dile getirdi.

Küresel anlayış zemini kurabilmek için ülkeler ve halklar arasındaki fikir, bilgi, sanat ve kültürün diğer yönlerinin karşılıklı paylaşımının daha büyük bir ajanda olarak ülkelerin önüne geleceğini söyleyen Çelik, uluslararası ve ulusal örgütlerin, çok uluslu şirketlerin, sivil toplum örgütleri ve dini grupların uluslararası ilişkilerin önemli bir unsurları haline geldiğine vurgu yaptı.

´Kültürel diplomasi etkin hale getirilecek´
Kültürel diplomasinin nasıl daha etkin hale getirileceğine yönelik çalışmalara ağırlık verdiklerini anlatan Çelik, "yumuşak güç" kavramının da ortaya çıktığı dönemde "bir ülkenin kültürünün, siyasi ideallerinin, politikalarının başka insanları cezbedebilme yeteneğinin, o ülkenin cazibesini artırabilme yeteneğiyle ilişkili olduğu" şeklinde ortaya konulduğunu dile getirdi.

Konferansa katılan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan büyükelçilere kamu diplomasisi konulu bir konuşma yaptı. Büyükelçilerin sorularını da yanıtlayan Akdoğan´ın katılımcılarla görüşmesi kapalı olarak gerçekleştirildi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu´nun, 7. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla verdiği akşam yemeğine katılan Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Koenders, ırkçılıkla mücadele ve Ortadoğu´daki sorunlar başta olmak üzere gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Koenders, Hollanda´da yaşayan yaklaşık 400 bin Türk asıllı Hollanda vatandaşından gurur duyduklarını ve hükümet olarak ırkçılık sorununu ciddi bir şekilde ele aldıklarını belirterek, "Irkçılık, uluslararası toplumun lanetidir ve ayrımcılık kesinlikle kabul edilemez" dedi.

Koenders, IŞİD terör örgütü hakkında eylemsizliğin bir seçenek olmadığını vurgulayarak, IŞİD tarafından bölgedeki Kürt, Şii, Ezidi ve diğer gruplara karşı uygulanan şiddete karşı uluslararası koalisyonda yer aldıklarını söyledi. Koenders, IŞİD’in sadece bölgesel bir tehdit oluşturmadığını aynı zamanda insani değerleri de tehdit ettiğini dile getirerek, IŞİD’e karşı mücadelede en az, sınırında yer alan Türkiye kadar Avrupa Birliği’nin de sorumlu olduğunu sözlerine ekledi.

Konferansın üçüncü gününde İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır birlikte katıldıklara oturumda büyükelçilere hitap etti.

TBMM Başkanı Çiçek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile 7. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla Türkiye´de bulunan büyükelçileri Meclis´te kabul ederek öğle yemeği verdi. Yemekten önce büyükelçilere hitap eden Çiçek, son 25 yılda parlamenter diplomasinin daha görünür hale geldiğini ifade ederek, TBMM ile Dışişleri Bakanlığı´nın ilişkilerini geliştirmenin daha verimli ve anlamlı dış politika için önemli olduğunu belirtti. Bir devletin tek dış politikası olacağını dile getiren Çiçek, "Her kurum ayrı telden çalmaz. Olacaksa bile bu düşünülerek, karar verilerek olur" diye konuştu.

Konferansın öğleden sonraki oturumunda konuşan Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ise kariyeri boyunca pek çok Türk diplomat ve büyükelçi tanıdığını, Türk diplomatik servisinin dünyanın en iyi, en saygın ve en profesyonellerinden biri olduğunu söyledi. Jagland, "Avrupa kıtası için oldukça önemli olan, çatışma ve savaşlara sebep olmuş insan hakları, azınlık hakları ve dini özgürlükleri garanti altına almalıyız ve birlikte hareket ederek yeni anlaşmazlıkları ve yeni savaşları önlemeliyiz" dedi.

Yeni kilise inşası önemli bir mesaj
Almanya´daki yabancı düşmanlığı eğilimlerini ve İslam karşıtı büyük gösteriler yapıldığını hatırlatan Jagland, Alman liderler, sosyal demokrat liderlerin buna ciddi tepki verdiklerini söyledi. Türkiye´nin kilise inşası konusundaki tutumunun Avrupa´ya dini özgürlükler, azınlık hakları konusunda önemli bir mesaj vereceğini dile getirdi.

Jagland’ın ardından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, basına kapalı gerçekleşen oturumda büyükelçilere hitap etti. Konferansın üçüncü gününde Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da büyükelçilerle bir araya geldi.

Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar da büyükelçilere kısa bir sunum yaptı. Akar, Türk Kızılayı´nın yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi. Daha sonra Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Güler ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan güvenlik konuları panelinde büyükelçilerle bir araya geldi. Panel, basına kapalı gerçekleştirildi.

Konferansın dördüncü gününde büyükelçiler ilk olarak Sayıştay Başkanı Recai Akyel´le bir araya geldi. Büyükelçilere hitap eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, EXPO 2016 Antalya Uluslararası Botanik organizasyonu hakkında bilgi verdi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, konferansta yaptığı açıklamada, diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerin düzenlenmesi konusunda Dışişleri Bakanlığı ile çalıştıklarını belirterek, verdikleri destekten dolayı büyükelçilere teşekkür etti. Türkiye´nin artık edilgen değil etkin bir ekonomi olması gerektiğinin altını çizen Zeybekci, başkalarının enerji, ham madde gibi alanları kontrol ve tüketim alışkanlıklarını belirlediği bir dünyada Türkiye´nin etkin ekonomi olmayı başaramayacağını dile getirdi. Siyasi ve kültürel bütün etkenlerin Türkiye´nin bir merkez olmasını zorunlu kıldığını anlatan Zeybekci, "Türkiye´nin gelecekle ilgili süreci çok başka olacak" diye konuştu. Türkiye´nin, bölgesindeki problemlere rağmen, ihracatını artırdığına işaret eden Zeybekci, 2015 yılının geçen yıldan çok daha iyi olacağını sözlerine ekledi.

Ekonomi Bakanı Zeybekci ile aynı oturumda büyükelçilere seslenen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye´nin enerji politikasına ilişkin bir sunum yaptı. Enerji Bakanı Yıldız uluslararası alanda enerji işbirliği konusunda Avrupa Birliği´nden de Rusya´dan vazgeçmeyeceklerini söyledi. Yıldız, "Her ikisiyle ilgili yol haritalarımız devam ediyor" dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun davetlisi olarak 7. Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Nijerya Dışişleri Bakanı Aminu Başir, Türkiye´nin Afrika açılımına dair "Türkiye-Afrika ortaklığı Afrika’nın çeşitli alanlarda kalkınmasının yanında iki tarafın da kazançlı çıkacağı büyük bir potansiyele sahiptir" diye konuştu.

Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil, Afrika ülkelerinde görev yapan büyükelçilere şirketin faaliyetleri ve hedeflerine ilişkin bilgi verdi.

´Diplomasinin mahiyeti kökten değişmiştir´
Oturumların ardından büyükelçiler, Başbakan Ahmet Davutoğlu´nun davetlisi olarak Ankara Vilayetler Evi´ndeki akşam yemeğine geçti. Yemekte konuşan Davutoğlu, son yıllarda diplomasinin mahiyetinin kökten değiştiğini belirterek diplomasideki en önemli değişim unsurlarından birisinin de algı konusu olduğunu söyledi.

Bundan 40 yıl önce, algının yerleşmiş, kökleşmiş birşey olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Yani Türkiye ile ilgili bir algı oturmuşsa, o bir müddet devam ederdi, 10 sene, 20 sene... Fakat şimdi, iletişim araçları ve özellikle de medya, sosyal medya ve birçok araç öylesine hızlı algı değişimlerine yol açabiliyor ki biz sabit durarak, değişmeyerek, sadece sürekliliğimize güvenerek bu algı operasyonları karşısında başarılı olamayız. Onun için hepinizi öncelikle bu dönemde en önemli faktör olarak gördüğüm, müzakere değil, arabuluculuk, bunların hepsi önemli. Fakat en önemli faktör şu anda diplomaside psikoloji. Psikolojileri yönetebilme, psikolojilere hitap edebilme, psikolojileri şekillendirebilme... İşte bunu bilen birileri Türkiye´de bütün bu başarı hikayesine bir şekilde darbe vurmak için psikolojik algı operasyonları yapıyorlar. Türkiye bir başarı hikayesidir. Sadece Türk halkının benimsediği ve bu sebeple de desteklediği bir başarı hikayesi değil son 12 yılda olan. Ekonomik krizler içinde kalkınmaya devam eden bir ülke. Etraftaki siyasi istikrarsızlıklara rağmen iç bütünlüğünü tahkim eden bir ülke. Otoriterleşme ve radikalleşmeye rağmen demokrasisini sürdüren bir ülke" diye konuştu.

´Sadece 77 milyonun başarı hikayesi değil´
Bu başarı hikayesinin sadece 77 milyonun başarı hikayesi olmadığını belirten Davutoğlu, "Bu başarı hikayesinden Saraybosna´daki bir Boşnak, Makedonya´daki bir Türk, Arnavutluk´taki bir Arnavut, Azeriler, Kazak, Somali´deki bir Somalili hisseyab olur. Türkiye´den gelen her başarı hikayesini sahipleniyor. O başarı hikayesiyle hissedar oluyor, onunla mutlu oluyor. Çünkü biliyor ki eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti kudretli ve şefkatli bir devlet olarak yükselen bir güç olursa, gerektiğinde onlara yetişebilir. Elleri oraya uzanabilir" dedi.

Konferansın son gününde ilk olarak Çanakkale konulu bir oturum düzenlendi. Oturumda konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çanakkale savaşlarının 100. yıl dönümü vesilesiyle büyükelçilerle Çanakkale´yi ziyaret etmeyi planladıklarını ancak kötü hava şartları nedeniyle geziyi iptal etmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.Çavuşoğlu, Çanakkale Savaşı´nın 100. yılı için düzenlenen etkinliklere savaştan etkilenmiş tüm ülkeleri davet etti.