EN

Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü töreni Ankara´da yapıldı


Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü töreni Bilkent Üniversitesi evsahipliğinde Ankara´da yapıldı. Törende bir konuşma yapan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Antisemitizm, İslamofobi ve diğer ırkçılık, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığı türlerinin hepsi, aynı bataklıktan beslenen hastalıklardır. Bataklığı hep birlikte kurutmadan, bu hastalıklarla tek tek mücadele etmek mümkün değildir" dedi.

Devamını Göster »
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, tören katılımcılarına hitaben yaptığı konuşmada, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu´nun, Polonya´daki Auschwitz-Birkenau kampının kurtarılmasının 70. yıl dönümü etkinliklerine katıldığını anımsatarak, "Türkiye adına bu toplantılarda kendi düşüncelerimizi ifade etmeye çalıştık. Esasen Türkiye belli süreden beri en başta terör konusu olmak üzere uluslararası işbirliğine her zaman vurgu yapmıştır. Özellikle terör belasıyla ilgili olarak eğer uluslararası işbirliği olmazsa bir ülkenin kendi başına gösterdiği çabalar, bu belayı defetmek ve kökünden kazımak bakımından yeterli olamamaktadır. Gelin işbirliği yapalım dedik. Şu bir iki gündür söylenen sözler umut verici. İnşallah söylemde kalmaz. Bunun arkasına ciddi örnekler konabilir" diye konuştu.

´Yaşananlar gelecek nesillere ders olmalı´
Çiçek, İkinci Dünya Savaşı´nda özellikle Avrupa kıtasının, insanlık tarihinin en acılı günlerine, en vahşi olaylarına tanıklık ettiğini belirterek, "İkinci Dünya Savaşı´nda başta Yahudiler olmak üzere farklı toplumların, toplulukların sırf taşıdıkları etnik, dini, vesair kimlikleri nedeniyle topyekun ortadan kaldırılmaya çalışılması ve bunun da daha önceden hiç yaşanmamış bir şekilde ve endüstriyel bir yöntemle yapılması maalesef insani değerler kaybedildiğinde nelerin yaşanabileceğinin en somut göstergesidir. Bu büyük savaş sırasında yaşanan acıların bir daha tekrarlanmamasını yürekten temenni ediyorum ve gelecek nesillere bu yaşadıklarımızın bir ders olmasını düşünüyorum" dedi.

Çiçek, Türkiye´nin o dönemde Yahudilerin maruz kaldıkları insanlık dışı muameleye elden geldiğince karşı durmaya çalıştığını dile getirdi. Türkiye´nin, Nazilerin iktidara gelmesinin ardından Almanya´dan ayrılmak zorunda kalan Yahudi bilim insanları ve sanatçılarına kapılarını açtığına işaret eden Çiçek, "Yunanistan´ı işgal ederek, sınırlarına kadar dayanan Nazilerin tehdit ve dayatmalarına karşı direnmiştir. Atatürk´ün daveti üzerine ülkemize gelen ve üniversitelerimizde anabilim dalları, kürsüler ve araştırma birimleri kurarak, genç Cumhuriyetimizin bilim ve yüksek öğrenim hayatına eşsiz katkı sağlayan bu insanları bugün de hayırla yad ediyoruz" şeklinde konuştu.

´Türk diplomatları büyük cesaret sergiledi´
Holokost´un uygulamaya konulduğu dönemde bazı Avrupa ülkelerinde çalışan diplomatların büyük bir cesaret örneği sergileyerek, üstelik kendilerinin ve sevdiklerinin hayatlarını tehlikeye atarak, kayda değer sayıda Yahudi´yi ölüm kamplarına gönderilmekten kurtardığını bildiren Çiçek, bunlar arasında yer alan eski Rodos Başkonsolosu Selahattin Ülkümen´i özellikle yad ettiğini belirtti.

Fransa´da bir süre önce gerçekleştirilen terör saldırılarına değinen Çiçek, terörün her türlüsünden çok fazla çeken ve 40 binden fazla insanını teröre kurban veren bir milletin ferdi olarak bu tür saldırıları kınadıklarını ve kınamaya da devam edeceklerini kaydetti. Çiçek, uluslararası toplumun, Filistin, Nijerya, Pakistan, Irak, Suriye, Yemen, Lübnan ve diğer yerlerdeki terörist saldırılara karşı da aynı tepkiyi göstermek zorunda olduğunu aktardı.

Ortak duruş ve mücadelenin önemi
Çiçek, terörün her çeşidine karşı ortak bir duruş ve ortak bir mücadele göstermediği sürece terör belasının alt edilmesinin mümkün olmadığına dikkati çekerek, "Özellikle devlet eliyle işlenen teröre burada dikkatinizi çekmek isterim. Siyasilerin, toplumların bu çoğulcu yapısına her düzlemde vurgu yapmaları, kendilerini sistemden dışlanmış hisseden kesimlere yönelik olarak daha kucaklayıcı bir dil ve söylem geliştirmeleri büyük önem arz etmektedir" dedi.

Nefret söylemenin yaygınlaşmasının, büyük bir tehlike olduğunu vurgulayan Çiçek, "Paris saldırılarının ardından tüm Müslümanları töhmet altında bırakacak açıklamalar ne kabul edilebilir ne de terörle mücadeleye ve barışa katkıda bulanabilir. Teröristlerin isimlerinden, kullandıkları simgelerden ve söylemlerinden hareketle bir dinin mensupları suçlanamaz. Kamuoylarına hitap eden siyasetçilerin, aydınların, bilim adamlarının, din adamlarının, basın mensuplarının ve basın patronlarının söylem ve eylemlerinde çok dikkatli davranmaları, herhangi bir dinin ve ırkın mensuplarını töhmet altında bırakacak açıklamalardan kaçınmaları gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

´Soykırım ve nefret suçuna karşı düzenleme´
Çiçek, son dönemlerde farklı ülkelerde Müslümanların ibadet yerlerine yönelik saldırıların da endişeyle takip edildiğini kaydetti. Irkçılık ve ayrımcılığın farklı tezahürleriyle mücadelenin yolunun, hepsine kategorik olarak karşı çıkmak, bu hususlarda gerekli eğitimi sağlamak ve ihlaller karşısında hukuki adımları kararlılıkla atmaktan geçtiğinin altını çizen Çiçek, Türkiye´nin, soykırım ve nefret suçlarıyla ilgili düzenlemeler yaptığını anımsattı.

TBMM Başkanı Çiçek "Toplumumuz, kültürümüz ve tarihimizin ayrılmaz bir parçası olan Musevi vatandaşlarımızın, son dönemlerde, İsrail hükümetinin uyguladığı politikalardan dolayı itham edildiklerini, hatta kin ve nefret içeren ifadelere maruz kaldıklarını üzüntüyle müşahede ediyorum. Musevi vatandaşlarımız, diğer tüm vatandaşlarımız gibi ülkemizde inanç ve ibadet hürriyeti dahil tüm hak ve özgürlüklere sahiptir" dedi.

´Holokost´u unutturmamalıyız´
Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh ise konuşmasında Holokost´tan örnekler verdi. Her ne şart olursa olsun savaşı bir seçenek olarak görmek yerine barışın bekçiliği yapan toplumlar yetiştirilmesi gerektiğini belirten İbrahimzadeh, "Holokost´u unutturmamalıyız. En önemlisi yaşananları yaşattırmama sorumluluğunun elimizde olduğu gerçeğini hiç unutmamalıyız. Bunu da başarabileceğimize inanıyoruz hem de biliyoruz. Yeter ki farklılıklarımızın zenginliğiyle birbirimize sahip çıkalım, el ele tutuşalım ve birlikte yürüyebilelim" dedi.

Uluslararası Holokost Anma İttifakı Türk Heyeti Başkanı Büyükelçi Ertan Tezgör ise Türkiye´nin 2008´den bu yana Uluslararası Holokost Anma İttifakı´nın faaliyetlerine gözlemci olarak katkıda bulunduğunu belirtti. Tezgör, heyet üyeleri arasında Musevi cemaatinin mensuplarının yanı sıra Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarıyla Yükseköğretim Kurulundan da temsilcilerin de yer aldığını bildirdi.

Törene, Çiçek´in yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, çok sayıda büyükelçi ve başkonsolos ile bazı üst düzey askerler de katıldı. Müzik dinletilerinin de sunulduğu törenin sonunda, Türkiye Musevileri Hahambaşısı Rav İsak Haleva öncülüğünde aralarında bazı öğrencilerin de bulunduğu grup tarafından Holokost kurbanları anısına mum yakıldı. 

Başbakan Davutoğlu mesaj gönderdi

Öte yandan, Başbakanlık Basın Merkezi´nin internet sitesinde, Başbakan Davutoğlu´nun ´Holokost Kurbanlarını Anma Töreni´ vesilesiyle gönderdiği mesaja yer verildi. Davutoğlu mesajında, "Tarihin en büyük suçu olan ve 6 milyondan fazla masum insanın ölümüyle sonuçlanan Holokost sırasındaki en vahşice katliamların gerçekleştirildiği Auschwitz-Birkenau kampının kurtarılışına tekabül eden 27 Ocak gününde, Holokost sırasında yaşamını yitiren milyonlarca masum insanın acısını paylaşıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Tarihteki bu kara lekeyi hatırlamanın her seferinde vicdanlarda derin yaralar açtığını belirten Davutoğlu, ´´Bugün bizlere düşen görev, tarihten gerekli dersleri çıkarmak ve bu büyük vahşetin yeniden yaşanmasını önlemektir. Bu anlayışla Türkiye 2008 yılından beri Uluslararası Holokost Anma İttifakı toplantılarına gözlemci olarak iştirak etmekte ve söz konusu kuruluşun faaliyetlerine etkin biçimde katkı sağlamaktadır´´ ifadesini kullandı.

´Türkiye, Musevilere güvenli liman oldu´
Başbakan Davutoğlu´nun mesajında, "Ülkemiz tarih boyunca yaşadıkları ülkelerde gördükleri zulümden kaçan Musevilere kapılarını açmış ve sığınabilecekleri güvenli bir liman olmuştur. Kültürümüzün ve tarihimizin ayrılmaz bir parçası olan Musevi vatandaşlarımız, toplumumuzun diğer unsurlarıyla birlikte, karşılıklı hoşgörü içinde yüzyıllardır uyum içinde yaşamaktadırlar ve yaşamaya da devam edeceklerdir. Bu anlamlı günde, tarihin insanlığa karşı işlenmiş bu en acımasız suçunu şiddetle kınıyor, Holokost sırasında hayatını kaybeden milyonları saygıyla anıyorum" ifadeleri yer aldı.