EN

Türkiye’de kadınların statüsü gün geçtikçe güçleniyor


Türkiye’de dezavantajlı gruplara yönelik pozitif ayrımcılık uygulaması genişletilirken, kadın hakları konusunda önemli adımlar atılmaya devam ediyor. Türkiye, yüzde 30’luk kadın yönetici oranıyla; dünya ortalamasının üstünde yer alıyor. Kadın hakları konusunda zihinsel dönüşümü sağlamaya yönelik girişimler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının öncülüğünde STK’ların da desteğiyle sürerken; kadına yönelik şiddetle mücadelede yeni önlemler uygulamaya konuldu. Bakanlık ayrıca, kadına yönelik suçlara ilişkin davalara müdahil oluyor.

Devamını Göster »
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan beri kadının siyasi ve toplumsal haklarının geliştirilmesi yönünde öncü ülkelerden biri oldu. Özellikle son 10 yılda bu konuda pek çok reforma imza atıldı. Kadın hakları alanında mevzuat gözden geçirilerek; çeşitli yasal düzenlemeler yapıldı ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yolunda önemli gelişmeler kaydedildi. Kadına yönelik şiddetle mücadele için bir yandan yasal düzenleme yapılırken diğer yandan önleyici tedbir ve eğitim projeleri sürdürülüyor.

Bu kapsamda, 2003’te 6’ncı Avrupa Birliği (AB) Uyum Paketi paralelinde Türk Ceza Kanununda yapılan değişikliklerle, ‘namus için çocuk öldürme’ suçunun failine verilen cezalar ağırlaştırıldı ve ‘töre cinayetleri’ olarak bilinen durumlarda failin cezasında indirim yapılmasını içeren madde yürürlükten kaldırıldı. İşyerindeki taciz olayları suç kapsamına alındı ve evlilik içi tecavüz cezayı gerektiren bir suç haline geldi. 2005’te TBMM’de Töre ve Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon Raporunun ardından, ‘Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler’ konulu Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girdi.

Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans
Türkiye, ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin hazırlıklarına öncülük etti ve Sözleşmeyi 8 Mart 2012’de onaylayan ilk ülke oldu. Sözleşme fiziksel, cinsel, psikolojik şiddetin yanı sıra zorla evlendirme gibi farklı şiddet türlerini tanımlayarak bunlara yaptırım getiriyor. Sözleşme doğrultusunda ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ çıkarıldı. Ayrıca Belediyeler Kanununda yapılan değişiklikle şiddete uğrayan kadınlara hizmet vermek üzere belediyeler de yetkili kılındı. Belediye Kanununa göre nüfusu 100 bini aşan yerel yönetimlere kadın konukevi açma zorunluluğu getirildi.

Son 10 yılda kadın konukevi sayısında da büyük bir artış sağlandı. 2002 yılında Türkiye genelinde Bakanlık ve Yerel Yönetimlere bağlı toplamda 11 kadın konukevi varken, 2014 yılı Ocak ayı itibariyle kadın konukevi sayısı 125’e çıktı. Ayrıca, şiddet mağduru kadınlara hizmet vermek üzere 25 adet İlk Kabul Birimi de hizmete açıldı.

Bağlı Bulunduğu Kurum

Konukevi sayısı

(2002)

Kapasite

(2002)

Konukevi sayısı

(2014)

Kapasite

(2014)

Bakanlık

8

170

90

2.433

Yerel Yönetimler

3

113

32

779

STK’lar

 

 

3

36

Toplam

11

283

125

3248


14 ilde şiddet önleme merkezi
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı liderliğinde Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) da desteğiyle şiddetle mücadele ve zihinsel dönüşüm sağlanması adına çeşitli uygulamalar başlatıldı. 14 ilde Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kuruldu. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 183 ‘Aile Kadın Çocuk Engelli Danışma Hattı’ ile şiddet mağduru kadınlara sunulan hizmet etkin hale getirildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğiyle ‘Şiddet Mağdurlarının Korunmasında Elektronik Destek Sistemi’ kapsamında ‘Güvenlik Butonu’ uygulaması başlatıldı.

Toplumsal bilinçlenme ve kadınların eğitimine yönelik pek çok proje de hayata geçirildi. ‘Aile Eğitim Projesi’ ile aileyle ilgili konularda panel, konferans, kurs, ev ve köy ziyaretleri yoluyla ailelere ulaşıldı. Bu kapsamda ‘aile içi şiddet, aile planlaması, töre ve namus cinayetleri, kadına karşı şiddet, çocuk istismarı’ gibi konularda eğitim verildi. Öte yandan Bakanlık, töre cinayetleri, aile içi şiddet, çocuk gelin ve her türlü kadın istismarına ilişkin davaya müdahil olmaya başladı. Bu kapsamda, mağdurlara hem hukuki destek veriliyor, hem de mağdurların yaşamlarını normale döndürmek için maddi ve psikolojik yardım yapılıyor. Bakanlık kadına yönelik şiddet konusunda, son 1,5 yıl içinde 85 davaya müdahil oldu.


 

                                 ·         Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü (Konukevi Hizmeti, Destek ve Danışmanlık)
                                 ·         STK’ların Konukevi Hizmeti, Destek ve Danışmanlık, Ayni-Maddi Yardım
                                 ·         Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri 
                                 ·         Barolar ve Baroya Bağlı Kadın Hakları Merkezleri
                                 ·         Belediyeler (Konukevi Hizmeti, Destek ve Danışmanlık, Ayni-Maddi Yardım)
                                 ·         Sosyal Hizmet Merkezleri 

Kızların okullaşma oranı erkekleri geçti
Son yıllarda yapılan desteklerle kız çocuklarının okullaşma oranı önemli ölçüde arttı. Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) verilerine göre, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında, ilköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı erkek çocuklarının okullaşma oranını geçerek yüzde 101,76’ya ulaştı. Ortaöğretimde ise kız ve erkek çocukların brüt okullaşma oranları arasındaki fark ise 5,83’e düştü.

Bu arada, 2008’de 15 yaş üstü 3 milyon kadının okuma yazma öğrenmesi hedefiyle başlatılan ‘Ana Kız Okuldayız’ kampanyası ile 1 milyon kişi okuma yazma bilenler safına katıldı. Söz konusu kampanya 2010’da, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda en iyi uygulama örneği seçildi. MEB ve UNICEF Türkiye tarafından ortaklaşa yürütülen ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyası ile de 350 bin kız okula kayıt oldu.

Kadınların siyasi temsili artıyor
Türkiye’de kadınlar seçme ve seçilme hakkına 1934 yılında sahip olurken, Fransa, İtalya, Belçika, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar bu hakka ancak yıllar sonra sahip olabildi. Dünya genelinde kadınların parlamentolarda temsil edilme oranı ortalama yüzde 18 iken, 2011 seçimleriyle beraber Türkiye’de bu oran yüzde 14,4’e yükseldi. TBMM’de kadın vekil sayısı, hala hedeflenen oranın altında olmakla beraber, son 10 yılda mecliste görev alan kadın vekillerin sayısı neredeyse 3’e katlanarak, 1934’ten beri en yüksek sayıya erişti. Bugün TBMM’de 2011 seçimleriyle göreve gelen toplam 79 kadın milletvekili bulunuyor.

Türkiye’de önde gelen mesleklerde ilk kadın çalışanlardan bazıları ise şöyle:

İsim

Meslek

Prof. Dr. Remziye Hisar

İlk Kadın Kimyacı

Safiye Ali

İlk Kadın Doktor

Süreyya Ağaoğlu

İlk Kadın Avukat

Sabiha Bengütaş

İlk Kadın Heykeltıraş

Tansu Çiller

İlk Kadın Başbakan

Prof. Türkan Akyol

İlk Kadın Bakan

Müfide İlhan

İlk Kadın Belediye Başkanı

Filiz Dinçmen

İlk Kadın Büyükelçi

Feriha Sanerk

İlk Kadın Emniyet Müdürü



Kadın yönetici oranında dünya ortalaması aşıldı
Grant Thornton Araştırma Raporu 2013 verilerine göre, dünya genelinde 2013’te şirketlerin üst yönetiminin yüzde 24’ü kadınlardan oluştu. Dünya ortalamasını geride bırakan Türkiye’de ise 2013 yılı kadın yönetici oranı yüzde 30 seviyesinde. Rapora göre, kadın yöneticiler oranında gelişmiş ekonomiler geride kalırken, kadın yönetici istihdamı ülkelerin büyüme oranına paralel olarak artıyor.

Ülke

2013 yılı kadın yönetici oranı (yüzde)

1. Çin

51

2. Polonya

48

3. Letonya

43

4. Estonya

40

5. Litvanya

40

6. Filipinler

37

7. Gürcistan

37

8. Tayland

36

9. Vietnam

33

10. Botsvana

32

11. Rusya

31

12. Almanya

31

13. Tayvan

31

14. Türkiye

30

15. Yunanistan

30

16. Güney Afrika

28

17. Yeni Zelanda

28

18. Belçika

28

19. Peru

27

20. Singapur

27


Türkiye’de son 5 yılın kadın yönetici yüzdelerine bakıldığında ise, 2007’deki yüzde 17’lik oran ile 2013’teki yüzde 30’luk oran arasında neredeyse 2 kata yakın artış var. 2007’den 2009’a 12 puanlık bir artış yaşanırken, 2011’den 2012’ye geçişte 6 puanlık bir artış görülüyor.

 

2013

2012

2011

2009

2007

Türkiye

30

31

25

29

17


65 bin kadına mikro kredi verildi
Öte yandan kadınların işgücüne katılım oranı da son yıllarda büyük bir artış gösterdi. 2004’te kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 23,3 iken; 2013’te yüzde 30,4’e çıktı. Kadın istihdam oranı ise 2004’te yüzde 20,8 iken; 2013’te yüzde 26,6’ya yükseldi. Bağımsız çalışan kadınlar için ise ilk defa sigorta kapsamında emzirme ödeneği uygulaması başlatıldı. Kadın girişimciler desteklenirken şimdiye kadar 65 bin kadın Mikro Kredi Uygulamasından faydalandı.

İş yaşamında ayrımcılıkla mücadele
İş Kanununda yapılan yasal düzenlemelerle annelik izni doğum öncesi ve sonrası 8’er hafta olmak üzere 16 haftaya çıkarıldı. Devlet Memurları Kanununda yapılan değişiklikle, kadın memurlara rapor alınması halinde hamileliğin 24’üncü haftasından itibaren ve doğumdan sonra 1 yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası verilmiyor. Doğum yapan memurlara verilen ücretsiz izin süresi de memur eş ile paylaşılabilecek şekilde 24 aya, emzirme izninin süresi doğum izninin bittiği andan itibaren ilk 6 ay için 3 saat, sonraki 6 ay için ise 1,5 saate çıkarıldı. Kadınların iş hayatında ayrımcılığa uğramasını engellemek ve fırsat eşitliği sağlamak adına ‘eşit işe eşit ücret hakkı’ tanındı.

25 Mayıs 2010’da çıkarılan ‘Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması Başbakanlık Genelgesi’ ile kadınların sosyal ve ekonomik konumlarının güçlenmesi, iş ve toplumsal hayatta ‘kadın-erkek eşitliğinin’ sağlanması ve kadın istihdamının arttırılması amacıyla adımlar atıldı. Cinsiyete dayalı ayrımcılıkların önlenmesi uygulamalarının takibine başlandı.

2023 yılı hedefleri arasında dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak isteyen Türkiye, kadınların istihdama katılımını artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda kadınların çalışma hayatındaki rolünü güçlendirmek ve kadınların ekonomiye katkılarını artırmak için çeşitli projeler yapılıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, maddi imkânları kısıtlı, 0-4 yaş arası çocuğu olan dul ebeveynlere kreş desteği verecek. 2012 yılında başlayan eşi vefat edenler için verilen ‘aylık maaş’ uygulamasının ardından şimdi de eşi vefat eden, boşanan veya çeşitli nedenlerle çocuğuna tek başına bakmak zorunda olan maddi durumu yetersiz ebeveynler, ücretsiz kreş desteğinden faydalanabilecek. 2014´te başlayacak olan uygulamadan çocuğu 0-4 yaş aralığında olan 2 binin üzerinde kişi faydalanacak. Uygulama babaları da kapsayacak. Ayrıca Bakanlık; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Borusan Holding arasında imzalanan işbirliği protokolü ile ‘Annemin İşi Benim Geleceğim’ projesini hayata geçiriliyor. Proje kapsamında 10 ildeki 10 organize sanayi bölgesinde (OSB) “Borusan Neşe Fabrikaları´” adıyla, 0-6 yaş grubu çocuklara yönelik olarak açılacak kreş ve gündüz bakım evleri çocuk bakımı nedeniyle çalışma imkânı bulamayan kadınların hayatını kolaylaştıracak.
 
Not: Veriler 08.03.2014 tarihine aittir.