EN

Türkiye’de Kadının Statüsü Giderek Güçleniyor


Büyüyen ekonomisi ve güçlenen demokrasisiyle Türkiye, kadın hakları konusunda ileri adımlar atmaya devam ediyor. Türkiye, kadın yönetici oranında; dünya ortalamasının ve Avrupa Birliği ülkelerinin üstünde yer alıyor. CEO pozisyonundaki kadın oranında ise Türkiye, dünyada ikinci sırada. TBMM’de kadın vekil sayısı, hala hedeflenen oranın altında olmakla beraber, son 10 yılda 3’e katlandı.

Devamını Göster »
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan beri kadının siyasi ve toplumsal haklarının geliştirilmesi yönünde öncü ülkelerden biri oldu. Özellikle son 10 yılda bu konuda pek çok reforma imza atıldı. Kadının mesleki ve toplumsal yaşamdaki rolünü artırmaya yönelik onlarca hukuki düzenleme ve uygulama hayata geçirildi. Kadına karşı şiddetle mücadele için bir yandan yasal düzenlemeler yapılırken bir yandan da caydırıcı uygulamalar ve eğitim projeleri sürdürülüyor.

Siyasi Temsil

Türkiye’de kadınlar seçme ve seçilme hakkına 1934 yılında sahip olurken, Fransa, İtalya, Belçika, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar bu hakka ancak yıllar sonra sahip olabildi.

Dünya genelinde kadınların parlamentolarda temsil edilme oranı ortalama %18 iken, 2011 seçimleriyle beraber Türkiye’de bu oran %14’e yükseldi. Son on yılda mecliste görev alan kadın vekillerin sayısı neredeyse üçe katlanarak, 1934’den beri en yüksek sayıya erişti. Bugün TBMM’de 2011 seçimleriyle göreve gelen toplam 79 kadın milletvekili bulunuyor. Ayrıca 2009 Yerel seçimlerinde 1.659 kadın aday listelere girdi.

Çalışma Hayatı

Grant Thornton Araştırma Raporu 2012 verilerine göre Türkiye, kadın yönetici sayısında 2007 yılında kaydettiği %17’lik oranı geçerek, bugün %31’e ulaştı. Türkiye bu oranla, BRIC Ülkeleri olarak adlandırılan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (%26), Avrupa Birliği (%24), Latin Amerika (%22), G7 ülkeleri (%18), Kuzey Amerika (%21) ve dünya ortalamasını geride bıraktı. Türkiye, böylelikle ilk 40 ülke içinde sekizinci olmayı başardı. Araştırma sonucuna göre Türkiye’de kadınların yönetici olarak görev aldıkları sektörlerin başında finans, insan kaynakları ve pazarlama geliyor.

Dünya Ekonomi Forumu tarafından yayınlanan “İş Dünyasında Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2010 Raporuna göre, CEO pozisyonundaki kadın oranında Türkiye, Finlandiya’nın ardından dünyada ikinci sırada yer aldı. Dünya ortalaması %5’in altında iken, Türkiye’de aynı oran %12 olarak açıklandı.

Türkiye’nin önde gelen şirketlerini yöneten isimler arasında Vodafone Türkiye CEO’su Serpil Timuray, OMV Petrol Ofisi Genel Müdürü Gülsüm Azeri, Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin, ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay, Abdi İbrahim Genel Müdürü Candan Karabağlı gibi onlarca iş kadını var.

2004’te İş Kanununda yapılan yasal düzenlemelerle annelik izni doğum öncesi ve sonrası sekizer hafta olmak üzere on altı haftaya çıkarıldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, doğum izninin yirmi dört haftaya (altı ay) çıkarılması ve maliyetinin devlet tarafından karşılanmasına yönelik çalışmalar yapıldığını açıkladı.

2003 yılında yapılan değişikliklerle kadınların iş hayatında ayrımcılığa uğramasını engellemek ve fırsat eşitliği sağlamak adına “eşit işe eşit ücret hakkı” tanındı.

25 Mayıs 2010’da çıkarılan Başbakanlık Genelgesi ile kadınların sosyal ve ekonomik konumlarının güçlenmesi, iş ve toplumsal hayatta “kadın-erkek eşitliğinin” sağlanması, kadın istihdamının arttırılması amacıyla “Kadın İstihdamı Üst Kurulu” oluşturuldu. Cinsiyete dayalı ayrımcılıkların önlenmesi uygulamalarının takibine başlandı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre 2004 yılında kadınların işgücüne katılma oranı %23,3 iken 2012 yılında bu oran %29,5’e yükseldi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, oda ve borsa meclislerinde görev alan kadın girişimci sayısının son birkaç yılda %192 artarak 51´den 149´a yükseldiğini açıkladı.

“İstihdam Endeksli İmalatçı Esnaf, Sanatkar ve KOBİ Destek Kredisi”nde kadın esnaf ve sanatkarlara pozitif ayrımcılık uygulamasına gidildi, daha yüksek oranda kredi kullanmalarının önü açıldı.

2012 yılında istihdam edilen kadınların %45,8’i hizmet, % 39,3’ü tarım ve % 14,9’u sanayi sektöründe yer alırken, uzun yıllar yoğun biçimde tarım sektöründe ve ücretsiz aile işçisi biçiminde istihdama katılan kadınlar, ekonominin büyümesine de paralel olarak hizmet sektöründe istihdam edilmeye başlandı.

2023 yılı hedefleri arasında dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak isteyen Türkiye, kadınların istihdama katılımını artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda kadınların çalışma hayatındaki rolünü güçlendirmek ve kadınların ekonomiye katkılarını artırmak için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Borusan Holding “Annemin İşi Benim Geleceğim” işbirliğiyle hayata geçiriliyor. Proje kapsamında 10 ildeki 10 organize sanayi bölgesinde (OSB) adıyla, 0-6 yaş grubu çocuklara yönelik olarak açılacak kreş ve gündüz bakım evleri çocuk bakımı nedeniyle çalışma imkanı bulamayan kadınların hayatını kolaylaştıracak.

Eğitim Hayatı

Son yıllarda gerçekleştirilen bireysel ve aile odaklı destekler aracılığıyla kız çocuklarının okullaşma oranı önemli derece arttı. 2011-2012 öğretim yılında okullaşma oranı %98,67’ye ulaştı; erkek ve kız çocukları için net okullaşma oranı sırasıyla %98,77 ve %98,56 olarak gerçekleşti.

Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF Türkiye tarafından ortaklaşa yürütülen “Haydi Kızlar Okula” kampanyası ile 350.000 kız okula kayıt oldu.

2008 yılında 15 yaş üstü 3 milyon kadının okuma yazma öğrenmesi hedefiyle başlatılan “Ana Kız Okuldayız” kampanyası ile bir milyon kişi okuma yazma bilenler safına katıldı. Söz konusu Kampanya, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında 2010 yılında yapılan değerlendirmede, eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında iyi uygulama örneği olarak seçildi.

Kadına Yönelik Şiddetle Savaş

Türkiye’nin son dönemlerde kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve mağdurlarının korunması için verdiği mücadele etkin şekilde devam ediyor. Gerek yasal ve idari tedbirlerle, gerek zihinsel dönüşümün sağlanması adına düzenlenen çeşitli kampanya ve projelerle, Türkiye kadın hakları konusunda başarılı gelişimini sürdürüyor.

2004 yılında Türk Ceza Kanununda yapılan değişikliklerle töre ve namus gerekçesi ile işlenen suçlar için öngörülen cezalar ağırlaştırıldı, işyerindeki taciz olayları suç kapsamına alındı ve evlilik içi tecavüz cezayı gerektiren bir suç haline geldi. 2005’te TBMM’de Töre ve Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu kuruldu.

Çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanununa göre Nüfusu 50 bini aşan yerel yönetimlere kadın sığınma evi açma zorunluluğu getirildi.

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kurularak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına şiddetin önlenmesi için koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapma görevi verildi.

Şiddete uğrayan kadınlara danışmanlık hizmeti veren ALO 183 Hattı açıldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğiyle “Şiddet Mağdurlarının Korunmasında Elektronik Destek Sistemi” pilot uygulamasını başlattı; Elektronik Kelepçe ve Panik Butonu uygulamalarını içeren koruma sistemi devreye girdi.

Türkiye Kasım 2011’de Kadınlara yönelik şiddet ve Aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin olarak hazırlanan Avrupa Konseyi sözleşmesini (İstanbul Sözleşmesi) imzalayarak Avrupa Konseyi içinde onaylayan ilk ülke oldu.

Yasal düzenlemelerin yanı sıra, toplumsal bilinçlenme ve kadınların eğitimine yönelik pek çok proje hayata geçirildi; örneğin “Anne, Baba, Çocuk Eğitimi Projesi” ile aile ile ilgili konularda panel, konferans, kurs ve ev ve köy ziyaretleri yoluyla ailelere ulaşıldı. Bu kapsamda “aile içi şiddet, aile planlaması, töre ve namus cinayetleri, kadına karşı şiddet, çocuk istismarı” gibi konularda eğitim verildi.

Yasal Haklar

Türkiye´de kadın-erkek eşitliği ilkesi, 2001 yılında Anayasa’nın 41. ve 66. maddelerinde, 2004 yılında 10. ve 90. maddelerinde, 2010 yılında ise yine 10. maddesinde yapılan değişikliklerle güçlendirildi. Anayasanın 10. maddesi uyarınca “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.”

Eylül 2010’da Anayasa’da yapılan değişiklikle kadınlar, çocuklar, özürlüler, yaşlıların haklarının korunması yönünde alınacak ilave tedbirlerin “eşitlik” ilkesine aykırı olmadığı belirtilerek, kadınlar pozitif ayrımcılık kapsamına alındı.

Ayrıca Anayasanın 41. maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.” ibaresine yer verirken, 2005 yılında Medeni Kanunda yapılan yasal düzenlemelerle evlilik süresince edinilen mallar genel olarak eşlerin ortak kazanımında sayılarak, evlilik rejiminin sona ermesinde de paylaşımın bu kıstasla düzenleneceği belirtildi.

2009 yılında Cumhuriyet Tarihinde bir ilk gerçekleştirilerek TBMM bünyesinde Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kuruldu.