EN

Türkiye-Ürdün Çalıştayı, Amman’da düzenlendi


Koordinatörlüğümüzün düzenli faaliyetlerinden ‘Ülke Programları’ kapsamında, 26 Mayıs 2014’te Amman’da ‘Ortadoğu Üzerine İstişareler: Türkiye-Ürdün –Değişen Bölgesel Çevrede İlişkiler’ başlıklı bir çalıştay düzenlendi.

Devamını Göster »
Ortadoğu’da son yıllarda değişen dengeler ışığında, Türkiye ile Ürdün arasındaki ikili ilişkilerin masaya yatırıldığı çalıştay, Koordinatörlüğümüzün yanı sıra, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM), Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) ile Ürdün Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Merkezi işbirliğinde düzenlendi.  

Ürdün’ün başkenti Amman’da yapılan bir günlük çalıştayda, bölgesel gelişmelere ilişkin çeşitli yaklaşımlar, bölgesel dönüşümün Türkiye ile Ürdün üzerindeki etkisi, komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin durumu ile iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler ele alındı.

´Kimse mucize beklememeli´
Ürdün Üniversitesi´nde yapılan çalıştayın ilk oturumunda konuşan SAM Diplomasi Akademisi Başkanı Doç. Dr. Mesut Özcan, Arap uyanışından mucize beklenmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye´nin halk protestoları ile başlayan Arap uyanışını halkın talepleri olarak gördüğünü ve desteklediğini belirten Özcan, değişim sürecinin kademeli olduğunu, bu süreçte çaba sarf edilmesi gerektiğini ve sabırlı olunması gerektiğini ifade etti. Özcan, Arap uyanışında halkın büyük beklenti içinde olduğunu kaydederek, "Bu bir süreçtir. Bir gecede tam demokratik bir sisteme geçilmesi beklenemez. Kimse mucize beklememeli" dedi.

Çalıştayda konuşan Ürdün Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Musa Şetivi, Arap uyanışının olduğu ülkelerde uluslararası güçlerin otorite kullanmak için yarıştığını ve devrimlerin olduğu ülkelerde geçiş sürecinin uzun olacağını anlattı. Ürdün´ün Arap uyanışına yaklaşımını anlatan Şetivi, "Ürdün, Esed´in gitmesi ya da kalmasıyla ilgilenmiyor. Ürdün için önemli olan bu krizin sona ermesi çünkü sığınmacı konusunda olduğu gibi Ürdün, Suriye´deki gelişmelerden doğrudan etkileniyor" diye konuştu.

´Bölgenin güvenlik yapısı değişti´
Prof. Dr. Ali Resul Usul sunumunda, bölgenin stabil iki ülkesi Ürdün ve Türkiye´nin bölgede barış ortamını sağlama görevi olduğunu vurgulayarak, bu yuvarlak masa toplantısının tek seferlik bir etkinlik olmayacağını sivil toplumlar ve düşünce kuruluşları arasında etkinliğin artarak devam edeceğini belitti. Doç. Dr. Şaban Kardaş ise konuşmasında Arap Baharı ile birlikte bölgedeki güvenlik yapısının değiştiğinin altını çizdi.

Arap Dünyasının monolitik bir şekilde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Nur Köprülü,"Bu yüzden Arap Baharı okumalarının da tek bir açıdan yapılıyor ancak yaşanan süreçte her ülkenin dinamiklerinin farklı olduğunun iyice ortaya çıktı" dedi. Prof. Dr. Harun Öztürkler ise konuşmasında, Türkiye ile Ürdün ekonomisini ayrı ayrı masaya yatırarak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri mercek altına aldı.

Hamdi Tabbaa da Ürdünlü sanayiciler ile Türkiye´deki meslekdaşları arasındaki ilişkiler hakkında bilgiler vererek, iki ayda bir Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde yapılan düzenli toplantıların önemini dile getirdi. Toplantının son oturumuna katılan Büyükelçi Sedat Önal ise Arap Baharı olarak adlandırılan olayları Arap uyanışı olarak adlandırmayı tercih ettiğini belirterek; insanların bu süreçle beraber uyandığını ve yeniden uyumayacağını söyledi.

Çalıştay katılımcıları arasında, Prof. Dr. Ali Resul Usul, Doç. Dr. Şaban Kardaş, Doç. Dr. Ramazan Yıldırım, Doç Dr. Mesut Özcan, Doç. Dr. Ferhat Pirinçci, Fatih Özer, Doç. Dr. Nur Köprülü, Prof. Dr. Harun Öztürkler, Prof. Dr. Musa Şetivi, Dr. Walid Alkhatib, Hamdi Tabbaa ile Koordinatörlüğümüz uzmanlarından Musa Özdemir ile Onur Okudan yer aldı.