EN

Restorasyonu tamamlanan ´Edirne Büyük Sinagogu´ açıldı


Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen ‘Edirne Büyük Sinagogu’, 26 Mart 2015 Perşembe günü Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç´ın katıldığı törenle açıldı.

Devamını Göster »
Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilen Büyük Edirne Sinagogu törenle açıldı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Fener Rum Patriği Bartholomeos, diplomatik temsilci ve çok sayıda Yahudi´nin katıldığı tören, 500. Yıl Vakfı Kurucu Başkan Vekili Naim Güleryüz´ün sinagog hakkında bilgi vermesiyle başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile rahatsız olduğu için törene katılamayan Hahambaşı İsak Haleva´nın restorasyonun gerçekleşmesine emeği geçenlere teşekkür mesajının okunmasının ardından, maftirim korosu, Edirne yöresine ait Türk sanat müziği formunda ilahiler okudu.Tevrat´ın sinagoga intikali sonrasında ise On Emir okundu ve Hahambaşı Vekili Rav Naftali Haleva törene katılanları kutsadı.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde Türkiye Cumhuriyeti´nin esenliği ve yücelmesi için Anoten Duası edildi, Ulus Musevi Okulu öğrencileri mini konser verdi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç törende yapıtığı konuşmada, Edirne kentinin önemine değinerek, "Edirne bir başşehirdir. Sadece bir başşehir değil bu topraklarda yaşayan medeniyetin, iradeden ruhunu, estetiğini, kudretini simgeleştirmiş, topraklarında ölümsüzleştirmiş, abideleştirmiş bir şehirdir. Edirne tarihin büyük imtihanlarını başarıyla vermiştir. Şairin dediği gibi ´Üç nehri zülfüne bağlayan güzel, boynu bükük lalesi ağlayan güzel.´ İşte bugün bu mukaddes şehirde Edirneli kardeşlerimizin Türk Musevi cemaatinin uzun süredir özlemle beklediği şehrin simge eserlerinden Büyük Sinagog´u tekrar Edirnemize kazandırmak, açmak için bir araya geldik" dedi. 

Arınç, sinagogun, 1909 yılında Avrupa´nın en büyük ikinci sinagogu olarak açıldığını ancak ilerleyen yıllarda bakımsızlık sebebiyle harabe haline geldiğini belirterek, sinagogun, 2010 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünün, takriben 4 milyon lira bütçe ayırarak başlattığı büyük restorasyon sonucunda eski azametine kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyduğunu kaydetti. Arınç, "Türkler ve Yahudiler, bu topraklarda tarih boyunca barış ve karşılıklı hoşgörü içerisinde yaşadı. Edirne şehrimiz bunun sayısız örneklerinden birisidir. Osmanlı Sultanı 1. Murad, 1361 yılında Edirne´yi fethetmesinin ardından Anadolu´daki Romanyot Yahudilerini şehre yerleşmek üzere davet etmiş, takip eden on yıllarda Macaristan´dan ve Fransa´dan ayrılmak zorunda kalan Yahudiler de Edirne´de güvenli bir yer bulmuştur. 1492 yılından sonra ise İber Yarımadası´nı terk ederek Osmanlı´ya sığınan Sefarad Yahudileri şehre yerleşmişlerdir. Yeni göçmenler geldikleri bu kenti kısa sürede benimsemiş ve Edirne´nin önemli bir ticaret ve kültür merkezi olarak gelişmesine katkı sunmuşlardır. Böylece 100 yıllardır yaşadıkları bu Osmanlı şehri neredeyse Yahudiler için bir anavatan haline gelmiştir" dedi. 

Arınç, 1900´lü yılların başında Edirne´de sayıları 20 bini aşan Yahudi´nin, Balkan Savaşları´nda Edirne müdafaasında Müslüman komşularıyla Edirne için göğüslerini siper ettiğini ve kayıplar verdiğini anımsattı.

´Birlikte yaşama geleneğinin örneği´
Edirne´nin, ortak kaderin vücut bulduğu bir şehir olduğunu, tüm Edirnelilerin bugün Selimiye Camisi duvarlarında top mermileriyle simgeleşmiş bir yağma ve acıyı yaşadığını dile getiren Arınç, "Balkan Şehitleri´ni andığımız bugün, bir yanda hüznü yaşarken kadim Edirne´nin geçmişindeki acıları ve sevinçleri de aynı gün yaşama imkanı buluyoruz. Başta Edirne´yi kahramanca savunan Şükrü Paşa olmak üzere, Edirne savunmasında toprağa düşen tüm şehitlerimize Allah´tan rahmet diliyorum. Bu savaşta Müslüman dostları, komşularıyla birlikte hayatını kaybeden Yahudileri şükranla yad ediyorum. İbadet özgürlüğü ve birlikte yaşamanın bir gelenek olduğu Osmanlı´da bizzat 2. Abdülhamit´in talimatıyla inşa edilen Büyük Edirne Sinagog´u, söz konusu geleneğin günümüze yansıyan en somut örneklerindendir. Bu sebeple ecdadımızdan kalan bu eseri ayağa kaldırmak bizim için bir görev olmuştur" diye konuştu. 

Arınç, Türkiye´de son yıllarda hız verilen demokratikleşme çalışmaları çerçevesinde farklı inanç ve kültürlere ait grupların özgürce yaşaması için çalışmalar sürdürüldüğünü belirtti. İbadet yerlerinin ihyasına devam edilirken vakıf mallarının iadesinin de devam ettiğini belirten Arınç, "Bu kapsamda vakıflar mevzuatında yapılan mevzuat düzenlemesiyle 2003 - 2014 yılları arasında bin 29 taşınmaz malın cemaat vakıfları adına tesciline, 21 taşınmaz malın da bedelini cemaat vakıflarına ödenmesine karar verilmiştir" dedi.

´Hepimiz aynı bahçenin gülleriyiz´
Arınç, devletler arası ilişkilerle toplumlar arası ilişkilerin farklı olduğunu vurguladı. Son yıllarda İsrail hükümetiyle ilişkilerdeki sorunlar nedeniyle bazı çevrelerin Türkiye´ye yönelik suçlamalar getirdiğini, aynı şekilde bazı grupların da Türk Musevi cemaatini suçladığını üzüntüyle gözlemlediklerini aktaran Arınç, "Yahudilerle aramızdaki bağ İsrail´in varlığıyla başlamış bir bağ değildir. Ülkemiz dünyanın farklı yerlerinde zulüm görmüş Yahudilerin ihtiyaç duyduklarında sığınacakları huzur limanı olmuştur. Gerek 500 yıl önce İspanya´da, 1930´lu yıllarda Nazi Almanya´sından kaçarak gelen Yahudiler bu toprakları vatanları olarak kabul etmişve ülkemize her alanda çok değerli katkıları olmuştur. Bu çerçevede Sayın Başbakanımızın ve bendenizin de katıldığı 15 Şubat 2015 tarihinde farklı inanç gruplarının temsilcileri ve kanaat önderlerinin katıldığı yemekte dile getirdikleri hususu bir kez daha ifade etmek isterim. Bu ülkede var olan her inanç ve kültürel grup aynı bahçenin gülleridir. Her biri bu toprakların asli unsurudur. Herhangi bir grubun bir başka gruba üstünlüğü de bulunmamaktadır" diye konuştu. 

´Ülkemizin ayrılmaz bir parçası´
Arınç, Fatih Sultan Mehmet´in İstanbul´u fethettiğinde, yeni kuracağı şehre yalnızca Türklerin değil yakın coğrafyadaki farklı grupların da iskan edilmesini arzuladığını, bu bağlamda dönemin Edirne başhahamından Avrupa Yahudilerine gelip İstanbul´a yerleşmeleri daveti yapıldığını belirten Arınç, "Bu davete icabet ederek İstanbul´a gelen Yahudiler, bu benzersiz şehrin kurulması ve yaşatılmasında ter dökmüşler, emek vermişlerdir. Bu vatanda bir Müslüman´ın ne kadar hakkı varsa, bir Yahudi´nin, bir Hristiyan´ın ve bir başka inanç gruba mensup kişinin de o kadar hakkı vardır. Bu bağlamda Türk Musevi cemaati, ülkemizin ayrılmaz bir parçası ve paydaşımızdır" dedi.

Arınç, dünya genelinde antisemitizmin, islamofobinin, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın arttığına değindi. Toplumların gelişmesiyle tarihin karanlığına gömüldüğünü düşündükleri hastalıklarla mücadelede, gerek devletlere gerekse sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düştüğüne dikkati çeken Arınç, "Bu bağlamda Türkiye 2008 yılından bu yana antisemitizimle mücadeleye odaklanan uluslararası hükümetler arası örgüt olan Holokost Anma İttifakı toplantılarına gözlemci olarak geniş bir heyetle katılmaktadır. Heyetimiz içerisinde Dışişleri Bakanlığımızın, Türk Musevi cemaatinin temsilcilerinin yanı sıra YÖK ve Mili Eğitim Bakanlığı temsilcilerimiz de yer almaktadır. Örgüte tam üye olma yönünde samimi bir istek ve gayret içerisinde olduğumuzu belirtirim. Ayrıca ülkemiz, Uluslararası Holokost Anma İttifakı çerçevesindeki projelerde yer alan antisemitizmle mücadele için seminerler, sergiler, konferanslar düzenleme faaliyetlerine katılmaktadır. Bu çerçevede bu yıl 70. yıl dönümü düzenlenen Holokost Anma Günü´ne devletimiz büyük katılımla iştirak etmiştir. Bu arada Polonya´daki Auschwitz-Birkenau Müzesi´ne de bu yıl da mütevazı bir bağışta bulunduğumuzu katkımızı 3 katına çıkardığımızı belirtmek isterim" diye konuştu. 

Arınç ayrıca, Türkler ve Yahudiler arasındaki tarihteki en dramatik sayfa olan Struma faciasının bu yıl ilk kez 24 Şubat´ta devlet töreniyle anıldığını hatırlattı. Dünyada yaşayan Yahudilere çağrıda bulunan Arınç, "Eğer burada yaşamak isterseniz sizi kucaklayacak 78 milyon burada" diye konuştu.

Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, açılışta, inançların ayrılık ve kargaşadan çok birlikte yaşama ve hoşgörünün vesilesi olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti coğrafyasında çağın bütün huzursuzluklarına rağmen bir araya gelmeyi temenni eden bir olay olduğunu söyledi.

İnsanlığa, "Bırak ikiliği gel birliğe ulaş" diyen derviş Yunus´un ve böyle bir medeniyetin çocuklarının bugün de aynı hassasiyetle insanlığa katkı yaptığını belirten Ertem, "Vakfılar Genel Müdürlüğünün görevi, kendisine emanet edilmiş vakıfların vakfiyeleri doğrultusunda yaşamalarını sağlamaktır. Vakıflar Genel Müdürlüğü sadece Müslüman tebaa tarafından korunan emanetlere değil, aynı zamanda Osmanlı´nın asli unsuru olan diğer dinlere mensup kişiler tarafından kurulan vakıflar da emanet edilmiştir. Hiçbir ayırım gözetmeksizin bu mirası geleceğe taşıyacağımızı ifade etmek isterim" dedi.

´Sevgilimize kavuştuğumuz gündür´
Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh ise Edirne Büyük Sinagogu´nun restorasyonuna katkı sağlayan ve çalışan herkese teşekkür etti. Balkan şehitleri için de dua ettiklerini belirten İbrahimzadeh, "1913 yılının 26 Mart´ında Edirnemiz düştüğünde burayı teslim alanların başı olan komutan Vizor, Edirne Hahambaşımıza gelerek, kendilerini nasıl hissettiklerini sorar, hahambaşımız da cevaben ´Kendimizi dul kalmış bir sevgili gibi hissediyoruz´ der ancak ayrılık kısa sürer. Edirne tekrar alınır. Sevgilimize kavuşamayacağımızı düşünürken bugün Edirne Sinagog´umuza, sevgilimize kavuştuğumuz gündür. Cemaatim adına hepiniz hoş geldiniz diyorum" şeklinde konuştu.

Sinagog´un inşasının Abdülhamit Han tarafından yaptırıldığını anlatan İbrahimzadeh, "Kader birliği yapmış bizler zamanla ayrıştırıldık, ötekileştirildik. Dün haber ajanslarımızın haber başlıklarında gördüğümüz kadarıyla ´hoşgörü yeniden inşa edildi´ başlığını attılar" diye konuştu.

´Cumhurbaşkanımız, bu değişimi siz yarattınız´
İbrahimzadeh, "Bizi düşman ve vatan haini şeklinde gösteren söylemler karşısında, her seferinde kendimizi, bu vatanın sadık ve faydalı vatandaşları olduğumuz açıklamaları yapmak zorunda hissetmişiz. Bu çıkmazdan ilerlenememiş, içimize kapanmışız. Toplum olarak geleceğe olan umudumuzu kaybetmişiz. İşte bugün Edirne Sinagogu´nun açılışı bu söylemlere ayrışmalara devletimizin vermiş olduğu eni iyi cevaptır, bizim için bir milattır. Teşekkür ediyorum. Azınlık vakıflarının hukuki şekilde mazbut hale getirilen taşınmazları bizim için ilk kez devletimiz tarafından vakfiyesinin doğrultusunda hizmete alınmış ve devletimiz bu konulardaki ezberleri ve ön yargıları kırmıştır. Doğrudur ki daha kat edilecek yolumuz var ancak şükrediyorum ki ilerleyebileceğimiz bir yol da var" dedi.

İbrahimzadeh, Cumhurbaşkanı Erdoğan´ı beş yıl önce Başbakanlık makamındayken gördüğünü anımsattı. Erdoğan´ın, azınlık hakları konuları açıldığında, "Hak neyse ve kimin hakkıysa hukuku ona göre düzenlemeliyiz" şeklinde konuştuğunu ifade eden İbrahimzadeh, "Bu söylemleri alışılagelmiş söylemler olarak değerlendirmiştim ancak zaman içerisinde bizlere imkansız gibi gözüken cemaatimize hak verilmesi, yaşayan vakıflarımızın iadesi, okullarımıza verilen haklarla ön yargılarımızı kırmamıza sebep olan Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Bu değişimi siz yarattınız, çok teşekkür ediyorum" dedi.

Büyük Sinagog´da 46 yıl sonra ilk ibadet
Öğleden sonra gerçekleştirilen açılış öncesinde Büyük Sinagog´da 46 yıl sonra ilk ibadet yapıldı.

Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh´in de katıldığı ibadetteki dua, Büyük Sinagog´da en son ibadeti yöneten David Azuz tarafından yaptırıldı. Tevrat´ın da getirildiği Büyük Sinagog´da 10 Emir ve ilahiler okundu. Azuz, 46 yıl aradan sonra yeniden Büyük Sinagog´da ibadete katılmanın heyecan verici olduğunu söyledi. Restorasyona emeği geçenlere teşekkür eden Azuz, "Başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olmak üzere emeğe geçenlere teşekkür ediyorum" dedi.

Bu arada, sinagoga giden yola Edirne Belediyesi tarafından, "Kadim komşularımız evinize hoş geldiniz" pankartı asıldı.

Balkanların en büyük, Avrupa´nın 3. büyük sinagogu
Ocak 1906’da Osmanlı Hükümetinin izni ve II. Abdülhamid´in fermanıyla yaptırılan ve 3 kutsal dinin ibadethanelerine ev sahipliği eden Edirne’nin en önemli inanç merkezlerinden biri olan Büyük Sinagog, Balkanların en büyük, Avrupa´nın ise üçüncü büyük sinagogu olma özelliğine sahip.

Restorasyon çalışmaları 5 yılda tamamlandı
Büyük Edirne Sinagogu’nun aslına uygun biçimde restore edilerek yeniden açılması, Anadolu topraklarındaki barış içinde birlikte yaşama kültürünün bir başka örneğini teşkil ediyor. Türkiye’nin farklı inanç gruplarının dini özgürlük ve toplumsal yaşam taleplerine yönelik hayata geçirdiği reformlar kapsamında 2010 yılında restorasyonuna başlanan Büyük Sinagog, 5 yıllık çalışmanın ardından ibadete açılacak.

Büyük Sinagog’un restorasyonu kapsamında yapılan çalışmalar ise şöyle:
  • 2746 metrekarelik bir kullanım alanına sahip toplam üç binadan oluşan Sinagog 2010 yılının son aylarında Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyon kapsamına alınarak yenilendi.
  • Sinagonun onarımı kapsamında çöken çatısı ile içerisi temizlenerek temel takviyesi yapıldı, yıkılan beden duvarları tamamlandı ve çelik konstrüksiyonu yapılarak çatısı kapatıldı. İçte sıva imalatları tamamlanarak yaklaşık 2000 m² olan kalem işi uygulamaları bitirildi.
  • Sinagogta yer alan İbranice kitabe ve duvar yazılarının okunması, yazılması ve çevrilmesi hususunda Türk Musevi Cemaati ve Türkiye Hahambaşılığından yardım alındı.
  • Tüm kalem işlerinde ve dış cephede, yaklaşık 50 yıl dayanabilecek silikat esaslı boya kullanıldı.
  • Zemin döşemelerinin orijinal desen ve renklerine uygun olarak tamamlanması işi Ermeni Usta Baron Nalbant tarafından gerçekleştirildi.
  • Kule üzerindeki çinko kaplamalar orijinaline uygun olarak Romanya’dan gelen sac ustaları tarafından yapıldı.
  • Yapıda yaklaşık 60 ton ağırlığında makas sistemi, demir profil ve kutu profil kullanıldı.
  • Restorasyon çalışmaları, konularında uzman 5 kişilik Bilim Heyeti Danışmanlığında yürütüldü. 

TÜRKİYE´DE FARKLI İNANÇ GRUPLARINA YÖNELİK YAPILAN REFORMLAR