EN

IKBY Gazeteci Heyeti Programı Ankara´da düzenlendi


Koordinatörlüğümüz ile Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü işbirliğiyle 12-13 Ağustos 2015 tarihleri arasında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Gazeteci Heyeti Programı düzenlendi. Program kapsamında IKBY’den 24 kişilik gazeteci heyeti Ankara’da temaslarda bulundu. Heyet, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kabul edildi.

Devamını Göster »
Görüşmede, gazetecilere seslenen Başbakan Davutoğlu, "Gün dostlukları pekiştirme günü, gün Ortadoğu´ya barış getirme günü. Biz Ortadoğu´nun kadim halklarının mutlak surette bir araya gelmesinin gerektiğine inanıyoruz. Parçalanan coğrafyada, parçalanan yürekler istemiyoruz. Hele hele DAEŞ´in terör saldırılarıyla ya da Suriye rejiminin varil bombalarıyla parçalanan vücutları görmek istemiyoruz" dedi. 

Önemli bir tarihi kavşaktan geçildiğini dile getiren Davutoğlu, "Ortadoğu coğrafyası son 500-600 senedir belki de en yoğun bunalımların yaşandığı bir yüzyılın içinden çok ciddi çatışma risklerini barındıran bir dönemden geçiyor. Yüzyıllık tasfiyeler, hesaplaşmalar çok kısa sürelerle toplulukları karşı karşıya getirme riski taşıyor. Yüzyıl önce Kut´ül Ammare´de aynı safta savaşan ve hepimizin ortak tarihi geçmişi itibarıyla onurumuzu korumak için omuz omuza veren Türkler, Kürtler, Araplar, Müslümanlar, Hıristiyanlar, Sünniler, Şiiler hangi değerler için orada, I. Dünya Savaşı´nda işgal ordularına karşı omuz omuza vermişlerse bugün de aslında aynı değerler için omuz omuza vermemizin vaktidir. Yüzyıl önce coğrafyamız bölündü, asırlarca bir arada yaşayan topluluklar birbirinden koparıldı. Nice perde gerisi anlaşmalarla tabiri caizse et kemikten ayrıldı ve şehirler, dağlar, ovalar, tren yolları dahi birbirine yabancılaştırıldı. Eğer bizim dedelerimizin Kut´ül Ammare´de yan yana savaştığı günleri düşünürsek muhtemelen birbirlerini çok iyi anlıyorlardı ve muhtemelen tercümansız konuşuyorlardı. Tercüman icap etmişse dahi muhtemelen gönüllerini açtıklarında birbirlerine hasım değil, can dostu olarak bakıyorlardı. Birbirlerine sırt, omuz vermişlerdi."

´Kopardılar dostu dosttan, kardeşi kardeşten´
Bir destan olarak nitelendirdiği Kut´ül Ammare´de, I. Dünya Savaşı´nda son kez Ortadoğu halklarının Bağdat´ın, Musul´un, Kerkük´ün, Erbil´in, Süleymaniye´nin, Basra´nın onuru için bir araya geldiğini belirten Davutoğlu, "Sonra ayırdılar bizi. Kopardılar dostu dosttan, kardeşi kardeşten. Ülkeleri ayırmaları yetmediği gibi şehirleri ayırdılar, ´Şu şehir Arap şehridir´, ´Şu şehir Türk şehridir´, ´Şu şehir Kürt şehridir´, ´Şu şehir Şii´dir´, ´Şu şehir Sünni´dir´ dediler" ifadesini kullandı. Türkiye´nin olumlu davranışlarının tüm Ortadoğu tarafından bilindiğine dikkati çeken Davutoğlu, "Onlarca yıl birbirinden koparılmış Türkiye-Suriye ilişkilerini nasıl yakın bir ilişkiye getirdiğimizi bütün Ortadoğu bilir, ta ki Beşşar Esad kendi halkına zulmetmeye başlayıncaya kadar. Türklerle Kürtleri birbirine düşürmek için Erbil ve Süleymaniye´de, kardeş şehirlerde Türkiye´nin oradaki algısını bozmak için ne kadar çaba sarf edildiğini, buna karşılık nasıl bugün Erbil´in her pazarında, sokağında Türkiye´ye muhabbet duyulduğunu, Türkiye´de de Erbil´deki kardeşlerimizin etnik ve mezhebi kökenlerine bakılmaksızın nasıl dost bilindiğini hepiniz takip ediyorsunuz" dedi.

Kürt, Türk, Arap aşiretlerinin ortak bağlarla hemen hemen aynı değerleri paylaştığını, savunduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, "Gün dostlukları pekiştirme günü, gün Ortadoğu´ya barış getirme günü. Biz Ortadoğu´nun kadim halklarının mutlak surette bir araya gelmesinin gerektiğine inanıyoruz. Parçalanan coğrafyada parçalanan yürekler istemiyoruz. Hele hele DAEŞ´in terör saldırılarıyla ya da Suriye rejiminin varil bombalarıyla parçalanan vücutları görmek istemiyoruz. Ülkelerin parçalanmasını değil, ülkelerin birbirleriyle daha çok bütünleşmesini istiyoruz. Aşiretlerin, mahallelerin bölünmesini değil, asırlarca ortak evliliklerle bir arada olmuş insanların, kardeşlerin bir araya gelmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.

´Mezopotamya´nın, Anadolu´nun kardeş çocuklarıyız´
Bölgede çok akım, devlet, siyasi yaklaşımın olduğunun zannedildiğini, kendi kanaatine göre ise bölgede iki akım ve yaklaşımın olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bunlardan birincisinin farklılıkları görüp bunlar üzerinden birleştirici ama tekleştirmeyen erdemli siyaset anlayışı olduğunu söyledi. Diğerinin ise kardeşi kardeşten koparan, ayrıştırıcı ve tek tipleştirici zihniyet olduğunu dile getiren Davutoğlu "İşte bunların özellikle son 5 yıldır, özellikle Arap Baharı´nın başlamasından bu yana, daha önce de Irak´ta özellikle Saddam döneminden kalan acılardan sonra Irak Savaşı ile birlikte gelen parçalanmalarla birlikte hepimiz sınavdan geçiyoruz. Biz Türkiye olarak şunu savunduk, bugün de savunuyoruz, hepimiz Adem ile Havva´nın çocukları, Hazreti İbrahim´in İbrahimi geleneğinin unsurları, Mezopotamya´nın, Anadolu´nun kardeş çocuklarıyız. Sınırlar bizi ayırmış olsa bile sınırların ötesinde gönüllerimizi ayırt etmek mümkün değil" dedi.

Davutoğlu, Irak´ın kendileri için aziz dost olduğunu, Basra, Erbil, Kerkük, Bağdat, Musul, Süleymaniye arasında ayrım yapmadıklarını dile getirdi. Başbakan Davutoğlu, "Irak halkının huzuru için, kardeşliği için her türlü yardım ve desteği vermeye hazırız. Yine benzer şekilde Suriye´de bütün şehirler bizim için mukaddes emanettir, bütün Suriyeli kardeşlerimizi, gerektiğinde, insani yardım yapmamız gerektiğinde kendi kardeşimizden ayırt etmiyoruz. Bakın sizler şahitsiniz, sınır boylarından Irak ve Suriye´den bize gelen hiç kimseye biz kimlik sormadık" dedi.

Kobani´den, DAEŞ baskısından kaçan 192 bin kişiyi de 3 günde kabul edildiğini dile getiren Davutoğlu, "Türk müsün, Kürt müsün, Arap mısın diye sormadık. Size ve sizin üzerinizden Irak´taki bütün kardeşlerime, Erbil´deki, Süleymaniye´deki bütün kardeşlerime hitaben söylüyorum, bizim kapımıza kim gelirse, soframıza kim gelirse en aziz bir misafir olarak ağırlanır. Kerkük şehrinde Türkmenler, Araplar, Kürtler yan yana yaşadığında en mutlu ülke biz oluruz. Geçtiğimiz yıl içinde 20 bin Ezidi, Türkiye´ye geldiğinde kimlik sormadık. Süryaniler geldiğinde Suriye´den sormadık, 200 bin Iraklı kardeşimizi 1 milyon 800 bin Suriyeli kardeşimizi bugün Türkiye´de ağırlıyoruz" diye konuştu.

‘Sınır ötesindeki tüm kardeşlerimize kucağımız açıktır’
PKK´ya yönelik operasyonlar nedeniyle haklarında tahrifat ve tezvirat yapanlara özellikle Kürtçe yayın yapan televizyonlar aracılığıyla seslendiğini belirten Davutoğlu, "Bazıları bunu Kürtler, Kürt gruplarla savaş gibi yansıtıyor. Hayır arkadaşlar. PKK´ya karşı yürüttüğümüz operasyonlar kesinlikle Kürtlere yönelik, Kürtlere karşı değildir. Sınır ötesindeki Kürt kardeşlerimiz, sınır ötesindeki Türkmen kardeşlerimiz gibi bizim için azizdir, tarihin emanetidir. Bayırbucak Türkmeni ile Haseke Kürdü arasında ya da Kerkük Türkmeni ile Süleymaniye, Erbil Kürdü arasında, Telafer Türkmeni ile Erbil Kürdü arasında bir fark gözetmeyiz. Çünkü tarih bizi kardeş kılmış, çünkü bizim vatandaşlarımız arasında Kürt vatandaşlarımız da var. Türk vatandaşlarımız da var. Zaza vatandaşlarımız da var. Onların akrabaları bizim akrabalarımızdır, kardeşleri bizim kardeşlerimizdir. Kim ki ´Türkiye Kürtlerle savaşıyor´ derse en ağır bir iftirada, en iğrenç bir yalanda bulunuyor. Sınır ötesindeki bütün kardeşlerimize bağrımız, kucağımız açıktır" dedi.

Türkiye´nin çağdaş bir devlet olarak vatandaş hukuku temelinde, demokratik haklara saygılı şekilde bütün vatandaşlarının ırk ve mezhep ayrımı olmadan temsilini sağlamak için her türlü çabayı yürüttüğünü dile getiren Davutoğlu, bunun adına da Çözüm Süreci dediklerini kaydetti. Türkiye´de 15 yıl önce Kürtçe şarkının, kitapların yasak olduğunu, olağanüstü hal uygulandığını, hapishanede annelerin çocuklarıyla Kürtçe konuşamadığını anlatan Davutoğlu, bütün yasakları, olağanüstü hali kaldırdıklarını, herkesin kendi dilinde özgürce yayın yapmasının önünü açtıklarını söyledi.

2013 Mart ayında Çözüm Süreci ilan edildiğinde terör örgütü PKK´nın bütün silahlı unsurlarını 2 ay içinde Türkiye´den çekme sözü verdiğini anımsatan Davutoğlu, 2 yıl 2 ay geçmesine rağmen bunun hala tamamlanamadığını, yoğun bir silahlanma çağrısında bulunulduğunu belirtti.

Başbakan Davutoğlu, 6-7 Ekim olaylarıyla sokakların, şehirlerin yangın yerine çevrilmeye çalışıldığını dile getirerek, "Türkiye demokrasi ülkesidir, hukuk devletidir. Herkes yaptığı işin hesabını vermek durumundadır. Şehirlerimizin kenarlarında, çevrelerinde silahlı unsurlarla baskı yapmaya kalktıklarında böyle bir baskının demokratik hukuk devletinde mutlaka karşılığının olacağını herkesin bilmesi lazım" diye konuştu.

‘Bu harekât teröre karşıdır’
Sabırla Çözüm Süreci´nin işlemesini beklediklerini dile getiren Davutoğlu, Suruç´taki saldırının ardından yaşanan terör saldırılarını hatırlattı. Davutoğlu, "Bu harekât, teröre karşı bir harekattır. Nasıl Suriye´de DAEŞ´i vururken, Araplara karşı operasyon yapmamışsak, DAEŞ´e yönelttiğimiz operasyon Araplara karşı değilse Irak´ta PKK´ya karşı yaptığımız operasyon da Kürtlere karşı değildir ve Kürtleri hedef almamaktadır. Tek bir Kürt kardeşimizin sınır ötesinde burnu kanasa emin olunuz onu silecek olan biziz" ifadelerini kullandı. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Kürtlerin de devleti olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Çünkü biz birlikte omuz omuza bu mücadeleyi yürüttük, bu devleti kurduk" dedi.

Eğer Çözüm Süreci´ne gelinirse, eğer silahlar terk edilirse, eğer sözü verildiği gibi silahlı gruplar Türkiye sınırlarını terk ederse, silahlar gömülürse, silahlara veda denilirse, işte o zaman Türkiye´de hiç kimseye karşı bir operasyon söz konusu olmaz. Biz demokratik bir ülkeyiz. Demokrasinin gereği olarak bütün vatandaşlarımız gibi Irak´ta ve Suriye´deki kardeşlerimizi de barış içinde bir arada yaşamaya davet ediyoruz."

Başbakan Davutoğlu, kardeşliğin, barışın, huzurun, istikrarın temsilcisi olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, "Sizlerden ricam, uluslararası medyada bazen yanlış yansımaların tesirine karşı özellikle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi´ndeki kardeşlerimizi bilgilendirmek ve Türkiye´nin selamlarını, kardeşçe, dostça temennilerini ve ortak gelecek vizyonumuzu bütün kardeşlerimize iletmenizdir" diye konuştu.

İki günlük program kapsamında gazeteci heyeti, 12 Ağustos 2015 günü Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan tarafından kabul edildi. Görüşmede, Akdoğan gazetecilerle çözüm sürecinde gelinen nokta ve Türkiye-Irak ilişkileri hakkında görüş alış-verişinde bulundu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı ziyaret eden heyet, Bakan Taner Yıldız´dan Türkiye´nin Irak´la enerji işbirliği hakkında bilgi aldı.

Genel Müdürlüğümüzü de ziyaret eden gazeteci heyeti Genel Müdürümüz Dr. Cemalettin Haşimi ile bir araya geldi. Türkiye ile IKBY ilişkilerinin önemine vurgu yapan Haşimi tarihe tanıklık edilen bu günlerde basın mensuplarına önemli ve kritik görevler düştüğünü söyledi.

Öğle yemeğinde akademisyenlerle bir araya gelen gazeteciler, ORSAM Başkanı Şaban Kardaş, Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkan Yardımcısı Mehmet Şahin, SETA Dış Politika Araştırmalar Direktörü Ufuk Ulutaş ve Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Başkanı Mesut Özcan ile Türkiye-IKBY ilişkileri hakkında görüş alışverişinde bulundu.

2015 yılında “Gazeteci Heyetleri Programı” kapsamında ayrıca Rusya Federasyonu, Arjantin, Türk Dili Konuşan Ülke ve Topluluklar, Hindistan, Uganda, Kuveyt ile Gürcistan’dan gazeteciler de Türkiye’de ağırlandı.