EN

Devlet Bakanı Faruk Çelik´in Katılımıyla “Demokratikleşme Politikaları”


Devlet Bakanı Faruk Çelik, Koordinatörlüğümüzün yabancı basına yönelik bilgilendirme faaliyetleri kapsamında, Türkiye´de görev yapan yabancı medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisinde gerçekleşen toplantıda Çelik, dünyanın çok hızlı bir değişim sürecinden geçtiğini, ancak Türkiye´nin bu değişimi çok iyi okuduğunu ve 8 yılda gösterdiği performansla bir çekim merkezi haline geldiğini belirterek, "Demokratikleşen ve kendi çerisinde huzur ve barışı tesis eden Türkiye, dünya barışına da katkı sağlamak, bölgesel ve küresel barışın tesis edilmesinde aktif rol almak istiyor" dedi.

 


Devamını Göster »
Bakan Çelik toplantıda Türkiye´nin demokratikleşme sürecinden son dönemde peşpeşe gelen açılımlara, ekonomik büyümeden aktif dış politikaya kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Dünyanın küresel krizlerle sarsıldığı bu dönemde, Türkiye´nin bu krizlere karşı direncinin arkasındaki gücü ´siyasi istikrar, güven ortamı ve demokrasiye yapılan yatırımlar´ olarak açıklayan Çelik, bugün ortalama yıllık 700 milyon dolar kalkınma yardımı yapan, dünyanın en büyük 17. ve Avrupa´nın en büyük 6. ekonomisi olan Türkiye´nin bölgesinde ve dünyada oynayacağı önemli roller olduğuna inandığını belirtti.

Faruk Çelik, toplantının sonunda basın mensuplarının güncel konulara dair sorularını yanıtladı. 

BASIN YANSIMALARI

Anadolu Ajansı
14.01.2011
Bakan Çelik, Yabancı Basın Mensuplarıyla Bir Araya Geldi (1)

DEVLET BAKANI ÇELİK:
"DEMOKRATİKLEŞEN VE KENDİ İÇERİSİNDE HUZUR VE BARIŞI TESİS EDEN TÜRKİYE, DÜNYA BARIŞINA DA KATKI SAĞLAMAK, BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞIN TESİS EDİLMESİNDE AKTİF ROL ALMAK İSTİYOR"
´"BUGÜN ORTALAMA YILLIK 700 MİLYON DOLAR KALKINMA YARDIMI YAPAN, DÜNYANIN EN BÜYÜK 17. VE AVRUPA´NIN EN BÜYÜK 6. EKONOMİSİ OLAN TÜRKİYE´NİN, BÖLGESİNDE VE DÜNYADA OYNAYACAĞI ÖNEMLİ ROLLER OLDUĞUNA İNANIYORUZ"

Devlet Bakanı Faruk Çelik, "Demokratikleşen ve kendi çerisinde huzur ve barışı tesis eden Türkiye, dünya barışına da katkı sağlamak, bölgesel ve küresel barışın tesis edilmesinde aktif rol almak istiyor" dedi.

Bakan Çelik, Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi´nde, Türkiye´de görev yapan yabancı medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Çelik, yaptığı konuşmada, dünyanın çok hızlı bir değişim sürecinden geçtiğini, ancak Türkiye´nin bu değişimi çok iyi okuduğunu, 8 yılda gösterdiği performansla bir çekim merkezi haline geldiğini belirtti. Çelik, şunları söyledi: "Bu süreçte, açık toplum, şeffaflık ve hesap verilebilirlik artık bir seçim değil, herkes için mecburi istikamet oldu. Türkiye olarak, bir yandan AB üyelik sürecinde müzakerelere devam ederken, diğer yandan köklü yapısal reformlara imza attık. Sosyal güvenlik reformunun hayata geçirilmesi, Genel Sağlık Sigortası´nın uygulamaya konması, Anayasa değişikliği, 1 Mayısın tatil ilan edilmesi, idamın ve DGM´lerin kaldırılması gibi birçok reforma imza atarak; sosyal devlet anlayışının geliştirilmesi ve demokrasimizin çıtasının yükseltilmesi hususunda önemli mesafeler katettik. Komşularla sıfır problem politikasını hayata geçirerek, ülkemizi hem bölgesel düzeyde hem de küresel düzeyde güvenli bir liman haline getirdik."

Devlet Bakanı Çelik, "Dünyanın küresel krizlerle sarsıldığı bu dönemde, Türkiye´nin bu krizlere karşı direncinin arkasındaki güç ile, birçok ülkenin kredi notu düşerken, art arda kredi notunun artmasının sırrının ne olduğunun sorulması halinde, hiç düşünmeden ´siyasi istikrar, güven ortamı ve demokrasiye yaptığımız yatırımlardır´ yanıtını vereceğini" ifade etti.

Çelik, şöyle devam etti: "Çünkü biz, demokrasinin değişimin önünü açtığına, değişimin de demokrasiyi güçlendirdiğine inanıyoruz. Çağdaş demokrasilerin en önemli özelliği, halkın ve sivil toplum örgütlerinin karar alma süreçlerine maksimum katkı sağlamasıdır. Türkiye´de de hükümet olarak, gerek yapısal gerekse kronik sorunların çözüm süreçlerinde halkımızın ve sivil toplum örgütlerinin katılımını sağlamaya, desteğini almaya büyük önem verdik ve veriyoruz. 8 yıl boyunca birçok çözümü birlikte ürettik. Halkımızla ve sivil toplum örgütlerimizle birlikte iktidarımızın birinci döneminde, ekonomik tahribatı gidermek, AB reformlarını hızla hayata geçirmek için gayret gösterdik. İktidarımızın ikinci döneminde de tarihi derinlikleri olan kronik sorunlarımızla yüzleşmeye yönelik çalışmalar yaptık. Bu kapsamda, Kürt, Alevi, Roman vatandaşlarımızın sorun ve taleplerini çözüme kavuşturmak, engellilerin, çocukların, kadınların pozisyonlarını güçlendirmek için birlikte çalışmalar yaptık."

Hükümetin, "demokratik açılım" bağlamında, Alevi ve Roman vatandaşları ilgilendiren çalışmalarının, kendisinin koordinatörlüğünde yürütüldüğünü belirten Çelik, bu konuda yabancı basın mensuplarına bilgi verdi.

Alevi ve Roman çalıştayları düzenlendiğini anlatan Çelik, "Bu çalıştaylarda, sorunlar ve çözüm önerileri demokratik bir olgunlukla karşılıklı saygı ve güven çerçevesinde dile getirildi" dedi.

Tarihte ilk kez, devletle Aleviler arasında doğrudan bir iletişim ve buna bağlı bir diyalog zemini oluşturulduğunu ve sorunun temelinin, tarihi arka planı olan önyargıların oluşturduğunun anlaşıldığını belirten Çelik, bu çalışmaların ardından, hükümet olarak, cemevlerinin statüsü konusunda çalışmalar başlattıklarını, Alevi, Bektaşi ve Caferi herkesin "eşit birer yurttaş" olarak yaşamalarını temin için atılması gereken tüm adımları attıklarını söyledi.

Roman Çalıştayı´nın da devletin bu vatandaşlarla ilk buluşması olduğunu belirten Bakan Çelik, "Bu toplantılarda, önyargılar, eğitim, istihdam ve barınma konularında yaşanan temel sorunlar dile getirildi. Var olan sağlık sorunları, tüm vatandaşlarımızı kapsayan genel sağlık sigortası uygulamasıyla çözüme kavuşturulmuştur. Gerekli yasal düzenlemeler yapılarak, mevzuatımız, ayrımcı ve dışlayıcı unsurlardan arındırılmıştır" diye konuştu.

Roman vatandaşlarının barınma sorununun giderilmesi için TOKİ ile işbirliği halinde konut inşaatına başlandığını ifade eden Çelik, bu kişilerin, vatandaşlık hizmetlerinden daha verimli şekilde faydalanmalarını sağlamak amacıyla da nüfus cüzdanı vermek için İçişleri Bakanlığınca bir genelge yayımlandığını bildirdi.

Bakanlığının görev alanlarının başında, Türkiye Cumhuriyeti´nin en köklü kurumlarından birisi olan Diyanet İşleri Başkanlığının geldiğini vurgulayan Faruk Çelik, "Başkanlığın; halkımızı din konusunda doğru kaynaklardan doğru bir şekilde aydınlatmak, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın dini hizmet taleplerini karşılamak, soydaş ve akraba topluluklarımızın bu alandaki ihtiyaçlarına cevap vermek gibi önemli görevleri bulunmaktadır. Yürüttüğü bu çalışmalar sayesinde, başkanlığın, halkımızın nezdindeki memnuniyet oranı yüzde 86´dır. Diyanet, bu hizmet yapısıyla bölgemizde rol model konumundadır" dedi.

PASİF DİPLOMASİDEN AKTİF DİPLOMASİYE GEÇİŞ

Devlet Bakanı Çelik, içeride Alevi, Roman ve Kürt vatandaşlarla kucaklaşırken, dışarıda da komşularla olan ihtilafları bir bir çözüm yoluna koyduklarını ifade etti. "Böylece, bölgede barış ve istikrarın tesisi için pasif diplomasiden aktif diplomasiye geçmiş olduk" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Atatürk´ün ´Yurtta sulh, cihanda sulh´ ilkesinin, içeride ve dışarıda olup biteni seyretmekle hayat bulamayacağı ortadadır. İşte bu bağlamda, bakanlığıma bağlı, 1992 yılında kurulan Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve geçen yıl kurduğumuz Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türk dış politika ve diplomasisinin tamamlayıcı enstrümanları olarak hizmet sunmaktadırlar. Bu kurumlarımız, sadece Türkiye´nin, soydaşlarımızın veya akraba topluluklarımızın sorunlarını çözmek için çalışmayacak. Bu kurumlar, küresel barışın tesisi, ortak akıl ve dayanışma ruhunun güçlenmesi için faaliyet gösteren önemli aktörlerdir aynı zamanda. Afrika´da açılan su kuyuları ve hastaneler, Balkanlar´da açılan okullar ve köprüler, Orta Asya´da açılan kemik iliği nakli merkezleri ve yollar... Bütün bunlar, sadece oradaki pratik sorunları çözmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumlar arasında gönül köprüleri kuruyor, barış ve dayanışma ruhunu besliyor. Demokratikleşen ve kendi içerisinde huzur ve barışı tesis eden Türkiye, dünya barışına da katkı sağlamak, bölgesel ve küresel barışın tesis edilmesinde aktif rol almak istiyor. Bugün ortalama yıllık 700 milyon dolar kalkınma yardımı yapan, dünyanın en büyük 17. ve Avrupa´nın en büyük 6. ekonomisi olan Türkiye´nin bölgesinde ve dünyada oynayacağı önemli roller olduğuna inanıyoruz."


Anadolu Ajansı
14.01.2011

Faruk Çelik, Yabancı Basın Mensupları İle Bir Araya Geldi (2)

DEVLET BAKANI ÇELİK:
"(ALKOLLE İLGİLİ DÜZENLEME) AMACIMIZ, VATANDAŞIN BU ALANDAKİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLAMAK DEĞİL, KURAL KOYMAK"
"YAPILAN, TÜKETİMİN, KAYITSIZ VE SORUMSUZ DEĞİL, EVRENSEL VE AVRUPA NORMLARI ÇERÇEVESİNDE KAYIT ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİLMESİDİR"
"ULUSLARARASI KRİTERLERE VEYA AB NORMLARINA AYKIRI BİR DÜZENLEME SÖZ KONUSU İSE BUNUN DEĞERLENDİRMESİNİ YAPARIZ"
"TÜRKİYE SEÇİM ATMOSFERİNE GİRDİĞİ İÇİN BU KONUYU İÇ POLİTİKA MALZEMESİNE DÖNÜŞTÜRMEK İSTEYENLER VAR. ÇOK ABARTILI BİR ŞEKİLDE TAKDİM EDİLİYOR"

Devlet Bakanı Faruk Çelik, alkollü içeceklerin satışına ilişkin yeni düzenlemeleri getirirken amaçlarının, vatandaşların bu alandaki özgürlüğünü kısıtlamak değil, kural koymak olduğunu belirterek, "Yapılan, tüketimin, kayıtsız ve sorumsuz değil, evrensel ve Avrupa normları çerçevesinde kayıt altında gerçekleştirilmesidir" dedi. Çelik, düzenlemenin, uluslararası kriterlere veya AB normlarına aykırı olması durumunda, gereken değerlendirmeyi de yapacaklarını söyledi.

Devlet Bakanı Çelik, Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi´nde bir araya geldiği Türkiye´de görev yapan yabancı medya kuruluşlarının temsilcilerinin sorularını cevaplandırdı. Diyanet Vakfı Kadın Merkezi Başkanlığı görevinden alınan Ayşe Sucu ile ilgili tartışmaların sorulması üzerine Faruk Çelik, 16 yıl çalıştıktan sonra emekli olan ve daha sonra Kurumun Vakfı bünyesinde çalışan Ayşe Sucu´ya emeklerinden dolayı teşekkür ettiğini dile getirdi.

Çalıştığı dönemde 3 Diyanet İşleri Başkanı gören Ayşe Sucu´nun, böyle bir görev değişikliğiyle karşı karşıya kalmasının çok doğal olduğuna işaret eden Çelik, bu değişimin bir siyasi değerlendirmenin neticesi olmadığını kaydetti.

Çelik, "Nasıl Diyanet İşleri Başkanları görev değişikliği sırasında birbirlerine teşekkür ederek, güzel bir tablo sergiledilerse, 16 yılın sonunda hanımefendinin teşekkür ederek ayrılması şık olurdu" diye konuştu.

Devlet Bakanı Çelik, Türkiye´de Kürt meselesine ilişkin yapılan çalışmalar hakkında bir soru üzenine, Kürt meselesinin, Türkiye´nin kronik sorunlarından biri olduğunu dile getirerek, bu dönemde milli birlik ve bütünlük veya demokratik açılım çalışmaları kapsamında, Türkiye´de bu tür sorun alanlarının ele alınmaya ve konuşulmaya başlandığını belirtti.

Faruk Çelik, "Türkiye´de bugün çok rahat herkes her istediğini konuşabiliyor, dilediğini ifade edebiliyor, bunun bir kazanım olduğuna inanıyoruz. Çok aykırı görüşler ifade ediliyor, Türk toplumu bunu da saygıyla izliyor" dedi.

Geçmişte Türkiye´de bu konuların konuşulmadığını, bunların açık ve şeffaf şekliyle ele alınamadığını aktaran Çelik, bugün bütün gerçeklerin konuşulması gereken konuların, masanın üzerinde bulunduğunu ve bu tablonun, çözüme yakın olunduğunu gösterdiğini vurguladı.

"BİZ İÇİŞLERİNE KARIŞMAYIZ"

Türkiye´nin komşuları Suriye ve Lübnan ile ilgili ilişkiler konusundaki soruya Çelik, TİKA olarak Lübnan´da bazı yatırımlar ve projeler gerçekleştirildiğini anımsatarak, şöyle devam etti: "Geneli itibarıyla Lübnan önemli bir ülke, konumu ve etkin yapısı itibarıyla çeşitliliği, renkliliği öne çıkan ülkelerin başında geliyor. Oradaki huzur ve bütün bölge ülkeleri için çok önem arzediyor. Biz, Türkiye olarak, bir ülkenin hele hele Lübnan´ın içişlerine karışmak gibi bir durum içerisinde olmadık, olmayız, ama hassasiyetleri yoğun bu ülkede barış ve istikrarın devamı konusunda üzerimize düşen ne ise Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak, bunu yapmakla meşgulüz. Burada, ne biz başka ülkenin politikalarının aletiyiz ne de Lübnan´daki iç unsurların tarafıyız. Bizim Lübnan´da yaptığımız, -bu hükümet, şu andaki istikrar bozulmasın, bir ayrışma olmasın çabası idi- fakat bugün farklı bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye ne yapacaktır, yine siyasi anlamda istikdarın temini için gayretlerini ve bu bölgede köklü bir ülkenin, barışı için atılması gereken adımlar konusunda, söylenmesi gerekeni, taraf ülkelere söylemeye devam edecektir. Tek hedefimiz, ülkelerin iç işlerine karışmak değil, ülkelerin barış ve huzur içinde olmalarına destek vermektir. Çünkü, burada meydana gelecek bir kıvılcım, bu coğrafyada o ülkede kalmaz, bütün coğrafyayı etkiler. Onun için barış ve istikrar merkezi çizgimizi sürdürmeye devam edeceğiz."

AK PARTİ, BAZEN HAK ETMEDİĞİ DEĞERLENDİRMELERLE KARŞI KARŞIYA KALDI

Bir gazetecinin, "Diyanet İşleri Başkanlığında değişiklik neleri değiştirecek?" sorusu üzerine de Devlet Bakanı Çelik, Diyanet İşleri Başkanlığının, 31 yıl teşkilat yasasından yoksun kaldığını ve sonunda bu yasanın çıkarıldığını dile getirerek, şimdi yürürlüğe girecek yasanın yeni idari yapıyı ortaya koyduğunu ve bu çerçevede de atamalar gerçekleştirildiğini belirtti.

Bu atamaların sonuçlandırılmak üzere olduğunu belirten Çelik, bunun sonucunda, Diyanet İşlerinin, daha modern daha iyi hizmet sunabileceğini vurguladı ve yeni yapının tüm kesimleri içine alacak bazı bölümleri de içerdiğini söyledi.

Faruk Çelik, "Gelecekte, Diyanet İşleri Başkanlığı, çok yaygın bir araştırma gerçekleştirerek, toplumun, devlet-diyanet ve millet ilişkisinde beklentilerinin ne olduğunu bilimsel olarak ortaya çıkaracak ve bunun üzerinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde geleceğe dönük belki de özerk bir Diyanet mi çıkar, başka bir talep mi gelir, bu bilimsel veriler ışığında, tüm kesimleri kucaklamaya dönük asli görevini yerine getirmek için ilerlemeye ve gelişmeye devam edecek" şeklinde konuştu.

AK Parti´nin muhafazakar ve şeffaf bir parti olduğunu vurgulayan Çelik, partisinin 9 yıla varan iktidarı süresince gerek yurt dışı, gerek yurt içinde basının birçok hak etmediği değerlendirmeleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Yapacakları her şeyi, önceden programlayarak kamuoyu ve dünya ile paylaşarak gerçekleştirdiklerini dile getiren Çelik, "Hep ´bir arka plan mı var, görünmeyen planın ürünü mü´ şeklinde ithamlar oldu, ama bu ithamların, bunların yersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü, partinin tüm politikaları, net bir şekilde kamuoyunun önünde. Milletimiz de bu şeffaflığın neticesi oluşturulan güven ortamından dolayı partimize desteğini artırarak sürdürmektedir" dedi.

"ALKOL SATIŞINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER BİZİ ÜZÜYOR"

Devlet Bakanı Faruk Çelik, içki satışına ilişkin de şu açıklamalarda bulundu: "Alkolle ilgili yapılan düzenleme şudur: Yani biz, AB muktesabatını, tüm kurumlarımızda yalnız mevzuat olarak değil, yaşanabilir bir noktaya taşımak istiyoruz. Biz, AB sürecine ve evrensel kriterlere bu şekilde bakıyoruz. Alkolle ilgili söylediğimiz bu. Hükümet, gençlerin, çocukların, 18 yaşının altındakilerin korunmasıyla ilgili, Anayasa ve Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, olayın kayıt altına alınmasını bir yönetmelikle düzenliyorsa, bunun, yine önyargılarla beslenen bir yaklaşım içinde değerlendirilmesi doğrusu bizi üzmektedir. Amacımız, vatandaşın bu alandaki özgürlüğünü kısıtlamak değil, hiç aklımızın ucundan geçmeyen şeydir bu... Yapılan; tüketimin, kayıtsız ve sorumsuz değil, evrensel ve Avrupa normları çerçevesinde kayıt altında gerçekleştirilmesidir."

Bakan Çelik, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın Lübnan ziyaretinde neler yaşandı?" yönündeki bir soru üzerine de Lübnan halkının çok büyük ilgi gösterdiğini, sadece Ermenilerin küçük çaplı tepkilerinin olduğunu söyledi.

"Dış politika konularında Türkiye hangi alanlarda seçimlerden önce ilerleme kaydedebilir?" şeklindeki bir soruya karşılık da Çelik, dış politikada sıfır problem anlayışı çerçevesinde adım atıldığını ifade ederek, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi için de ilk adımı yine Türkiye´nin attığını kaydetti.

"Türkiye dış basında ve Arap medya çevrelerinde, ´demokratik, Müslüman Sünni bir devlet´ olarak tarif ediliyor, siz buna katılıyor musunuz?" sorusuna Çelik, Türkiye Cumhuriyeti´nin tanımının Anayasa´da ´´demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir´ şeklinde yapıldığını anımsatarak, halkın büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve Sünni olmasının ayrı bir şey olduğunu söyledi.

Faruk Çelik, bir başka soruyu yanıtlarken de seçimlere 4-5 ay kaldığına dikkat çekerek, "Seçim takvimi yaklaşıyor, meydanlar ısınırken seçime endeksli bir politikamız yok, dış politikada da dur durak yok" dedi.

"Alevi çalıştayları bitti mi, sorunları çözüldü mü?" sorusuna, Aleviler ve diğer toplumun dezavantajlı gruplarıyla hükümet arasında diyalog ortamının sağlandığını dile getiren Çelik, bunu çok önemsediklerini bildirdi.

Çelik, "Cemevlerine bir statü tanınmasıyla ilgili tüm kesimlerle ittifak ettik ama bu statünün tanınması için engeller var" dedi.

Alevilerin, buraların ibadethane olarak tanımlanmasını istediklerini, ancak bunun gerçekleştirilmesinin önünde mevcut mevzuatta bazı sıkıntılar olduğunu, teolojik olarak da bazı değerlendirmeler yapıldığını anlatan Çelik, "Ben bir çıkış yolu bulacağımız inancındayım" diye konuştu.

"HALKIN LAİKLİKLE HERHANGİ BİR SORUNU YOK"

Çelik, Alevi dedelerine maaş bağlanması konusunda da dede kavramının mevzuatta yer almadığını vurgulayarak, ayrıca bu konuda farklı görüşler bulunduğunu kaydetti.

"Türkiye´de İslami partilerin varlığı ve iktidarda da İslami bir partinin bulunması, halkın laiklikten memnun olmadığına mı işaret ediyor? sorusu üzerine Çelik, halkın laiklikle herhangi bir sorunu olmadığını belirtti.

Devlet Bakanı Çelik, "Alkolle ilgili düzenlemeler Türkiye´de turizmi olumsuz şekilde etkiler mi?" sorusuna, şu yanıtı verdi: "Burada amaç, kural koymak, kuralsız bir yaşam yok. Alkol tüketilsin, ama kuralı ne ise o yapılsın. Otel, açık hava tesisi belgesini almış burada bir sorun yok ki. Bu konuda uluslararası kriterlere veya AB normlarına aykırı bir düzenleme söz konusu ise bunun değerlendirmesini yaparız. Alkol tüketiminde genel kurallar ne ise onlar Türkiye´de var, şu anda yeni bir düzenleme yapılıyor. Türkiye seçim atmosferine girdiği için bu konuyu iç politika malzemesine dönüştürmek isteyenler var. Çok abartılı bir şekilde takdim ediliyor. Kişilerin özgürlüğünü engellemeye yönelik bir adım içerisinde hükümet olmamıştır, olmayacaktır."

"Yurt dışında yaşayan Türklerin bu seçimde oy kullanmaları sağlanacak mı?"şeklindeki bir soruya da Çelik, ayın 25´inde Almanya´ya gideceğini belirterek, Alman hükümeti ile mutabakat sağlanması halinde, oradaki Türk vatandaşların gelecek seçimde elektronik ortamda veya başka şekilde oy kullanmalarının sağlanacağını bildirdi.

Çelik, bunun sağlanması durumunda ilk defa yurt dışındaki vatandaşların oy kullanmalarının sağlanmış olacağına işaret etti.


Hürriyet Daily News
14.01.2011
Turkey not becoming an Islamic country, state minister says


State Minister Faruk Çelik on Friday said Turkey is a democratic, secular country and its position, as it continues to work toward EU membership, is very clear and not open to any controversies.

Çelik spoke to foreign journalists gathered at the Prime Ministry´s office at Dolmabahçe Palace on Friday on a variety of subjects, from the so-called “alcohol prohibition” to Ayşe Sucu’s removal from the Turkish Religious Affairs Foundation.

However, new restrictions on Turkey’s alcohol laws and the “shifting axis” issue dominated the press conference. Çelik and Public Diplomacy Coordinator Ibrahim Kalın replied to many questions about the new law, including queries on whether it was against human rights and freedoms and whether tourism would be affected.

Çelik said the government aimed to control unprotected sales but not to prohibit the consumption of alcohol in hotels or any place with a license to sell alcohol.

“The law favors hotels; it doesn’t discriminate against them, thus it will not affect tourism,” Kalın said.

Kalın said the legal age to purchase alcohol in Turkey is still 18, not 24 as has been reported in the press. “In a public event, people could bring gallons of alcohol without licenses; this sometimes causes people to open fire in the air.” A reporter asked the pair, in response, “Instead of alcohol restrictions, is the government considering limiting individual armament?” Her question was not answered.
In response to journalist’s observation that Turkey looks like a Sunni Islamic country in light of the new restrictions, Çelik said the fact that the majority of the country is Muslim is another issue but the state is a democratic and secular country.

On other issues, Çelik reiterated that through the current negotiations with the Kurds, Alevis and other disadvantaged groups the Justice and Development Party, or AKP, tries to reach all its people, not only those dwelling in Turkey but also those who live abroad.
Over controversies over how Sucu, former head of the Women’s Activities Center at the Turkish Religious Affairs Foundation, was removed from her duty, Çelik said it should be seen as a natural end of a career, without searching for any other reason.