EN

Avrupa Birliği İle İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış´ın Katılımıyla “AB 13. İlerleme Raporu”


Yabancı basını bilgilendirme toplantılarının Kasım ayı konuğu, Avrupa Birliği ile İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış oldu. 9 Kasım 2010 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Florya Sosyal Tesislerinde düzenlenen toplantıda Bağış, basın mensuplarına Türkiye’nin 2010 Avrupa Birliği İlerleme Raporuna ilişkin bilgiler verdi.


Devamını Göster »
Toplantıya Al Wahda Gazetesi, ANP News Agency, Baas Gazetesi, Der Tagesspiegel, Deutschlandfunk, Deutche Welle Radyosu, El İktisadi Dergisi, El-Pais, Finnish Broadcasting Company, France 24, Hürriyet Daily News, The Guardian, Le Figaro, Le Monde, Nikkei, Platts, Suriye Televizyonu, Anadolu Ajansı, La Vanguardia, Helsinyin Sanomat, DHA, Der Spiegel, HDN, Aujourd’hui La Turquie ve Al Jazeera temsilcileri katıldı.

Egemen Bağış, Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye için hazırlanan 13. ilerleme raporunun önceki raporlara göre daha olumlu olduğunu belirterek, "Bugün yayımlanan rapora baktığımızda, AB üyeliği hedefi için bir 13 yıl daha beklemeyeceğimizin işaretini alıyoruz. Artık burnumuza AB üyeliğinin kokuları gelmeye başlamıştır. Bütün fasıllarda ilerleme kaydettiğimizin AB Komisyonu tarafından kabul edilmesi güzel günlerin habercisidir" dedi.

Raporda yer alan eksikliklerin yapılacak çalışmalar açısından yol gösterici olacağını ve Türkiye için bir öz eleştiri yapma fırsatı sağladığını iade eden Bağış, raporda sürpriz şeklinde algılanabilecek bir husus bulunmadığını, nihayetinde Türkiye´nin farklı alanlarda genel bir resmi çekildiğinden eleştirilerin yapılmasının da olağan olduğunu kaydetti.

Bağış, öte yandan, rapordaki görüşlere katılmadıkları alanlarda, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği koordinasyonunda ve ilgili tüm kurumların katkısıyla bir değerlendirme çalışması yapılarak, görüşlerinin Komisyonunun ve kamuoyunun dikkatine getirileceğini kaydetti.

Raporda en çok üzerinde durulan hususlardan birinin Anayasa değişikliği paketi olduğunu ifade eden Bağış, bu paketin, kapsadığı alanlar itibariyle AB üyelik müzakerelerine çok önemli katkılar yaptığının belirtildiğini söyledi.

Raporun ekonomik kriterler bölümünde geçen yıl olduğu gibi bu yıl yine krizin tüm olumsuz etkilerine rağmen Türkiye´de "işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığının" devam ettiği; Türk ekonomisinin kriz karşısında güçlü bir esneklik gösterdiği ve 2009 yılı ikinci yarısından itibaren gerçekleşen yüksek büyüme oranlarının da gösterdiği üzere hızla toparlandığının vurgulandığını belirten Egemen Bağış, geçen on yıl zarfında uygulanan ekonomik istikrar programının başarısının özellikle vurgulandığını bildirdi.

Egemen Bağış, fasılların açılıp kapanmasından bağımsız olarak, gerek siyasi kriterler, gerek yaşamın her alanını ilgilendiren 33 müzakere faslı çerçevesinde çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerine dikkati çekerek, şöyle dedi: "Hedefimiz, ülkemizin Avrupa Birliğine tam üye olması; onun da ötesinde Türk halkının hak ettiği yaşam seviyesine gelmesidir. Bu sürece muhalefet partilerimizin de destek vermeleri halinde ülkemiz için hayati önem taşıyan birçok adımın çok daha kolay atılabileceği açıktır. Bugün 9 Kasım. Berlin Duvarı´nın yıkılışını sembolize ediyor. Avrupa´da yeni duvarlara ve kaybedilecek zamanlara gerek yok. AB, ancak Türkiye ile tamamlanabilir."

Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Atatürk´ün ölüm yıl dönümünde anılacağını anımsatan Bağış, şöyle konuştu: "Hükümetimiz, son 8 yıldır Atatürk´ün işaret ettiği çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Atatürk´ü gerçekten anmanın, başkalarının yaptığı gibi hamasi sözlerle değil, bizim gece-gündüz çabaladığımız gibi Türkiye´yi daha demokratik, daha çağdaş, daha itibarlı bir ülke haline getirmekle olacağını özellikle ifade etmek isterim."

Daha sonra yabancı basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye´deki demokratik açılımla ilgili bir soru üzerine, bundan 10 sene önce insanların Kürt olduğunu söylemeye çekindiklerini, bugün ise devlet televizyonundan 24 saat Kürtçe yayın yapıldığını söyledi.

Bağış, şöyle konuştu: "Türkiye´de yaşayan Kürt kökenlilere en büyük zararı PKK veriyor. Kendi uyuşturucu trafiğini ve insan kaçakçılığını sağlamak, alabilmek ve yönetebilmek için terörü sürdürüyor. Ayrıca Avrupa´nın bu konudaki tutumunu kınıyorum. Şimdiye kadar bize geri verilen bir terörist gösterin. Biri katil ya da tecavüzcü olunca dosyalar tamam oluyor, ama Türkiye bir teröristin iadesini isteyince dosyalar tamamlanmamış oluyor. Bu biraz Avrupa´nın çifte standardı."

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda da Bağış, Türkiye´nin hava ve deniz limanlarını Güney Kıbrıs´a açmaya hazır olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, hava ve deniz limanlarını açmaya hemen hazır, eğer AB 24 Nisan 2004´te oy birliğiyle aldığı kararı uyguladığı zaman ki bu adanın kuzey tarafıyla doğrudan ticareti öngörüyor, bunu uyguladığı zaman, mesela herhangi bir Avrupa ülkesinden Ercan Havaalanına bir uçak indiği zaman Türkiye kendi limanlarını açacaktır" dedi. Bağış, adaya çözüm geldiği zaman iki tarafın da bundan fayda elde edeceğini söyledi.
 

BASIN YANSIMALARI

Hurriyet Daily News
10.11.2010
From the Bosphorus: Straight - Agreeing with Minister Bağış

As we reported yesterday and again today, both European Affairs Minister Egemen Bağış and his EU counterpart Stefan Fule are generally optimistic and enthusiastic about the state of Turkey’s accession process. As we have also made clear in this space in recent days, our own views are less optimistic. And the state of press freedom, and the belated EU focus on this issue, is a matter of particular concern.

But we were struck by one statement that Bağış, speaking to foreign journalists about the latest “progress report” and its criticisms of Turkey, made Tuesday night: “I might agree with some of the criticisms, I might disagree with others,” Bağış told the often-confrontational meeting. This is rather how we feel about his enthusiasm. Some of it we might agree with; some of it we disagree with. Let’s focus on points of agreement.

Turkey has made progress on Kurdish and other cultural rights. As Bağış noted, scarcely a decade ago it was illegal to speak in Kurdish. Today the state broadcaster airs Kurdish-language television 24 hours a day. We have consistently, if critically at times, supported the government’s “Kurdish opening.” We continue to do so.

Across many of the points on which Turkey is annually scored, the country is in better shape than many countries that are EU members. Turkey’s market-based economy is the fastest growing in Europe. While daunting problems remain on the human rights front, the same could certainly be said of Bulgaria, Romania and Greece. As France and the Czech Republic continue harsh policies toward their Roma citizens, Turkey’s prime minister has held an outdoor rally with Istanbul Roma and publicly apologized for past abuse. Abuse continues here nonetheless, but we still believe that much progress has been achieved.

We also felt a moment of empathy with Bağış’s anger toward a Dutch journalist insistent on faster progress for Kurdish citizens. “Thank God in my country there is no rise in fascism,” Bağış told the journalist, a clear reference to the ruling Netherlands’ coalition that has embraced the openly racist MP Geert Wilders. Yes, even our ultra-nationalists in Turkey are more civilized than Wilders.

We would agree that the government’s steps toward curtailing the role of the military in Turkish politics have strengthened democracy. We would agree that judicial reforms recently approved in a referendum have the potential to do so, although the final verdict is not yet in.

And we would agree that of the 13 EU progress reports that have been issued so far, this year’s is by far the best, both in terms of praise and importantly in terms of criticism.

So in summary, yes, Bağış has reason for pride. We are not “thrilled,” to use his phrase, but there is much upon which we agree. There is also much in the government’s record toward EU accession on which we disagree. We’ll save that discussion for another day.


The Wall Street Journal
10.11.2010
EU Scolds Turkey on Border Issues
Stephen Fideler - Marc Champion

The European Union said two Balkan states were ready to advance their membership efforts, while it admonished Turkey to move faster to settle its border disputes and to normalize relations with Cyprus.

The assessments came Tuesday from the European Commission, the EU´s executive arm, in separate reports on the readiness of countries that aspire to join the 27-nation bloc.

The commission said that Croatia´s membership negotiations were entering "their final stage" and that Montenegro could now be considered a candidate country.

It added, however, that Croatia needed to do better in making sure its judiciary was independent and efficient, in fighting corruption and organized crime, and in cooperating with the international tribunal investigating war crimes during the break-up of Yugoslavia.

It also said Montenegro´s negotiations couldn´t start immediately because of concerns over the rule of law.

Turkey was further criticized for shortcomings in free speech and freedom of religion. Negotiations over Turkey´s membership, which is opposed by powerful EU states such as France and Germany, have dragged on since 2005.

"No one can be satisfied with the current pace of negotiations," said Stefan Füle, EU commissioner for enlargement.

In Rome, Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu made it clear that Turkey doesn´t have infinite patience to complete the process. Europeans "must think about what the position of Europe will be in 2050," he said. "The EU may become irrelevant in the geopolitical context" with a small share of the global economy and a closed culture.

The assessment said freedom of expression and of the media need "to be strengthened in Turkey both in law and in practice," while "shortcomings remain in the exercise of the freedom of religion."

It said Turkey also needed to step up efforts to resolve disputes with neighbors, including with Armenia—with which it signed a 2009 agreement to normalize relations that hasn´t been ratified. The EU also noted the lack of progress in normalizing relations with the Greek-Cypriot half of Cyprus, which has been an EU member since 2004.

Egemen Bagis, Turkey´s chief negotiator to the EU, indicated at a dinner in Istanbul Tuesday that Turkey doesn´t want EU membership badly enough to make a unilateral gesture to unblock negotiations frozen over Turkey´s refusal to meet a pledge to open its ports to the Greek-Cypriot part of Cyprus.

"After all, 17 [negotiating] chapters are blocked. I don´t even have a clear date to end the negotiations. I have so many leaders saying Turkey shouldn´t join at all. So why should I give up on Cyprus?" he said.

Mr. Bagis, however, also called the report "the most positive and encouraging" Turkey had ever received.

Turkish leaders, including Mr. Bagis, say EU membership remains their top foreign-policy objective, but there is a decline in popular Turkish interest in the EU. Turkish media widely noted Monday that Albanians and Bosnians gained visa-free travel to the EU´s borderless Schengen zone, while Turks still are obliged to line up outside embassies—despite Turkey´s full customs union with the EU since 1995, and although it is further advanced in the EU membership process.

According to a recent survey by the German Marshall Fund of the United States, a think tank, Turkish support for joining the EU has fallen to 38% from 73% in 2004.

"Perhaps the Turkish public also will say, ´Let´s not become a member despite having successfully concluded the negotiations,´ " Turkish President Abdullah Gul said in a speech at the Chatham House think tank in London on Monday.


The Wall Street Journal
10.11.2010
"AB, Türkiye´yi Kıbrıs ve Sınır Anlaşmazlıkları Konusunda Eleştirdi"
Stephen Fidler - Marc Champion

Avrupa Birliği (AB) iki Balkan ülkesinin üyelik girişimlerinde ilerleme kaydettiğini belirtirken, Türkiye´yi sınır anlaşmazlıkları ve Kıbrıs ile ilişkilerin normalleştirilmesi konularında hızlı hareket etmesi için uyardı. AB´nin yürütme organı Avrupa Komisyonu dün 27 ülkeden oluşan Birliğe katılmayı arzu eden ülkelerin hazır olma derecelerini gösteren farklı değerlendirme raporlarını açıkladı.

Komisyon, Hırvatistan ile üyelik müzakerelerinin "son aşamaya" geldiğini, Karadağ´ın ise artık AB üyeliğine aday bir ülke sayıldığını bildirdi. Bununla beraber, Hırvatistan´ın yargısının yolsuzluk ve organize suçla mücadelede ayrıca Yugoslavya´nın dağılma sürecinde işlenen savaş suçlarını araştıran uluslararası mahkemelerle iş birliği konularında bağımsız ve etkili olması gerektiğini belirtti. Ayrıca Karadağ ile müzakerelerin yasalarla ilgili sıkınıtılar nedeniyle hemen başlayamayacağı da ifade edildi.

Türkiye, ifade özgürlüğü ve dinî özgürlüklerdeki eksiklikleri nedeniyle eleştirildi. Fransa ve Almanya gibi güçlü AB ülkelerinin karşı çıktığı Türkiye´nin üyeliğine yönelik müzakereler 2005 yılından bu yana sürüyor.

AB´nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle, "Müzakerelerin mevcut ilerleme hızı kimseyi tatmin etmiyor." dedi.

Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Roma´da Türkiye´nin süreci tamamlamak için sonsuz bir sabrının olmadığını açıkça belirtti. "Avrupalıların, 2050 yılında Avrupa´nın pozisyonunun ne olacağını düşünmesi gerekir." diyen Davutoğlu, kapalı bir kültür ve küresel ekonomide küçük bir pay ile AB´nin jeopolitik bağlamda anlamını yitirebileceğini de söyledi.

Değerlendirme raporunda, Türkiye´de ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konusunda hem yasal düzenlemelerin hem de uygulamaların güçlendirilmesi gerektiği ve dinî özgürlüklerdeki uygulamalarda da eksikliklerin devam ettiği belirtildi.

Raporda ayrıca, Türkiye´nin, aralarında ilişkilerin normalleştirilmesi için 2009 yılında imzalanan anlaşmanın hâlâ onaylanmayı beklediği Ermenistan´ın da bulunduğu, komşularıyla uyuşmazlıklarını çözmek için çabalarını artırması ihtiyacına da değinildi. AB ayrıca 2004 yılından bu yana Birliğe üye olan Kıbrıs Rum Kesimi ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ilerleme sağlanamamasına da vurgu yaptı.

Türkiye´nin AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış, dün İstanbul´da katıldığı bir yemekte, Türkiye´nin liman ve havaalanlarını Güney Kıbrıslı Rumlara açmayı reddetmesi nedeniyle askıya alınan müzakere başlıklarının tekrar açılması için ülkesinin tek taraflı bir iyi niyet gösterisine girecek kadar AB üyeliğini istemediğini de ima etti.

Bağış, "Sonuç olarak 17 müzakere başlığında müzakere yapılmıyor. Müzakerelerin ne zaman sona ereceğine dair açık bir tarih bile yok. Birçok lider Türkiye´nin AB´ye katılmaması gerektiğini söylüyor. O zaman neden Kıbrıs´tan vazgeçeyim?" dedi. Bağış ayrıca raporun Türkiye´nin şu ana kadar aldığı "en olumlu ve teşvik edici" rapor olduğunu da belirtti.

Aralarında Bağış´ın da bulunduğu Türk liderler, AB üyeliğinin en önemli dış politika hedefleri olduğunu söylerken, Türklerin AB üyeliğine yönelik ilgileri düşüş gösteriyor. Türk medyası pazartesi günü Arnavutların ve Bosnalıların AB´nin sınırsız Şengen bölgesinde vizesiz seyahat hakkını elde ettiklerine geniş şekilde yer verirken, Türkiye 1995 yılında katıldığı ve üyelik sürecinde daha da geliştirilen AB Gümrük Birliğine tamamen geçmiş olmasına rağmen, Türkler hâlâ daha elçilikler önünde vize sırasına girmek zorunda.

Merkezi ABD´de bulunan düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu tarafından yapılan son araştırmada, Türklerin 2004 yılında yüzde 73 olan AB üyeliğine desteği yüzde 38´e düştü.

Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, merkezi Londra´da bulunan düşünce kuruluşu Chatham House´da pazartesi günü yaptığı konuşmada, "Türk halkı belki de ´müzakereleri başarıyla tamamlamamıza rağmen üye olmayalım´ diyecek." dedi.


Newz.az
10.11.2010
Turkey would not have to wait for another 13 years for EU membership

Turks began to smell EU membership.

Turkish State Minister and Chief Negotiator for EU talks Egemen Bagis has said that Turkey would not have to wait for another 13 years for EU membership based on the EU Progress Report published on Tuesday.

Speaking at a meeting hosted by the Turkish Prime Ministry and attended by foreign journalists, Bagis said that the Turks began to smell EU membership.

The fact that the EU Commission confirmed Turkey´s progress in all chapters is an harbinger of good days to come, Bagis underlined.

The EU Progress Report gives the message that everyone supporting Turkey´s EU membership should support the process and all deficiencies within the frame of harmonizing Turkey to the EU should be dealt with by giving hand in hand, Bagis also said.


Turkey Watch
11.10.2010
EU Progress Report Reflects on Country Rather Than Government, says Minister
Fadıl Ali Rıza

Turkish Minister for EU affairs and chief negotiator Egemen Bağış, at a press conference held for Istanbul´s foreign press Tuesday night, reiterated his positive reading of the EU´s annual progress report on Turkey and deflected both the criticisms found within the report and those registered by the audience of journalists who attended the press meeting.

"When I read the report, and analyze it, and compare it with the previous 12 reports, the way I interpret it, we don´t have to wait for another 13 years or 13 reports for full membership. Membership is now a much more achievable goal for Turkey than it ever was," said Bagış.

The report, which covers the period from early October 2009-October 2010, notes that "progress is measured on the basis of decisions taken, legislation adopted, and measures implemented."

"Of course this is Turkey´s progress report. It´s not the government´s progress report, it´s not the media´s progress report, it´s not the opposition´s progress report, it´s not the NGO´s progress report, but this is an overall progress report for everyone in Turkey, so everyone should assume their responsibility vis a vis the report," said Bağış. "We all have to do our share to make sure Turkey´s picture is depicted in a positive and balanced way."

Apart from an in depth assessment of Turkey´s progress on each of the 33 chapters of EU accession, the report looks at Turkey´s implementation of the Copenhagen criteria with regards to democracy, rule of law, human rights, and the protection of minorities.

This year´s report identifies the dominant changes in Turkey´s domestic political agenda this past year as having been the constitutional reform package, the government´s democratic opening to address the Kurdish issue, and the "widening investigations into alleged coup plans." The report characterizes how Turkey addressed these issues as one in which "a confrontational political climate prevailed, marked by the lack of dialogue and spirit of compromise between the main political parties and the government and strained relations between key political institutions."

Bagış responded to this, agreeing that there has not been enough cooperation between parties and blaming opposition parties for not engaging the governing AKP in tackling the challenges that Turkey faces.

The report also offered some strong criticism on the state of freedom of the press in Turkey, citing the "high number of cases initiated against journalists who have reported on the Ergenekon case" and the prosecutions they face. This, the report warns, "could result in self-censorship." The report went on to criticize undue "pressure on newspapers" and "political attacks against the press." Citing the court case on the tax fine ordered in 2009 against the Doğan Media Group, the report notes that the "press exercises self-restraint when reporting following the initiation of this case."

"Lots of the criticism regarding the media is about judicial procedures...On one side, you want the judicial branch to be independent of the executive branch, and on the other side, blaming the executive branch for not interfering with the processes of the judicial branch is a contradiction," said Bağış. "I want to underline here that we respect the media´s role to be a mirror showing us the insufficiencies or problems. We even welcome their criticism. But we do not welcome being insulted or being cursed at."

Several journalists at Tuesday´s event questioned Bağış on the state of freedom of the press in Turkey. One journalist asked Bagış what the government was planning to do about Kurdish journalists in jail and other journalists who are in jail due to alleged connections with the Ergenekon investigations.

"Things may not be as good as they should be, but things today are much better than they used to be, and things will be better in the near future than they are today," said Bağış, noting that Turkey has changed since "the bad old days." Regarding “politicians and journalists who have been imprisoned for their ideals and articles, not because of direct allegations with attempts to have coups or topple democratically elected governments through undemocratic means, but just by the mere fact that they have written an article or they have recited a poem, things are better today,” said Bağış.

Of the court cases currently facing journalists, Bagış said that “only 11 of them have to do with political issues. The rest are either terrorism related, or attempts to topple a democratically elected government.”

Bagış went on to highlight the some of the positive developments that have taken place in the last decade. He believes that the rights of ethnic and religious minorities have improved, noting that ten years ago, Kurds used to fear admitting that they were Kurds. He also noted that Turkey has allowed some services at historical Greek and Armenian churches that would have been met with hostility in the past. While there was criticism in the report regarding these issues, he pointed out that at least some progress was made this year on each of the 33 EU accession chapters and he remains positive that Turkey will eventually become a member of the European Union.

“Europe needs Turkey more than Turkey needs Europe,” said Bagış. “The cost of keeping Turkey out is higher than having Turkey in.”


Anadolu Ajansı
10.11.2010
AB´nin 2010 Yılı İlerleme Raporu

DEVLET BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ BAĞIŞ: "BUGÜN YAYIMLANAN RAPORA BAKTIĞIMIZDA, AB ÜYELİĞİ HEDEFİ İÇİN BİR 13 YIL DAHA BEKLEMEYECEĞİMİZİN İŞARETİNİ ALIYORUZ"
"ARTIK BURNUMUZA AB ÜYELİĞİNİN KOKULARI GELMEYE BAŞLAMIŞTIR. BÜTÜN FASILLARDA İLERLEME KAYDETTİĞİMİZİN AB KOMİSYONU TARAFINDAN KABUL EDİLMESİ, GÜZEL GÜNLERİN HABERCİSİDİR"
"RAPORUN MESAJI; AB ÜYELİĞİNİ DESTEKLEYEN HERKESİN TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMASI VE UYUM KRİTERLERİ BAĞLAMINDA EKSİK YÖNLERİN EL BİRLİĞİYLE GİDERİLMESİ"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB´nin 2010 yılı İlerleme Raporuna ilişkin, "Bugün yayımlanan rapora baktığımızda, AB üyeliği hedefi için bir 13 yıl daha beklemeyeceğimizin işaretini alıyoruz. Artık burnumuza AB üyeliğinin kokuları gelmeye başlamıştır. Bütün fasıllarda ilerleme kaydettiğimizin AB Komisyonu tarafından kabul edilmesi güzel günlerin habercisidir" dedi.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünce düzenlenen ve yabancı basın mensuplarının katıldığı toplantıya konuk olan Bağış, burada yaptığı konuşmada, AB´nin 2010 yılı İlerleme Raporunu değerlendirdi.

Egemen Bağış, bugün açıklanan raporun, Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye için hazırlanan 13. ilerleme raporu olduğunu anımsatarak, son raporun diğerlerine göre daha olumlu olduğunu söyledi.

Raporun Ekim 2009-Ekim 2010 dönemini kapsadığını belirten Bağış, "Raporun oldukça kapsamlı ve teknik değerlendirmeleri içermesi, tam üyelik yolunda sistematik bir şekilde ilerleyerek doğru adımlar attığımızın ve sürecin olgunlaştığının en açık göstergesidir" dedi.

Raporda yer alan eksikliklerin yapılacak çalışmalar açısından yol gösterici olacağını ve Türkiye için bir öz eleştiri yapma fırsatı sağladığını iade eden Bağış, raporda sürpriz şeklinde algılanabilecek bir husus bulunmadığını, nihayetinde Türkiye´nin farklı alanlarda genel bir resmi çekildiğinden eleştirilerin yapılmasının da olağan olduğunu kaydetti.

Bağış, öte yandan, rapordaki görüşlere katılmadıkları alanlarda, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği koordinasyonunda ve ilgili tüm kurumların katkısıyla bir değerlendirme çalışması yapılarak, görüşlerinin Komisyonunun ve kamuoyunun dikkatine getirileceğini kaydetti.

"2010 İlerleme Raporu, bu zamana kadar yayımlanan 13 rapor arasında en olumlu ve en teşvik edici olanıdır" diyen Bağış, ilk ilerleme raporunun yayımlandığı 1998´den bugüne Türkiye´nin çok ciddi mesafeler kaydettiğini belirtti.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, "Bugün yayımlanan rapora baktığımızda, AB üyeliği hedefi için bir 13 yıl daha beklemeyeceğimizin işaretini alıyoruz. Artık burnumuza AB üyeliğinin kokuları gelmeye başlamıştır. Bütün fasıllarda ilerleme kaydettiğimizin AB Komisyonu tarafından kabul edilmesi, güzel günlerin habercisidir" diye konuştu.

RAPORUN MESAJI

Bu raporun tek bir mesajı olduğunu belirten Bağış, o mesajı "AB üyeliğini destekleyen herkesin taşın altına elini koyması ve uyum kriterleri bağlamında eksik yönlerin el birliğiyle giderilmesi" diye açıkladı.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, raporun geneli değerlendirildiğinde, Türkiye´nin bugünkü fotoğrafını dengeli ve olumlu bir şekilde ortaya koyan bir metin olduğunun görüldüğünü bildirdi.

Raporda en çok üzerinde durulan hususlardan birinin Anayasa değişikliği paketi olduğunu ifade eden Bağış, bu paketin, kapsadığı alanlar itibariyle AB üyelik müzakerelerine çok önemli katkılar yaptığının belirtildiğini söyledi.

İlerleme raporunda, genel olarak tüm reform sürecinde siyasi partiler arasındaki diyalog eksikliğinin olumsuz etkilerine işaret edildiğini ve partiler arası anlaşmazlıkların AB uyum yasalarının çıkarılmasını geciktirdiğinin belirtildiğini kaydeden Bağış, ayrıca sivil toplumun ve diğer siyasi partilerin Anayasa değişikliği hazırlıklarında sürece dahil edilmelerinin öneminin vurgulandığını açıkladı.

Hükümetin "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" kapsamında yürüttüğü çalışmaların da ilerleme raporunda olumlu gelişmeler olarak yer bulduğuna işaret eden Bağış, insan hakları alanında çok farklı kurum ve denetim mekanizmalarının kurulmasına da atıfta bulunulduğunu belirtti.

Bağış, gizli darbe planları ve "Ergenekon" gibi yasa dışı örgütlenmelere yönelik açılan soruşturma ve davaların, Avrupa Birliği tarafından da demokrasi ve hukukun üstünlüğüne güvenin güçlendirilmesi konusunda Türkiye için önemli bir fırsat olarak değerlendirildiğini vurgulayarak, raporda özellikle savunma hakları ve yargılama öncesi süreçlerin uzunluğu konularının eleştirildiğini, kendilerinin de bu konudaki eleştirileri defalarca dile getirdiklerini ifade etti.

"Ayrıca EMASYA Protokolünün yürürlükten kaldırılması ve askeri yetkililerin her geçen gün siyasi konularda daha az yorum yapması da ilerleme raporunda olumlu karşılanan hususlardır" diyen Bağış, hükümetin işkence ve kötü muameleyle ilgili attığı somut adımların, cezasızlık kültürüyle mücadele ve işkencecilere cezai yaptırımların uygulanması konusundaki gelişmelerin, hapishanelerde Türkçe dışındaki dillerin de serbestçe kullanımının sağlanmasının, Türkiye´de yaşanan olumlu gelişmeler olarak nitelendirildiğini aktardı.

FARKLI İNANÇ GRUPLARI ARASINDA HOŞGÖRÜ VE ANLAYIŞ

Raporda, geçmişte olduğu gibi, Heybeliada Ruhban Okulu ve ekümenik sıfatı, azınlıkların din adamı eğitimi gibi konulara da yer verildiğini ifade eden Bağış, ancak farklı inanç grupları arasında hoşgörü ve karşılıklı anlayış ortamına yönelik hükümetin çabalarının da raporda yer bulduğunu belirtti.

Bağış, "Ayrıca, siyasette, kamu kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin üst kademelerinde kadınların temsilinin yetersiz olduğu, kadınların istihdamının düşük seviyede olduğu, okul kitaplarında kadınların toplumdaki rolü ve konumu konusunda halen ön yargılar bulunduğu, namus cinayetlerinde artış gözlendiği gibi hususlarda eleştiriler yer almaktadır" dedi.

İlerleme raporunda bu konunun geniş olarak ele alınmasını çok önemsediğini kaydeden Bağış, kadın hakları konusunda özellikle mevzuatta yapılan düzenlemelerin sosyo-ekonomik gelişmeyle beraber toplumsal hayata ulaşması için çabalarının artarak sürdüğünü bildirdi.

Raporda ifade özgürlüğüne ilişkin TCK´nın bazı maddelerine yönelik eleştirilerin devam ettiğini aktaran Bağış, şöyle devam etti: "Basın özgürlüğüyle ilgili birtakım eleştiriler önümüzdeki dönem çalışmalarımıza ışık tutacaktır, ama bu konudaki eleştirilerin önemli kısmının yargı süreciyle ilgili olduğunu söylemek isterim. Yargı sürecinde olan ve devam eden davalara ilişkin hükümetimizin hedef alınması, bu davalar konusunda yürütme olarak herhangi bir adım atmadığımız konusunda yöneltilen eleştiriler ise çok ciddi bir çelişkinin izahından başka bir şey değildir."

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, raporda Kıbrıs konusunda Türkiye´nin adadaki müzakere sürecine verdiği desteğin altının çizildiğini, Ek Protokol konusunda daha önce dile getirilen "Türkiye´nin Ek Protokolü ayrım gözetmeden uygulaması" talebinin yinelendiğini söyledi.

Raporda, AB Terörist Örgütler Listesinde de olan PKK´nın sadece Güneydoğu´da değil, kentlerde de saldırılarını artırdığının vurgulandığına dikkati çeken Bağış, "Öte yandan, ülkemizin gerek AB dış politikasına ve güvenliğine yönelik katkıları, buna paralel olarak Güney Kafkasya ve Ortadoğu´daki istikrarın geliştirilmesine yönelik gayretleri, Balkanlar´da barış için gösterdiği çabalar ve AB üye ülkeleri ve özellikle Yunanistan ile geliştirdiği ilişkiler övülmektedir" diye konuştu.

EKONOMİK KRİTERLER

Raporun ekonomik kriterler bölümünde geçen yıl olduğu gibi bu yıl yine krizin tüm olumsuz etkilerine rağmen Türkiye´de "işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığının" devam ettiği; Türk ekonomisinin kriz karşısında güçlü bir esneklik gösterdiği ve 2009 yılı ikinci yarısından itibaren gerçekleşen yüksek büyüme oranlarının da gösterdiği üzere hızla toparlandığının vurgulandığını belirten Egemen Bağış, geçen on yıl zarfında uygulanan ekonomik istikrar programının başarısının özellikle vurgulandığını bildirdi.

Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Son ilerleme raporundan bu yana fasıllar itibarıyla kaydedilen gelişmeler genel olarak değerlendirildiğinde, 33 müzakere faslının 23´ünde ilerleme ya da iyi düzeyde ilerleme olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan 7 fasılda (Malların Serbest Dolaşımı, Tarım ve Kırsal Kalkınma, Mali Kontrol, Sermayenin Serbest Dolaşımı, Mali ve Bütçesel Hükümler, Şirketler Hukuku, Bilgi Toplumu ve Medya) sınırlı ilerleme olduğu, 3 fasılda ise (İşçilerin Serbest Dolaşımı, İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi, Fikri Mülkiyet Hukuku) çok sınırlı ilerleme kaydedildiği belirtilmektedir. Dikkat çeken bir diğer husus ise geçen yılın aksine 2010 yılında ´hiçbir ilerleme´ kaydedilmediği belirtilen fasıl bulunmamaktadır. Bu, 2010 yılı başında uygulamaya konulan AB stratejimizin tüm kurumlarımızın desteği ve çabasıyla işlediğini göstermektedir. Daha önce de söylediğim gibi, biz üyelik müzakere sürecimizi Brüksel ile beraber ilerletmek istiyoruz. Ama bu sürecin, birkaç siyasi liderin sağduyusuz tutumuyla engellenmesinin sürmesi durumunda, biz AB yolumuza Ankara´da da devam ederiz. Siyasi engellemeler nedeniyle tıkanan başlıklara rağmen, Türkiye´nin bütün fasıllarda ilerleme kaydettiğine dikkat çekilmesi son derece anlamlı ve AB üyeliği yolundaki kararlılığımızın da bir teyidi niteliğindedir."

"HEDEFİMİZ, AB´YE TAM ÜYELİK"

Egemen Bağış, fasılların açılıp kapanmasından bağımsız olarak, gerek siyasi kriterler, gerek yaşamın her alanını ilgilendiren 33 müzakere faslı çerçevesinde çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerine dikkati çekerek, şöyle dedi: "Hedefimiz, ülkemizin Avrupa Birliğine tam üye olması; onun da ötesinde Türk halkının hak ettiği yaşam seviyesine gelmesidir. Bu sürece muhalefet partilerimizin de destek vermeleri halinde ülkemiz için hayati önem taşıyan birçok adımın çok daha kolay atılabileceği açıktır. Bugün 9 Kasım. Berlin Duvarı´nın yıkılışını sembolize ediyor. Avrupa´da yeni duvarlara ve kaybedilecek zamanlara gerek yok. AB, ancak Türkiye ile tamamlanabilir."

Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Atatürk´ün ölüm yıl dönümünde anılacağını anımsatan Bağış, şöyle konuştu: "Hükümetimiz, son 8 yıldır Atatürk´ün işaret ettiği çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Atatürk´ü gerçekten anmanın, başkalarının yaptığı gibi hamasi sözlerle değil, bizim gece-gündüz çabaladığımız gibi Türkiye´yi daha demokratik, daha çağdaş, daha itibarlı bir ülke haline getirmekle olacağını özellikle ifade etmek isterim."

SORULAR

Daha sonra yabancı basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye´deki demokratik açılımla ilgili bir soru üzerine, bundan 10 sene önce insanların Kürt olduğunu söylemeye çekindiklerini, bugün ise devlet televizyonundan 24 saat Kürtçe yayın yapıldığını söyledi.

Bağış, şöyle konuştu: "Türkiye´de yaşayan Kürt kökenlilere en büyük zararı PKK veriyor. Kendi uyuşturucu trafiğini ve insan kaçakçılığını sağlamak, alabilmek ve yönetebilmek için terörü sürdürüyor. Ayrıca Avrupa´nın bu konudaki tutumunu kınıyorum. Şimdiye kadar bize geri verilen bir terörist gösterin. Biri katil ya da tecavüzcü olunca dosyalar tamam oluyor, ama Türkiye bir teröristin iadesini isteyince dosyalar tamamlanmamış oluyor. Bu biraz Avrupa´nın çifte standardı."

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda da Bağış, Türkiye´nin hava ve deniz limanlarını Güney Kıbrıs´a açmaya hazır olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, hava ve deniz limanlarını açmaya hemen hazır, eğer AB 24 Nisan 2004´te oy birliğiyle aldığı kararı uyguladığı zaman ki bu adanın kuzey tarafıyla doğrudan ticareti öngörüyor, bunu uyguladığı zaman, mesela herhangi bir Avrupa ülkesinden Ercan Havaalanına bir uçak indiği zaman Türkiye kendi limanlarını açacaktır" dedi.

Bağış, adaya çözüm geldiği zaman iki tarafın da bundan fayda elde edeceğini söyledi.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Basın özgürlüğüyle ilgili bir soru üzerine de Bağış, şunları kaydetti: "Sadece ben değil, Cumhurbaşkanı da Başbakan da diğer bakanlar da gerektiği zaman Türkiye´deki yargı sisteminin çok iyi işlemediği konusunda eleştiriler getiriyorlar. Ben birkaç gün evvel Şamil Tayyar ve Mustafa Balbay hakkında çok fazla dava açılması ve çok fazla tutukluluk halinin sürmesi konusunda da eleştirilerimi dile getirmiştim."

Bağış, Türkiye´deki sorunların tamamının çözülmediğine işaret ederek, "Zaten her şey çok iyi olsaydı Türkiye şu anda AB´ye üye olurdu" diye konuştu.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların çözümüne ilişkin bir soru üzerine de Bağış, iki ülkenin de sorunları çözecek liderleri bulunduğunu, ancak birinin ülkesindeki ekonomik sorunlar, diğerinin de Anayasa değişikliğiyle ilgilendiğini, bu iki liderin bundan sonra bir araya gelip kararlılıkla sorunlara çözüm getirmeye çalışacaklarına inandığını ifade etti.