EN

Koordinatörümüz İbrahim Kalın Washington’da İslam Dünyası Forumuna Katıldı


“ABD-İslam Dünyası Forumu”nda bir konuşma yapan Koordinatörümüz İbrahim Kalın, Libya´da can kayıplarının yaşandığı acil bir durumun söz konusu olduğunu ve oradaki sürecin kendi haline bırakılamayacağını belirterek, "Türkiye bu nedenle derhal ateşkesin sağlanması için çaba gösteriyor. Ancak bu ülkedeki değişimin yönü yine de Libya halkı tarafından belirlenecektir" dedi.


Devamını Göster »
Her yıl gerçekleştirilen ABD-İslam Dünyası Forumu’nun sekizincisi, 12-14 Nisan 2011 tarihleri arasında ABD’nin başkenti Washington’da düzenlendi. Katar hükümeti, Project on U.S. Relations with the Islamic World ve Brookings Enstitüsünün ev sahipliği yaptığı foruma; İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Eklemedin İhsanoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Ürdün Dışişleri Bakanı Nasser Judeh, Eski Malezya Başbakan Yardımcısı Enver İbrahim, Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Eski Afganistan Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah ile Senato ve Kongre üyelerinin aralarında bulunduğu çok sayıda diplomat ve seçkin konuk katıldı.

"Türkiye, Libya´da derhal ateşkesin sağlanması için çaba gösteriyor."

Forumun ana gündem maddesi, Arap dünyasında yaşanan ayaklanmalar ve değişimlerdi. Koordinatörümüz İbrahim Kalın konuşmasında Ortadoğu´da tarihi anların yaşandığını belirterek, Arap nüfusunun on yıllardır kaybettiği zamanı telafi etmeye çalıştığını ve Arap dünyasında nihayet Soğuk Savaş döneminin sonuna gelindiğini kaydetti.

Değişimlerin, Arap dünyası ile Batı ve ABD arasındaki var olan dinamikleri değiştireceği değerlendirmesinde bulunan Koordinatörümüz, şunları kaydetti: "Daha gerçekçi bir güven ve saygı ilişkisi yaratacaktır. Bu, şu anki ilişkilerin parametrelerinde büyük bir revizyon anlamına geliyor. Özellikle de Filistin konusunda, insanların, Ortadoğu barış müzakerelerinin sonsuza kadar devam etmesini izleyeceğini sanmıyorum. Bu konuda çözüme ulaşmaya daha fazla vurgu yapacaklar. Çünkü bu hala Arap nüfusunun çoğunluğu bakımından çok kilit bir mesele. Bu tip bazı dinamiklerin Arap dünyası ile Batı arasındaki ilişkinin geleceğini şekillendireceğini düşünüyorum."

Libya´daki gösterilerin başlamasından kısa süre sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın Kaddafi ve oğlu ile birkaç kez telefon görüşmesi yaptığını ve Kaddafi´ye, demokratik sürece doğru barışçıl geçişe izin vermesi yönünde çağrıda bulunduğunu belirten Kalın, bu görüşmelerin hava operasyonu ile BM´nin ilgili kararlarından önce yapıldığını hatırlattı. Kalın, "O zamanki hedefimiz, son 5 haftadır süregelen çatışmaların engellenmesiydi" dedi.

Kalın, "işler kontrolden çıktıktan sonra da Başbakan Erdoğan´ın Kaddafi´ye iktidardan barışçıl biçimde ayrılması zamanının geldiğini söylediğini, en başından bu yana hedefin bu olduğunu" anlattı. Türkiye´nin BM kararlarını desteklediğini ifade eden Kalın, Başbakan Erdoğan´ın "derhal ve gerçek bir ateşkeş, insani yardımlar için koridor oluşturulması ve barışçıl geçiş için siyasi sürecin başlatılması"nı içeren yol haritasına da değindi ve bunun Türkiye´nin Libya konusundaki pozisyonu olduğunu kaydetti. İbrahim Kalın, Türkiye´nin riskler alarak insani yardım konusunda yaptığı çabaları anlattı.

İbrahim Kalın´ın Washington Temasları

Washington´da bir hafta boyunce çalışmalarını sürdüren Koordinatörümüz İbrahim Kalın, Beyaz Saray, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Kongre´de temaslarda bulundu.

Bu çerçevede, Ulusal Güvenlik Konseyi´nde Avrupa ve Avrasya´dan sorumlu Kıdemli Direktör ve ABD Başkanı Barack Obama´nın Özel Danışmanı Elizabeth Sherwood-Randall, Ulusal Güvenlik Konseyi´nde Direktörler Dan Shapiro ve Puneet Talwar ile görüşen Kalın, ABD Dışişleri Bakanlığında da Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Phil Gordon, Yakın Doğu işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ronald Schlicher ve Libya Koordinatörü Büyükelçi Gene Cretz ile de bir araya geldi. Kongre´de de Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör John Kerry, Kıdemli Cumhuriyetçi Senatör John McCain, Temsilciler Meclisi Dışişleri Ortadoğu Alt Komitesi Başkanı Steve Chabot, ABD Kongresi´nin ilk Müslüman kökenli üyesi Keith Ellison ile görüşen Kalın, ayrıca Kongre Dışişleri Komitesi´nin kıdemli danışmanlarıyla temaslarda bulundu.

Koordinatörümüz; 3 gün süren ABD-İslam Dünyası Forumu´nun yanısıra, İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu´nun Mandarin Oriental Otel´de forumun katılımcıları ve İKT üyesi ülkelerin büyükelçileri onuruna verdiği resepsiyona da katıldı. 

 
BASIN YANSIMALARI

Anadolu Ajansı
12.04.2011

Abd-İslam Dünyası Forumu

BAŞBAKANLIK BAŞDANIŞMANI KALIN: "LİBYA´DA ACİL BİR DURUM SÖZ KONUSU VE ORADAKİ SÜREÇ KENDİ HALİNE BIRAKILAMAZ. TÜRKİYE, BU NEDENLE DERHAL ATEŞKESİN SAĞLANMASI İÇİN ÇABA GÖSTERİYOR"
"LİBYA´DA ÜÇ OLASI SENARYO VAR. ´UZUN BİR İÇ SAVAŞ´, ´ÜLKENİN BÖLÜNMESİ´ VE ´BARIŞÇIL GEÇİŞ´. TÜRKİYE, EN İYİ SENARYO OLARAK ´BARIŞÇIL GEÇİŞ´E ODAKLANMIŞ DURUMDA"
"ORTADOĞU´DAKİ SİYASİ GERGİNLİKLERİN SÜNNİ-Şİİ ÇATIŞMASINA DÖNÜŞMESİNDEN KAYGILIYIM"

Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, Libya´da can kayıplarının yaşandığı acil bir durumun söz konusu olduğunu ve oradaki sürecin kendi haline bırakılamayacağını belirterek, "Türkiye bu nedenle derhal ateşkesin sağlanması için çaba gösteriyor. Ancak bu ülkedeki değişimin yönü yine de Libya halkı tarafından belirlenecektir" dedi.

Kalın, ABD-İslam Dünyası Forumu kapsamında düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, Ortadoğu´da şu anda tarihi bir anın yaşandığını söyledi. Arap nüfusunun on yıllardır kaybettiği zamanı telafi etmeye çalıştığını ifade eden Kalın, Arap dünyasında nihayet Soğuk Savaş döneminin sonuna gelindiğini kaydetti.

Kalın, Ortadoğu ülkelerindeki ayaklanmalarda, halkların daha fazla şeffaflık, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirliğin sağlanması gibi taleplerinin Arap dünyası genelinde yankı bulduğunu hatırlatarak, bunların her ülkede uygulanışının farklı olacağı, ancak bu akışın devam edeceği görüşünü dile getirdi. Tüm bu gelişmelerin sadece iki ay önce başladığına dikkati çeken Kalın, tek bir resme odaklanarak olaylara bakılması halinde birçok yanlış yapılabileceğini, bunun yerine süreç analizi yoluna gidilirse, tüm resmin görülebileceğini söyledi.

Sonucunda bu gelişmelerin Arap ve İslam dünyası için olumlu olacağını ifade eden Kalın, değişimlerin, Arap dünyası ile Batı ve ABD arasındaki var olan dinamikleri değiştireceği değerlendirmesinde bulundu. Kalın, şunları kaydetti: "Daha gerçekçi bir güven ve saygı ilişkisi yaratacaktır. Bu, şu anki ilişkilerin parametrelerinde büyük bir revizyon anlamına geliyor. Özellikle de Filistin konusunda, insanların, Ortadoğu barış müzakerelerinin sonsuza kadar devam etmesini izleyeceğini sanmıyorum. Bu konuda çözüme ulaşmaya daha fazla vurgu yapacaklar. Çünkü bu hala Arap nüfusunun çoğunluğu bakımından çok kilit bir mesele. Bu tip bazı dinamiklerin Arap dünyası ile Batı arasındaki ilişkinin geleceğini şekillendireceğini düşünüyorum."

Artık zamanın geri alınamayacağını ve reformların gerçekçi ve insanların taleplerini yansıtacak şekilde olması gerektiğini belirten Kalın, bölgedeki gelişmeleri önceden uzaktan izleyen Batılı ülkelerin de bu yaklaşımının artık değişmek zorunda olduğunu kaydetti.

"TÜRKİYE BARIŞÇIL ÇÖZÜME ODAKLI"

Kalın, dünyaca ünlü yazar ve yorumcu Ferid Zekeriya´nın, "Kaddafi´nin ayrılacağını düşünüyor musunuz, eğer ayrılmazsa krizin çözümü nedir?" sorusunu da cevapladı. Libya´daki gösterilerin başlamasından kısa süre sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın Kaddafi ve oğlu ile birkaç kez telefon görüşmesi yaptığını ve Kaddafi´ye, demokratik sürece doğru barışçıl geçişe izin vermesi yönünde çağrıda bulunduğunu belirten Kalın, bu görüşmelerin hava operasyonu ile BM´nin ilgili kararlarından önce yapıldığını hatırlattı. Kalın, "O zamanki hedefimiz, son 5 haftadır süregelen çatışmaların engellenmesiydi" dedi.

Kalın, "işler kontrolden çıktıktan sonra da Başbakan Erdoğan´ın Kaddafi´ye iktidardan barışçıl biçimde ayrılması zamanının geldiğini söylediğini, en başından bu yana hedefin bu olduğunu" anlattı. Türkiye´nin BM kararlarını desteklediğini ifade eden Kalın, hem Trablus hem de Bingazi ile temas halinde olduklarını, hem Trablus´ta büyükelçilik, hem de Bingazi´de konsolosluğu bulunan Türkiye´nin her iki yerde de temsilciliğe sahip belki de tek ülke olduğunu dile getirdi.İbrahim Kalın, Türkiye´nin riskler alarak insani yardım konusunda yaptığı çabaları anlattı.

KALIN´DAN LİBYA´YA DAİR ÜÇ OLASI SENARYO

Konuşmasında, Başbakan Erdoğan´ın "derhal ve gerçek bir ateşkeş, insani yardımlar için koridor oluşturulması ve barışçıl geçiş için siyasi sürecin başlatılması"nı içeren yol haritasına değinen Kalın, bunun Türkiye´nin Libya konusundaki pozisyonu olduğunu kaydetti. Türkiye´nin ilk başlangıçtan bu yana tüm bu süreçlerin içinde yer aldığını belirten Kalın, Libya´ya yönelik üç olası senaryodan bahsetti. Bu senaryoları, "uzun bir iç savaş", "ülkenin bölünmesi" ve "barışçıl geçiş" olarak sıralayan Kalın, uzun bir iç savaş veya ülkenin Trablus ve Bingazi olarak bölünmesi senaryolarının sürdürülebilir ve iyi sonuçlar olmadığını belirtti. Kalın, en iyi senaryonun barışçıl geçiş senaryosu olduğunu vurguladı ve Türkiye´nin buna odaklandığını bildirdi.

"ABD, AVRUPA VE İSRAİL UMARIM AYNI HATAYI YAPMAZ"

Kalın, bir soru üzerine, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas´ın ulusal uzlaşı sağlama çabalarının desteklenmesi gerektiğini de söyledi. Uzlaşının sağlanmasının yeni adımı olarak seçim için takvim oluşturulması gerektiğini belirten Kalın, "seçimler olduğunda da ABD, Avrupa ve İsrail´in, adil ve özgür bir seçimle Hamas´ın iktidara geldiği ama derhal engellendiği 2006 seçimlerinde yaptıkları hatayı tekrarlamamaları umduğunu" kaydetti. Kalın, "O dönemde eğer farklı bir eylem tarzı sergilenseydi ve Hamas´a yönetimde bulunma imkanı sağlansaydı, son 5 yılda işler çok farklı olurdu" dedi. Kalın, örneğin Mısır´ın Filistin sorunu konusunda dış politikasını, Tahrir Meydanı´ndaki halkın taleplerini dikkate almadan oluşturamayacağını, aynı durumun diğer Arap ülkelerinde de geçerli olduğunu anlattı.

"LİBYA´DA SÜREÇ KENDİ HALİNE BIRAKILAMAYACAK KADAR ACİL"

Kalın, Libya´da değişim için baskının artırılıp artırılmamasına yönelik soru üzerine, Libya´da insanların öldüğü acil bir durumun söz konusu olduğunu, sürecin kendi haline bırakılamayacağını söyledi. Türkiye´nin bu nedenle derhal ateşkes istediğini ve bu yönde çalıştığını ifade eden Kalın, ancak değişimin yönünün yine de Libya halkı tarafından belirleneceğini kaydetti.
Başbakanlık Başdanışmanı Kalın, Arap dünyasının Türkiye´ye yönelik daha ilgili olmasına yönelik soru üzerine, bunun karşılıklı olduğunu, Türkiye´nin de son yıllarda Arap dünyası ile ilişkilerini geliştirdiğini söyledi. Kalın, Türkiye´nin "eskiden yük olarak gördüğü tarihi ve coğrafyasıyla normalleşme sürecine girdiğini ve artık bu iki unsuru stratejik değer olarak benimsediğini" anlattı.

"TÜRKİYE MERKEZİ KONUMDA"

Türkiye´nin diğer ülkelere birşeyler empoze etmek istemediği için "model" kavramını kullanmaktan hoşlanmadıklarını belirten Kalın, Ortadoğu´da değişimden geçen ülkelerin kendi yönlerini kendilerinin çizeceğini kaydetti. Kalın, Türkiye´nin de kendi demokratikleşme sürecinden geçtiğini ifade ederek, "üç darbe yaşayan Türkiye´de AK Parti´nin, iktidara geldiği 2002 yılından bu yana sivil-asker ilişkilerini değiştirdiğini, Anayasa´da değişiklikler yaptığını, Türkiye´nin daha demokratik ve şeffaf hale geldiğini ve orduyu sivil denetim altına aldığını" anlattı. İbrahim Kalın, "demokratikleşmesi, son yıllardaki büyük ekonomik başarısı ve aktif dış politikası"nın Türkiye´yi bölgesinde ilgi merkezi haline getirdiğini belirtti.

TÜRKİYE´DEKİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Kalın, Türkiye´deki basın özgürlüğüne yönelik endişelere dair soru üzerine de son dönemde tutuklanan 3 gazetecinin, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklanmadıklarının savcılar tarafından belirtildiğini, bu tutuklamaların "Ergenekon" soruşturması kapsamında görülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye´deki "Ergenekon" davasının uzun sürdüğü yönünde eleştiriler bulunduğunu ama İtalya´daki benzer Gladio davasına bakıldığında bu sürecin normal olduğunun görüleceğini ifade eden Kalın, kendilerinin de bu davanın bir an önce sonuçlandırılmasını istediklerini kaydetti.

Bu davaların hükümeti eleştirmekle ilgisi bulunmadığını ifade eden Kalın, Türkiye´de hükümeti ve Başbakan Erdoğan´ı çok sert dille eleştiren birçok gazeteci olduğuna ve Erdoğan´a yönelik asılsız birçok iddianın yer aldığı kitapların, hala kitapçılarda satıldığına dikkati çekti. Bir soru üzerine Kalın, Ortadoğu bölgesindeki siyasi gerginliklerin, Irak, Bahreyn ve diğer bazı ülkelerde Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesi ihtimalinden kaygı duyduğunu belirterek, böyle bir durumun bölge açısından çok ciddi problemler yaratacağına işaret etti.

İbrahim Kalın, İran ile ilgili soru üzerine de, Tahran Deklerasyonu´nun reddedilmesinden hayal kırıklığı yaşadıklarını belirterek, "1 yıl sonra baktığımızda, hala aynı noktadayız. Eğer deklarasyon, ilerlemek için platform olarak kullanılsaydı, yapamadığımız ilerlemeyi yapabilirdik" dedi.

Kalın´ın katıldığı panelde, konuşmalar sırasında bir ara yangın alarmının çalması ve ısrarlı biçimde devam etmesi salonda esprilere neden oldu.


Anadolu Ajansı
12.04.2011

İKT Genel Sekreteri İhsanoğlu Washington´da

İHSANOĞLU: "MÜSLÜMAN DÜNYASI, AMERİKAN YÖNETİMİYLE KARŞILIKLI SAYGI VE ÇIKARA DAYANAN, KALIPLAŞMIŞ YARGILARDAN, ÖNYARGILI FİKİRLERDEN VE BİRBİRLERİNE KARŞI OLUMSUZ ALGILAMALARDAN UZAK YENİ BİR İLİŞKİ ARAYIŞI İÇİNDE"

İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Müslüman dünyasının, Amerikan yönetimi ile karşılıklı saygı ve çıkarlara dayanan, kalıplaşmış yargılardan, önyargılı fikirlerden ve birbirlerine karşı olumsuz algılamalardan uzak yeni bir ilişki ve ortaklık arayışı içinde olduğunu söyledi.

ABD-İslam Dünyası Forumu´na katılmak için geldiği Washington´daki temaslarını sürdüren İhsanoğlu, Mandarin Oriental Otel´de Forumun katılımcıları ve İKT üyesi ülkelerin büyükelçilerine resepsiyon verdi.

İhsanoğlu, resepsiyonda yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Barack Obama´nın göreve başladıktan sonra Kahire ve Ankara´da yaptığı konuşmaları hatırlatarak, ABD ile Müslüman dünyası arasındaki ilişkilerin bugün yeni bir dönemden geçtiğine işaret etti.

Obama´nın yemin ederek göreve başladığı gün, kendisine hitaben açık mektup yayımladığını hatırlatan İhsanoğlu, bu mektubun içeriğine yeniden değinerek, "Müslüman dünyası, Obama yönetimi altında ABD ile yeni bir ortaklık, karşılıklı saygı ve çıkarlara dayanan, kalıplaşmış yargılardan, önyargılı fikirlerden ve birbirlerine karşı olumsuz algılamalardan uzak yeni bir ilişki arayışı içinde. Bu zorlu günlerde buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.

Müslüman ülkelerin bir kısmında, daha refah dolu bir yaşam sürmek için düzenlenen halk hareketlerine dikkati çeken İhsanoğlu, bu gelişmelerin olduğu bir döneme denk gelmesi bakımından bu yıl 8´incisi yapılacak olan ABD-İslam Dünyası Forumu´nun öneminin daha da arttığını söyledi.

Bu yıl ilk kez ABD´de düzenlenecek olun forumun, Müslüman dünyası ile ABD arasındaki görüş alışverişi bakımından çok önemli olduğunu belirten İhsanoğlu, forumun ana sponsorları olan Katar hükümeti ve Brookings Enstitüsü´ne teşekkür etti.

Resepsiyona, Washington´da temaslarda bulunan Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın ve Türkiye´nin Washington Büyükelçisi Namık Tan da katıldı.

"KATOLİK TERÖRİST, YAHUDİ TERÖRİST DENMİYOR DA, NİÇİN İSLAMCI TERÖRİST DENİYOR?"

İhsanoğlu, resepsiyondan önce de George Mason Üniversitesi´nde, akademisyenler ve doktora öğrencilerinin katılımıyla, İhtilafların Çözümü´nde İKT´nin Rolü konulu akademik toplantıya katıldı.

Toplantıdaki konuşmasında, İKT´nin işleyişi ve faaliyetleri ile reform çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgiler veren İhsanoğlu, Batı´da "İslam" ile "terörist" ifadelerinin birarada kullanılmasını eleştirerek, "´Katolik terörist´ ya da ´Yahudi terörist´ denmezken, niçin ´İslamcı terörist" deniyor? Sadece ´terörist´ deyin. ´İslamcı terörist´ diyerek, onları aslında meşrulaştırıyorsunuz" diye konuştu. İhsanoğlu, yine de "İslamcı terörist" ifadesinin kullanımının günümüzde azaldığını belirtti.

Terörizmle mücadelede sadece askeri yollara başvurularak sonuç alınamayacağını ifade eden İhsanoğlu, bu mücadelenin en iyi yolunun, terörizmin kökünde yatan nedenlerin yok edilmesi çabasından geçtiğini vurguladı.

Bu noktada, kısa vadeli çözümler yerine orta ve uzun vadeli yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini kaydeden İhsanoğlu, terörizmi yoksulluğun beslediğini, Müslüman ülkelerdeki yoksulluk sorununu çözmeden terörizmle mücadelede etkili adımlar atılamayacağını söyledi.

İKT Genel Sekreteri İhsanoğlu, İKT´nin, BM ve diğer bölgesel kuruluşlarla işbirliği halinde, uluslararası barış ve güvenliğin muhafazasına katkılarını sürdüreceğini de sözlerine ekledi.


Haberler.com
13.04.2011

ABD-İslam Dünyası Forumu
www.haberler.com/abd-islam-dunyasi-forumu-2651344-haberi/

BAŞBAKANLIK BAŞDANIŞMANI KALIN: "LİBYA´DA ACİL BİR DURUM SÖZ KONUSU VE ORADAKİ SÜREÇ KENDİ HALİNE BIRAKILAMAZ"

Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, Libya´da can kayıplarının yaşandığı acil bir durumun söz konusu olduğunu ve oradaki sürecin kendi haline bırakılamayacağını belirterek, "Türkiye bu nedenle derhal ateşkesin sağlanması için çaba gösteriyor. Ancak bu ülkedeki değişimin yönü yine de Libya halkı tarafından belirlenecektir" dedi.

Kalın, ABD - İslam Dünyası Forumu kapsamında düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, Ortadoğu´da şu anda tarihi bir anın yaşandığını söyledi.


Anadolu Ajansı
14.04.2011
Başbakanlık Başdanışmanı Kalın Washington´da

KALIN, BEYAZ SARAY, ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI VE KONGRE´DE TEMASLARDA BULUNDU, DÜŞÜNCE KURULUŞLARINDA TOPLANTILARA KATILDI
KALIN: "BİZİM AÇIKLADIĞIMIZ YOL HARİTASININ, GEREK BEYAZ SARAY´DA, GEREK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDA ÇOK OLUMLU YANKILANDIĞINI GÖRDÜM"
"LİBYA´DA, BİR AN ÖNCE ÇATIŞMALARIN SONA ERMESİ VE SİYASİ SÜRECİN BAŞLAMASI YÖNÜNDE TÜRKİYE İLE ABD YÖNETİMİ HEMFİKİR"
"ŞU ANDA HEM TRABLUS´TA BÜYÜKELÇİĞİ, HEM BİNGAZİ´DE KONSOLOSLUĞU OLAN TEK ÜLKE BİZİZ. BUNDAN FARKLI BİR MANA ÇIKARILDI, AMA TÜRKİYE BUNU HAK ETMİYOR"

Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın Libya´ya yönelik açıkladığı "yol haritası"nın gerek Beyaz Saray, gerek ABD Dışişleri Bakanlığında çok olumlu yankılandığını gördüğünü belirterek, "Libya´da bir an önce çatışmaların sona ermesi ve siyasi sürecin başlaması yönünde Türkiye ile ABD yönetimi hemfikir" dedi.

Kalın, ABD´nin başkenti Washington´u ziyaretinde Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Kongre´de temaslarda bulundu ve ABD´deki etkili bazı düşünce kuruluşlarında toplantılara katıldı.

Bu çerçevede, Ulusal Güvenlik Konseyi´nde Avrupa ve Avrasya´dan sorumlu Kıdemli Direktör ve ABD Başkanı Barack Obama´nın Özel Danışmanı Elizabeth Sherwood-Randall, Ulusal Güvenlik Konseyi´nde Direktörler Dan Shapiro ve Puneet Talwar ile görüşen Kalın, ABD Dışişleri Bakanlığında da Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Phil Gordon, Yakın Doğu işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ronald Schlicher ve Libya Koordinatörü Büyükelçi Gene Cretz ile bir araya geldi.

Kongre´de de Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör John Kerry, Kıdemli Cumhuriyetçi Senatör John McCain, Temsilciler Meclisi Dışişleri Ortadoğu Alt Komitesi Başkanı Steve Chabot, ABD Kongresi´nin ilk Müslüman kökenli üyesi Keith Ellison ile görüşen Kalın, ayrıca Kongre Dışişleri Komitesi´nin kıdemli danışmanlarıyla temaslarda bulundu.

"EN FAZLA ARAP DÜNYASINDAKİ GELİŞMELER GÜNDEME GELDİ"

Kalın, temaslarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir soru üzerine, temaslarında en fazla Arap dünyasında son dönemde meydana gelen gelişmelerin gündeme geldiğini belirten Kalın, bu konularda Türkiye´nin değişim sürecine yaklaşımı ve devam eden süreçlerle ilgili yaptıklarını anlattıklarını söyledi.
Kalın, görüşmelerde ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin de ele alındığını ifade ederek, özellikle "model ortaklık" ve bu kapsamda oluşturulan ´´Türkiye-ABD Ekonomik ve Ticari Stratejik İşbirliği Çerçevesi´´yle ile ilgili konuları konuştuklarını kaydetti. ABD yönetiminin, Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini önemsediğini söyleyen Kalın, bilim ve teknoloji alanında işbirliğinin artırılmasına yönelik görüşmelerin de son dönemde hareketlendiğini anlattı.
Kalın, bunun yanında bu yıl sonbahar aylarında Türkiye´de yapılacak "Girişimcilik Zirvesi"ni değerlendirdiklerini ve zirveye dair bazı ayrıntıları görüştüklerini bildirdi. ABD Başkanı Obama´nın bu toplantıya katılıp katılmayacağına yönelik soru üzerine Kalın, "Bizim arzumuz ve talebimiz o yönde, onlar da buna sıcak baktıklarını söylüyorlar" diye konuştu.

"LİBYA´YA İNSANİ YARDIMLARIMIZI ÇOK TAKDİR ETTİLER"

İbrahim Kalın, bir soru üzerine, görüşmelerinde muhataplarının Türkiye´nin Libya´ya yönelik insani yardımına dair takdirlerini birkaç kez ifade ettiklerini belirterek, "Şu anda Türkiye dışında başka hiçbir ülke insani yardım operasyonu yapmıyor. Bunu özellikle takdir ettiklerini ifade ettiler" dedi.

Libya´da bir an önce çatışmaların sona ermesi ve siyasi sürecin başlaması yönünde Türkiye ile ABD yönetiminin hemfikir olduğunu belirten Kalın, Libya´ya yönelik "uzun iç savaş veya ülkenin bölünmesi" gibi senaryoların kimsenin arzu ettiği sonuçlar olmadığını kaydetti.

Kalın, "Bir an önce siyasi süreci nasıl başlatırız formülü üzerinde biz de çalışıyoruz. Bizim açıkladığımız yol haritasının, gerek Beyaz Saray´da, gerek Dışişleri Bakanlığında çok olumlu yankılandığını gördüm" diye konuştu.

"KARARLARIN UYGULANMASINDA BİZİM TARAFIMIZDA SIKINTI YOK"

Kalın, Türkiye´nin Kaddafi´nin mal varlıklarını dondurup dondurmayacağına yönelik soru üzerine, bu konuda teknik çalışma yapıldığını söyledi.

Libya konusunda Türkiye´ye yönelik bazı eleştirilerin hatırlatıldığı bir soru üzerine, Türkiye´nin BM´nin 1970 ve 1973 kararlarına uyduğunu vurgulayan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Bazı kesimler) Libya´da başta çatışmalar başlamadan önce, bizim dışarıdan bir askeri müdahaleye taraftar değiliz açıklamamızı, adeta dondurdular ve sanki hep oradaymışız gibi sürekli bunu gündeme getiriyorlar. Biz bunu dediğimiz zaman henüz çatışmalar başlamamıştı. Bizim o zamanki umudumuz ve beklentimiz Kaddafi´nin ikna edilmesi ve kendisinin çekilmesi yönündeydi. Başbakanımızın yaptığı telefon diplomasisinin ana amacı da buydu.

Ama çatışmalar başlayıp 1970 ve 1973 kararları çıktıktan sonra zaten bunları uygulayacağımızı söyledik, aleyhte bir oy da kullanmadık. Zaten şu anda biz silah ambargosu ve insani yardımı uyguluyoruz. Uçuşa yasak bölgenin oluşturulması meselesinde de NATO misyonlarına zaten prensip olarak muharip güç göndermiyoruz. Afganistan´da da bizim pozisyonumuz muharip olmayan güçler yönünde. 1970 ve 1973 kararlarının uygulanmasında bizim tarafımızda bir sıkıntı yok."

Kalın ayrıca, "Belki muhaliflerin anlamadığı şey şu: ´Trablus ile bu süreçte neden ilişkilerinizi devam ettiriyorsunuz?´. Şu anda hem Trablus´ta büyükelçiği, hem Bingazi´de konsolosluğu olan tek ülke biziz. Siyasi çözüm noktasına gelebilmemiz için Trablus ile bir şekilde temasın sürdürülmesi gerekiyor. Bunlardan farklı bir mana çıkarıldı, sanki bizim sivillerin öldürülmesiyle ilgili bir hassasiyetimiz yok, Kaddafi´nin saldırılarına duyarsısız gibi bir şey çıktı, ama böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye hak etmiyor bunu, biz ne yaptık da sivillerin durumu daha da kötüleşti? Ya da Libya´da durum daha da kötüleşti ve birilerinin lehine, birilerinin aleyhine mi oldu?" dedi.

"TRABLUS İLE TEMASIMIZ OLUP, BİNGAZİ İLE YOK GİBİ BİR DURUM YOK"

Başbakanlık Başdanışmanı Kalın, "Türkiye´nin Kaddafi´nin oğlunun yeni hükümette yer alması gibi bir pozisyonu" olup olmadığına yönelik soru üzerine, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi.

Kalın, Libya´ya yönelik NATO operasyonuna dair bir soru üzerine, "BM´nin 1970 ve 1973 sayılı kararlarında bütün imkan ve araçların kullanılmasıyla sivillerin korunması diye bir madde var. O noktada biz NATO operasyonları yapılmasını bu kararlar çerçevesinde değerlendiriyoruz, orada bizim bir sıkıntımız yok. Geçen hafta muhalifler, ´koordinatlar veriliyor, ama bunlar uygulanmıyor veya Türkiye bunları engelliyor´ gibi şeyler söylediler. Açıkçası biz çok şaşırdık. Birincisi böyle bir şey söz konusu değil. İkincisi NATO´da böyle bir mekanizma yok. Yani, askeri kumanda bizde değil. Masaya gelip, şunu yapıp bunu yapalım gibi bir mekanizma da yok. Bunu kamuoyu üzerinden muhaliflere de açıkladık, görüşmelerimizde de bunun nereden çıktığını sorduk" dedi.

Türkiye´nin muhaliflerle temasının sürdüğünü belirten Kalın, "Trablus ile temasımız olup, Bingazi ile temasımız yok gibi bir durum söz konusu değil" dedi ve son günlerde muhaliflerle temasın daha da arttığını kaydetti.

"İLK ASKERİ OPERASYONUN YAPILIŞ BİÇİMİ BİZE GÖRE KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİ"

Türkiye´nin Libya´ya yönelik yol haritasıyla birlikte, "ateşkesin sağlanması, insani yardımların gönderilmesi ve siyasi geçiş sürecinin sağlanması" noktasında uluslararası konsensüs oluştuğunu belirten Kalın, "Amerikalılar bu çerçeveyi benimsediklerini ifade ediyorlar zaten" diye konuştu.

Bir soru üzerine, Ortadoğu´ya yönelik şu ana kadar yapılan tüm askeri müdahalelerin sonuçlarının yıkım olduğunu belirten ve Irak örneğini hatırlatan Kalın, "Bizim kaygımız benzer bir senaryonun Libya´da yaşanması" dedi ve bu nedenle operasyonun sonuçlarının kendilerini endişelendirdiğini kaydetti.

Kalın, bir soru üzerine, şunları kaydetti: "İlk askeri operasyonun yapılış biçimi bize göre kabul edilebilir değildi. Yani, Fransa´nın alelacele, 1-2 gün içinde kendince bir gönüllüler koalisyonu kurup bu operasyonları başlatması bize göre doğru bir hareket değildi. İlk planda NATO´ya getirilebilir, geniş bir konsensüsla yapılabilirdi. Sonuçta yine bizim dediğimiz noktaya geldi bu iş. Şu anda NATO komutasında olmasaydı bu operasyonlar, bu kadar devam ettirilebilmesi de mümkün olmayacaktı. Şimdi hiç olmazsa NATO kumandası altında daha geniş konsensüs ve daha büyük uluslararası meşruiyete sahip."

Kalın, şu aşamada muhaliflerin oluşturduğu Ulusal Konsey´in tanınması durumunun gündemde olmadığını söyledi.

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE TÜRKİYE´YE HAKSIZLIK EDİLİYOR"

İbrahim Kalın, bir soru üzerine, basın özgürlüğü konusunun bir-iki görüşmede gündeme geldiğini, ama daha çok bilgi alma amaçlı sorulduğunu kaydetti. "Basın özgürlüğünün olmadığı ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceğini biliyoruz" diyen Kalın, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında eleştiri sınırlarını da aşan derecede yazı yazanlar veya kitap yayımlayanlar bulunduğunu, onlara dair kısıtlama olmadığını anlattı. Kalın, basın özgürlüğü konusundaki eleştirilerde Türkiye´ye haksızlık edildiğini söyledi.

Bir soru üzerine, "Ergenekon" davası hakkında hükümet açıklama yaptığında hukuka müdahale ettiği, sessiz kalındığında konuyu desteklediği şeklinde yorumlandığını belirten Kalın, ancak davanın uzadığının Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül tarafından da belirtildiğini, yine de İtalya´daki Gladio davasının da çok uzun sürdüğünün hatırlanması gerektiğini ifade etti.


Anadolu Ajansı
14.04.2011
ABD-İslam Dünyası Forumu

BAŞBAKANLIK BAŞDANIŞMANI KALIN: "İSLAM DÜNYASININ 19. YÜZYILDA KAYBETTİĞİ KOZMOPOLİT İSLAM RUHUNU GERİ KAZANMAYA İHTİYACI VAR"
"TÜRKİYE´DE YILLARCA LAİKLİK BAŞKA KONULARLA İLGİLİ DUMAN PERDESİ OLARAK KULLANILDI"

Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, İslam dünyasının 19. yüzyılda modernizmin Avrupa sömürgeciliğiyle birlikte gelmesiyle, "İslam´ın farklılıkları tehdit olarak değil, Allah´ın lütfu olarak gören kapsayıcı vizyonu" anlamındaki "Kozmopolit İslam ruhu"nun yitirildiğini belirterek, "Artık, İslam dünyasının kaybettiği kozmopolit İslam ruhunu geri kazanmaya ihtiyacı var" dedi.

Kalın, ABD´nin başkenti Washington´da düzenlenen ABD-İslam Dünyası Forumu´nda konuştu.

Arap dünyasının demokrasiye hazır olmadığı yönündeki düşüncelere katılmadığını dile getiren Kalın, bu konuda, Batı´daki anlayışları şekillendiren iki yanlış algılama olduğunu kaydetti.

Birinci yanlış algılamanın Doğu´ya yönelik Oryantalist bakış açısından kaynaklandığını belirten Kalın, Oryantalizmde, Arap dünyasının "tarih, din, kültür gibi nedenlerle ve hiçbir zaman sahip olmadıkları" için demokrasiye hazır olmadığının savunulduğunu hatırlattı.

Kalın, ikinci olarak, Avrupa´nın tarih ve kültürden coğrafyaya, siyasetten sanata herşeyi "Avrupa merkezli" gören ve tanımlayan bakış açısı bulunduğunu anımsatarak, artık Arap dünyasına yönelik yanlış algılama yaratan bu iki unsurun ders kitaplarından, politikaların oluşturulma şekillerine, her alanda değişmesi gerektiğini kaydetti. Kalın, "Artık, dünyada başka eşit partnerlerin de olduğunu ve onlara da eşit şartlarda saygı duyulması gerektiğini kabul etmeliyiz" dedi.

"KOZMOPOLİT İSLAM RUHU" GERİ KAZANILMALI

Bunun yanında, "Tunus ve Mısır´daki devrimlerin çok hızlı gerçekleştiğini ve insanların çok çabuk sonuç almak ve bir an önce tam işleyen demokrasiye geçmek istediklerini" ifade eden Kalın, ancak bunun hemen ilk seçimlerde mümkün olamayacağı görüşünü dile getirdi. Kalın, on yıllardır süren otoriter yönetimden sonra siyasi yapıları bir gecede demokrasiye geçirmenin kolay olmadığına dikkati çekerek, bunun zaman alacağını kaydetti.

Kalın, bir soru üzerine, demokrasi, hukukun üstünlüğü, hesap verilebilirlik, şeffaflık gibi temel unsurların İslam geleneğinde de olduğunu, İslam´ın bu kavramlara yabancı olmadığını söyledi.

Ancak, 19. yüzyılda İslam dünyasına modernizmin Avrupa sömürgeciliğiyle birlikte gelmesi nedeniyle, "İslam´ın farklılıkları tehdit olarak değil, Allah´ın lütfu olarak gören kapsayıcı vizyonu" anlamındaki "Kozmopolit İslam ruhu"nun yitirildiğini anlatan Kalın, Batı dünyasındaki insanların bu kolonyalist dönemi unutma eğilimi içinde olmasına rağmen, bölgede sömürgeciliğe dair anıların hafızalarda hala güçlü biçimde yer aldığını dile getirdi.

Kalın, Avrupa sömürgeciliğiyle ilgili bu sorunun Filistin meselesinde hala devam ettiğinden de örnek vererek, İslam dünyasının kaybettiği "kozmopolit İslam ruhunun" geri kazanmaya ihtiyacı olduğunu ifade etti.

"LAİKLİK YILLARCA DUMAN PERDESİ OLARAK KULLANILDI"

Kalın, bir soru üzerine, laikliğe dair iki tanımın olduğunu belirterek, bunlardan birini, siyaset ile dini kurumları birbirinden ayıran ve tüm grupların dini haklarını koruyan "kurumsal laiklik", diğerinin de "dünya görüşü, ideoloji olarak laiklik" olarak tanımladı.

Asıl olarak, "devletlerin, ülkenin gelişmesi, ulusal güvenlik gibi gerekçelerle, laikliği ideolojik olarak halklarına empoze etmesinin" bir sorun olduğunu, bunun geçmişte Türkiye´de yaşandığını ifade eden Kalın, "Türkiye´de yıllarca laikliğin başka konularla ilgili olarak duman perdesi olarak kullanıldığını" söyledi.

Kalın, "devletin iyi yönetilemediği, halka hizmet edemediği dönemlerde, laikliğin en önemli değer şeklinde bayrak olarak öne sürüldüğünü" kaydederek, "Ülkeyi yönetmekte ve insanların taleplerine cevap vermekte başarısız olduğunuz zaman, Türkiye´deki laik demokrasiyi koruma adına arka arkaya askeri darbeler için tezgah kurduğunuz zaman, bir müddet sonra insanlar laikliği korumaya dair iddiaların güvenilirliğini sorgulamaya başlar" dedi.

Türkiye´de de bunun yaşandığını ve Kürt konusu, Alevilik, gayri Müslimlere dair yıllardır süren tabuların da artık kalktığını ifade eden Kalın, artık bu konularda çok canlı tartışmalar yaşandığını dile getirdi.

Öte yandan, moderatörün Ortadoğu ülkeleri için Türkiye´nin "model" olup olamayacağına yönelik soru üzerine, Afganistan´ın eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah Müslüman veya Müslüman olmayan her ülkedeki demokrasilerden alınabilecek birçok örnek olduğunu söyledi.

Iraklı milletvekili Cafer El-Caferi ise Irak için Türkiye´nin çok iyi bir model olacağını dile getirdi. 

 
Forum-Turkish-American Newspaper
15.04.2011
Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, “Artık, İslam dünyasının kaybettiği kozmopolit İslam ruhunu geri kazanmaya ihtiyacı var”

www.forumgazetem.com/2011/04/basbakanlik-basdanismani-ibrahim-kalin-%E2%80%9Cartik-islam-dunyasinin-kaybettigi-kozmopolit-islam-ruhunu-geri-kazanmaya-ihtiyaci-var/

WASHINGTON – Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, İslam dünyasının 19. yüzyılda modernizmin Avrupa sömürgeciliğiyle birlikte gelmesiyle, “İslam’ın farklılıkları tehdit olarak değil, Allah’ın lütfu olarak gören kapsayıcı vizyonu” anlamındaki “Kozmopolit İslam ruhu”nun yitirildiğini belirterek, “Artık, İslam dünyasının kaybettiği kozmopolit İslam ruhunu geri kazanmaya ihtiyacı var” dedi.

Kalın, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen ABD-İslam Dünyası Forumu’nda konuştu. Arap dünyasının demokrasiye hazır olmadığı yönündeki düşüncelere katılmadığını dile getiren Kalın, bu konuda, Batı’daki anlayışları şekillendiren iki yanlış algılama olduğunu kaydetti.

Birinci yanlış algılamanın Doğu’ya yönelik Oryantalist bakış açısından kaynaklandığını belirten Kalın, Oryantalizmde, Arap dünyasının “tarih, din, kültür gibi nedenlerle ve hiçbir zaman sahip olmadıkları” için demokrasiye hazır olmadığının savunulduğunu hatırlattı.

Kalın, ikinci olarak, Avrupa’nın tarih ve kültürden coğrafyaya, siyasetten sanata herşeyi “Avrupa merkezli” gören ve tanımlayan bakış açısı bulunduğunu anımsatarak, artık Arap dünyasına yönelik yanlış algılama yaratan bu iki unsurun ders kitaplarından, politikaların oluşturulma şekillerine, her alanda değişmesi gerektiğini kaydetti. Kalın, “Artık, dünyada başka eşit partnerlerin de olduğunu ve onlara da eşit şartlarda saygı duyulması gerektiğini kabul etmeliyiz” dedi.

"KOZMOPOLİT İSLAM RUHU” GERİ KAZANILMALI

Bunun yanında, “Tunus ve Mısır’daki devrimlerin çok hızlı gerçekleştiğini ve insanların çok çabuk sonuç almak ve bir an önce tam işleyen demokrasiye geçmek istediklerini” ifade eden Kalın, ancak bunun hemen ilk seçimlerde mümkün olamayacağı görüşünü dile getirdi. Kalın, on yıllardır süren otoriter yönetimden sonra siyasi yapıları bir gecede demokrasiye geçirmenin kolay olmadığına dikkati çekerek, bunun zaman alacağını kaydetti.

Kalın, bir soru üzerine, demokrasi, hukukun üstünlüğü, hesap verilebilirlik, şeffaflık gibi temel unsurların İslam geleneğinde de olduğunu, İslam’ın bu kavramlara yabancı olmadığını söyledi.

Ancak, 19. yüzyılda İslam dünyasına modernizmin Avrupa sömürgeciliğiyle birlikte gelmesi nedeniyle, “İslam’ın farklılıkları tehdit olarak değil, Allah’ın lütfu olarak gören kapsayıcı vizyonu” anlamındaki “Kozmopolit İslam ruhu”nun yitirildiğini anlatan Kalın, Batı dünyasındaki insanların bu kolonyalist dönemi unutma eğilimi içinde olmasına rağmen, bölgede sömürgeciliğe dair anıların hafızalarda hala güçlü biçimde yer aldığını dile getirdi.

Kalın, Avrupa sömürgeciliğiyle ilgili bu sorunun Filistin meselesinde hala devam ettiğinden de örnek vererek, İslam dünyasının kaybettiği “kozmopolit İslam ruhunun” geri kazanmaya ihtiyacı olduğunu ifade etti.

LAİKLİK YILLARCA DUMAN PERDESİ OLARAK KULLANILDI

Kalın, bir soru üzerine, laikliğe dair iki tanımın olduğunu belirterek, bunlardan birini, siyaset ile dini kurumları birbirinden ayıran ve tüm grupların dini haklarını koruyan “kurumsal laiklik”, diğerinin de “dünya görüşü, ideoloji olarak laiklik” olarak tanımladı.

Asıl olarak, “devletlerin, ülkenin gelişmesi, ulusal güvenlik gibi gerekçelerle, laikliği ideolojik olarak halklarına empoze etmesinin” bir sorun olduğunu, bunun geçmişte Türkiye’de yaşandığını ifade eden Kalın, “Türkiye’de yıllarca laikliğin başka konularla ilgili olarak duman perdesi olarak kullanıldığını” söyledi.

Kalın, “devletin iyi yönetilemediği, halka hizmet edemediği dönemlerde, laikliğin en önemli değer şeklinde bayrak olarak öne sürüldüğünü” kaydederek, “Ülkeyi yönetmekte ve insanların taleplerine cevap vermekte başarısız olduğunuz zaman, Türkiye’deki laik demokrasiyi koruma adına arka arkaya askeri darbeler için tezgah kurduğunuz zaman, bir müddet sonra insanlar laikliği korumaya dair iddiaların güvenilirliğini sorgulamaya başlar” dedi.

Türkiye’de de bunun yaşandığını ve Kürt konusu, Alevilik, gayri Müslimlere dair yıllardır süren tabuların da artık kalktığını ifade eden Kalın, artık bu konularda çok canlı tartışmalar yaşandığını dile getirdi.

Öte yandan, moderatörün Ortadoğu ülkeleri için Türkiye’nin “model” olup olamayacağına yönelik soru üzerine, Afganistan’ın eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah Müslüman veya Müslüman olmayan her ülkedeki demokrasilerden alınabilecek birçok örnek olduğunu söyledi.

Iraklı milletvekili Cafer El-Caferi ise Irak için Türkiye’nin çok iyi bir model olacağını dile getirdi.

HurriyetUSA.com
15.04.2011

Washington´da ´ABD-İslam Dünyası Forumu´ düzenlendi
Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, Washington´da düzenlenen ABD-İslam Dünyası Forumu´nda konuştu.

www.hurriyetusa.com/haber_detay_yerel.asp

Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, İslam dünyasının 19. yüzyılda modernizmin Avrupa sömürgeciliğiyle birlikte gelmesiyle, "İslam´ın farklılıkları tehdit olarak değil, Allah´ın lütfu olarak gören kapsayıcı vizyonu" anlamındaki "Kozmopolit İslam ruhu"nun yitirildiğini belirterek, "Artık, İslam dünyasının kaybettiği kozmopolit İslam ruhunu geri kazanmaya ihtiyacı var" dedi.

Kalın, ABD´nin başkenti Washington´da düzenlenen ABD-İslam Dünyası Forumu´nda konuştu. Arap dünyasının demokrasiye hazır olmadığı yönündeki düşüncelere katılmadığını dile getiren Kalın, bu konuda, Batı´daki anlayışları şekillendiren iki yanlış algılama olduğunu kaydetti.

Birinci yanlış algılamanın Doğu´ya yönelik Oryantalist bakış açısından kaynaklandığını belirten Kalın, Oryantalizmde, Arap dünyasının "tarih, din, kültür gibi nedenlerle ve hiçbir zaman sahip olmadıkları" için demokrasiye hazır olmadığının savunulduğunu hatırlattı.

Kalın, ikinci olarak, Avrupa´nın tarih ve kültürden coğrafyaya, siyasetten sanata herşeyi "Avrupa merkezli" gören ve tanımlayan bakış açısı bulunduğunu anımsatarak, artık Arap dünyasına yönelik yanlış algılama yaratan bu iki unsurun ders kitaplarından, politikaların oluşturulma şekillerine, her alanda değişmesi gerektiğini kaydetti. Kalın, "Artık, dünyada başka eşit partnerlerin de olduğunu ve onlara da eşit şartlarda saygı duyulması gerektiğini kabul etmeliyiz" dedi.

"KOZMOPOLİT İSLAM RUHU" GERİ KAZANILMALI

Bunun yanında, "Tunus ve Mısır´daki devrimlerin çok hızlı gerçekleştiğini ve insanların çok çabuk sonuç almak ve bir an önce tam işleyen demokrasiye geçmek istediklerini" ifade eden Kalın, ancak bunun hemen ilk seçimlerde mümkün olamayacağı görüşünü dile getirdi. Kalın, on yıllardır süren otoriter yönetimden sonra siyasi yapıları bir gecede demokrasiye geçirmenin kolay olmadığına dikkati çekerek, bunun zaman alacağını kaydetti.

Kalın, bir soru üzerine, demokrasi, hukukun üstünlüğü, hesap verilebilirlik, şeffaflık gibi temel unsurların İslam geleneğinde de olduğunu, İslam´ın bu kavramlara yabancı olmadığını söyledi.

Ancak, 19. yüzyılda İslam dünyasına modernizmin Avrupa sömürgeciliğiyle birlikte gelmesi nedeniyle, "İslam´ın farklılıkları tehdit olarak değil, Allah´ın lütfu olarak gören kapsayıcı vizyonu" anlamındaki "Kozmopolit İslam ruhu"nun yitirildiğini anlatan Kalın, Batı dünyasındaki insanların bu kolonyalist dönemi unutma eğilimi içinde olmasına rağmen, bölgede sömürgeciliğe dair anıların hafızalarda hala güçlü biçimde yer aldığını dile getirdi.

Kalın, Avrupa sömürgeciliğiyle ilgili bu sorunun Filistin meselesinde hala devam ettiğinden de örnek vererek, İslam dünyasının kaybettiği "kozmopolit İslam ruhunun" geri kazanmaya ihtiyacı olduğunu ifade etti.

"LAİKLİK YILLARCA DUMAN PERDESİ OLARAK KULLANILDI"

Kalın, bir soru üzerine, laikliğe dair iki tanımın olduğunu belirterek, bunlardan birini, siyaset ile dini kurumları birbirinden ayıran ve tüm grupların dini haklarını koruyan "kurumsal laiklik", diğerinin de "dünya görüşü, ideoloji olarak laiklik" olarak tanımladı.

Asıl olarak, "devletlerin, ülkenin gelişmesi, ulusal güvenlik gibi gerekçelerle, laikliği ideolojik olarak halklarına empoze etmesinin" bir sorun olduğunu, bunun geçmişte Türkiye´de yaşandığını ifade eden Kalın, "Türkiye´de yıllarca laikliğin başka konularla ilgili olarak duman perdesi olarak kullanıldığını" söyledi.

Kalın, "devletin iyi yönetilemediği, halka hizmet edemediği dönemlerde, laikliğin en önemli değer şeklinde bayrak olarak öne sürüldüğünü" kaydederek, "Ülkeyi yönetmekte ve insanların taleplerine cevap vermekte başarısız olduğunuz zaman, Türkiye´deki laik demokrasiyi koruma adına arka arkaya askeri darbeler için tezgah kurduğunuz zaman, bir müddet sonra insanlar laikliği korumaya dair iddiaların güvenilirliğini sorgulamaya başlar" dedi.

Türkiye´de de bunun yaşandığını ve Kürt konusu, Alevilik, gayri Müslimlere dair yıllardır süren tabuların da artık kalktığını ifade eden Kalın, artık bu konularda çok canlı tartışmalar yaşandığını dile getirdi.

Öte yandan, moderatörün Ortadoğu ülkeleri için Türkiye´nin "model" olup olamayacağına yönelik soru üzerine, Afganistan´ın eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah Müslüman veya Müslüman olmayan her ülkedeki demokrasilerden alınabilecek birçok örnek olduğunu söyledi.

Iraklı milletvekili Cafer El-Caferi ise Irak için Türkiye´nin çok iyi bir model olacağını dile getirdi.

AMERİKALI SENATÖR MCCAIN: ABD, LİBYA´DAKİ OPERASYONUN KOMUTASINI TEKRAR DEVRALMALI

Amerikalı Senatör John McCain, ABD´nin Libya´daki hava operasyonunun komutasını tekrar devralması gerektiğini söyledi.

ABD´deki son başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti´nin başkan adayı olan Arizona Senatörü McCain, Washington´da düzenlenen ABD-İslam Dünyası Forumu´nda yaptığı açıklamada, ABD´nin NATO´daki müttefiklerinin gerekli ateş gücünden yoksun olduğunu savunarak, "Tüm müttefiklerimizden gelen katkıları, göstermekte oldukları çabaları takdir ediyoruz, özellikle de İngiliz ve Fransızları. Ancak gerçek şu ki, NATO demek ABD demek" diye konuştu.

"Libya´daki operasyonun komutasını NATO´ya devretmenin, komutanın sınırlı kapasiteler ve sınırlı askeri güce sahip ülkelere devredildiği anlamına geldiği" görüşünü dile getiren McCain, "AC-130 taarruz uçağı, (havadan yer hedeflerini vurmada kullanılan) A-10 uçağı gibi en kapasiteli askeri güçlerimizi savaş alanından çektiğiniz zaman, önemli boyutta bir kapasiteyi kaybetmiş oluyorsunuz. Müttefiklerimiz buna sahip değil" dedi.

McCain, İngiliz ve Fransız ordusunun, Libyalı muhalif güçler lehine sonucu değiştirebilecek "sürdürülebilirliğe sahip olmadığını" savunarak, "Askeri gücümüzü operasyonda tekrar görmeyi çok isterdim" ifadesini kullandı.

"ARAP BAHARI, ÇİN VE RUSYA´YA DA YAYILACAK"

ABD yönetiminin, politikasını "Kaddafi´nin gitmesi gerektiği" üzerinde kurarken, bu politikayı uygulayamama ve nihayetinde kendisini bir çıkmazın içinde bulma ihtimalinden kaygı duyduğunu dile getiren McCain, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerindeki demokrasi yanlısı gelişmelerin kendisini heyecanlandırdığını da belirterek, "´Arap baharının´ Çin ve Rusya´ya da yayılacağını düşünüyorum" dedi.

Forumun ev sahipliğini Katar hükümetiyle birlikte yapan Brookings Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun Dış Politika Programı Direktörü Martin Indyk ise, kendisinin de Kaddafi´nin iktidardan ayrılmasından yana olduğunu belirtmekle birlikte, ABD´nin Libya´da hayati bir stratejik çıkarının olmadığını savundu.

Indyk, "Libya´daki muhaliflere yönelik kapasite inşasından yanayım, ancak bunu ABD´nin yapması gerekip gerekmediğinden emin değilim. Bu, Libya halkı tarafından yapılmalı" diye konuştu.

ABD´nin eski Dışişleri Bakanlarından Madeleine Albright da Ortadoğu ve Kuzey Afrika´daki demokrasi yanlısı halk hareketlerinin önemine işaret ederek, bölgedeki bu gelişmelerin, 2.Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş´ın sona ermesi kadar önemli olduğunu kaydetti.

KALIN, BEYAZ SARAY, ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI VE KONGRE´DE TEMASLARDA BULUNDU, DÜŞÜNCE KURULUŞLARINDA TOPLANTILARA KATILDI

Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, ayrıca Washington´u ziyaretinde Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Kongre´de temaslarda bulundu ve ABD´deki etkili bazı düşünce kuruluşlarında toplantılara katıldı.

Bu çerçevede, Ulusal Güvenlik Konseyi´nde Avrupa ve Avrasya´dan sorumlu Kıdemli Direktör ve ABD Başkanı Barack Obama´nın Özel Danışmanı Elizabeth Sherwood-Randall, Ulusal Güvenlik Konseyi´nde Direktörler Dan Shapiro ve Puneet Talwar ile görüşen Kalın, ABD Dışişleri Bakanlığında da Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Phil Gordon, Yakın Doğu işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ronald Schlicher ve Libya Koordinatörü Büyükelçi Gene Cretz ile bir araya geldi.

Kongre´de de Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör John Kerry, Kıdemli Cumhuriyetçi Senatör John McCain, Temsilciler Meclisi Dışişleri Ortadoğu Alt Komitesi Başkanı Steve Chabot, ABD Kongresi´nin ilk Müslüman kökenli üyesi Keith Ellison ile görüşen Kalın, ayrıca Kongre Dışişleri Komitesi´nin kıdemli danışmanlarıyla temaslarda bulundu.

"EN FAZLA ARAP DÜNYASINDAKİ GELİŞMELER GÜNDEME GELDİ"

Kalın, temaslarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir soru üzerine, temaslarında en fazla Arap dünyasında son dönemde meydana gelen gelişmelerin gündeme geldiğini belirten Kalın, bu konularda Türkiye´nin değişim sürecine yaklaşımı ve devam eden süreçlerle ilgili yaptıklarını anlattıklarını söyledi.

Kalın, görüşmelerde ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin de ele alındığını ifade ederek, özellikle "model ortaklık" ve bu kapsamda oluşturulan “Türkiye-ABD Ekonomik ve Ticari Stratejik İşbirliği Çerçevesi”yle ile ilgili konuları konuştuklarını kaydetti. ABD yönetiminin, Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini önemsediğini söyleyen Kalın, bilim ve teknoloji alanında işbirliğinin artırılmasına yönelik görüşmelerin de son dönemde hareketlendiğini anlattı.

Kalın, bunun yanında bu yıl sonbahar aylarında Türkiye´de yapılacak "Girişimcilik Zirvesi"ni değerlendirdiklerini ve zirveye dair bazı ayrıntıları görüştüklerini bildirdi. ABD Başkanı Obama´nın bu toplantıya katılıp katılmayacağına yönelik soru üzerine Kalın, "Bizim arzumuz ve talebimiz o yönde, onlar da buna sıcak baktıklarını söylüyorlar" diye konuştu.

"LİBYA´YA İNSANİ YARDIMLARIMIZI ÇOK TAKDİR ETTİLER"

İbrahim Kalın, bir soru üzerine, görüşmelerinde muhataplarının Türkiye´nin Libya´ya yönelik insani yardımına dair takdirlerini birkaç kez ifade ettiklerini belirterek, "Şu anda Türkiye dışında başka hiçbir ülke insani yardım operasyonu yapmıyor. Bunu özellikle takdir ettiklerini ifade ettiler" dedi.

Libya´da bir an önce çatışmaların sona ermesi ve siyasi sürecin başlaması yönünde Türkiye ile ABD yönetiminin hemfikir olduğunu belirten Kalın, Libya´ya yönelik "uzun iç savaş veya ülkenin bölünmesi" gibi senaryoların kimsenin arzu ettiği sonuçlar olmadığını kaydetti.

Kalın, "Bir an önce siyasi süreci nasıl başlatırız formülü üzerinde biz de çalışıyoruz. Bizim açıkladığımız yol haritasının, gerek Beyaz Saray´da, gerek Dışişleri Bakanlığında çok olumlu yankılandığını gördüm" diye konuştu.

"KARARLARIN UYGULANMASINDA BİZİM TARAFIMIZDA SIKINTI YOK"

Kalın, Türkiye´nin Kaddafi´nin mal varlıklarını dondurup dondurmayacağına yönelik soru üzerine, bu konuda teknik çalışma yapıldığını söyledi.

Libya konusunda Türkiye´ye yönelik bazı eleştirilerin hatırlatıldığı bir soru üzerine, Türkiye´nin BM´nin 1970 ve 1973 kararlarına uyduğunu vurgulayan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Bazı kesimler) Libya´da başta çatışmalar başlamadan önce, bizim dışarıdan bir askeri müdahaleye taraftar değiliz açıklamamızı, adeta dondurdular ve sanki hep oradaymışız gibi sürekli bunu gündeme getiriyorlar. Biz bunu dediğimiz zaman henüz çatışmalar başlamamıştı. Bizim o zamanki umudumuz ve beklentimiz Kaddafi´nin ikna edilmesi ve kendisinin çekilmesi yönündeydi. Başbakanımızın yaptığı telefon diplomasisinin ana amacı da buydu.

Ama çatışmalar başlayıp 1970 ve 1973 kararları çıktıktan sonra zaten bunları uygulayacağımızı söyledik, aleyhte bir oy da kullanmadık. Zaten şu anda biz silah ambargosu ve insani yardımı uyguluyoruz. Uçuşa yasak bölgenin oluşturulması meselesinde de NATO misyonlarına zaten prensip olarak muharip güç göndermiyoruz. Afganistan´da da bizim pozisyonumuz muharip olmayan güçler yönünde. 1970 ve 1973 kararlarının uygulanmasında bizim tarafımızda bir sıkıntı yok."

Kalın ayrıca, "Belki muhaliflerin anlamadığı şey şu: ´Trablus ile bu süreçte neden ilişkilerinizi devam ettiriyorsunuz?´. Şu anda hem Trablus´ta büyükelçiği, hem Bingazi´de konsolosluğu olan tek ülke biziz. Siyasi çözüm noktasına gelebilmemiz için Trablus ile bir şekilde temasın sürdürülmesi gerekiyor. Bunlardan farklı bir mana çıkarıldı, sanki bizim sivillerin öldürülmesiyle ilgili bir hassasiyetimiz yok, Kaddafi´nin saldırılarına duyarsısız gibi bir şey çıktı, ama böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye hak etmiyor bunu, biz ne yaptık da sivillerin durumu daha da kötüleşti? Ya da Libya´da durum daha da kötüleşti ve birilerinin lehine, birilerinin aleyhine mi oldu?" dedi.

"TRABLUS İLE TEMASIMIZ OLUP, BİNGAZİ İLE YOK GİBİ BİR DURUM YOK"

Başbakanlık Başdanışmanı Kalın, "Türkiye´nin Kaddafi´nin oğlunun yeni hükümette yer alması gibi bir pozisyonu" olup olmadığına yönelik soru üzerine, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi.

Kalın, Libya´ya yönelik NATO operasyonuna dair bir soru üzerine, "BM´nin 1970 ve 1973 sayılı kararlarında bütün imkan ve araçların kullanılmasıyla sivillerin korunması diye bir madde var. O noktada biz NATO operasyonları yapılmasını bu kararlar çerçevesinde değerlendiriyoruz, orada bizim bir sıkıntımız yok. Geçen hafta muhalifler, ´koordinatlar veriliyor, ama bunlar uygulanmıyor veya Türkiye bunları engelliyor´ gibi şeyler söylediler. Açıkçası biz çok şaşırdık. Birincisi böyle bir şey söz konusu değil. İkincisi NATO´da böyle bir mekanizma yok. Yani, askeri kumanda bizde değil. Masaya gelip, şunu yapıp bunu yapalım gibi bir mekanizma da yok. Bunu kamuoyu üzerinden muhaliflere de açıkladık, görüşmelerimizde de bunun nereden çıktığını sorduk" dedi.

Türkiye´nin muhaliflerle temasının sürdüğünü belirten Kalın, "Trablus ile temasımız olup, Bingazi ile temasımız yok gibi bir durum söz konusu değil" dedi ve son günlerde muhaliflerle temasın daha da arttığını kaydetti.

"İLK ASKERİ OPERASYONUN YAPILIŞ BİÇİMİ BİZE GÖRE KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİ"

Türkiye´nin Libya´ya yönelik yol haritasıyla birlikte, "ateşkesin sağlanması, insani yardımların gönderilmesi ve siyasi geçiş sürecinin sağlanması" noktasında uluslararası konsensüs oluştuğunu belirten Kalın, "Amerikalılar bu çerçeveyi benimsediklerini ifade ediyorlar zaten" diye konuştu.

Bir soru üzerine, Ortadoğu´ya yönelik şu ana kadar yapılan tüm askeri müdahalelerin sonuçlarının yıkım olduğunu belirten ve Irak örneğini hatırlatan Kalın, "Bizim kaygımız benzer bir senaryonun Libya´da yaşanması" dedi ve bu nedenle operasyonun sonuçlarının kendilerini endişelendirdiğini kaydetti.

Kalın, bir soru üzerine, şunları kaydetti: "İlk askeri operasyonun yapılış biçimi bize göre kabul edilebilir değildi. Yani, Fransa´nın alelacele, 1-2 gün içinde kendince bir gönüllüler koalisyonu kurup bu operasyonları başlatması bize göre doğru bir hareket değildi. İlk planda NATO´ya getirilebilir, geniş bir konsensüsla yapılabilirdi. Sonuçta yine bizim dediğimiz noktaya geldi bu iş. Şu anda NATO komutasında olmasaydı bu operasyonlar, bu kadar devam ettirilebilmesi de mümkün olmayacaktı. Şimdi hiç olmazsa NATO kumandası altında daha geniş konsensüs ve daha büyük uluslararası meşruiyete sahip."

Kalın, şu aşamada muhaliflerin oluşturduğu Ulusal Konsey´in tanınması durumunun gündemde olmadığını söyledi.

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE TÜRKİYE´YE HAKSIZLIK EDİLİYOR"

İbrahim Kalın, bir soru üzerine, basın özgürlüğü konusunun bir-iki görüşmede gündeme geldiğini, ama daha çok bilgi alma amaçlı sorulduğunu kaydetti. "Basın özgürlüğünün olmadığı ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceğini biliyoruz" diyen Kalın, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında eleştiri sınırlarını da aşan derecede yazı yazanlar veya kitap yayımlayanlar bulunduğunu, onlara dair kısıtlama olmadığını anlattı. Kalın, basın özgürlüğü konusundaki eleştirilerde Türkiye´ye haksızlık edildiğini söyledi.

Bir soru üzerine, "Ergenekon" davası hakkında hükümet açıklama yaptığında hukuka müdahale ettiği, sessiz kalındığında konuyu desteklediği şeklinde yorumlandığını belirten Kalın, ancak davanın uzadığının Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül tarafından da belirtildiğini, yine de İtalya´daki Gladio davasının da çok uzun sürdüğünün hatırlanması gerektiğini ifade etti.