EN

Türkiye’de Eğitim Gören Yabancı Öğrenciler, ‘Türkiye’nin Dostları’ Belgeseli İle TRT Ekranlarında


TRT Belgesel kanalı, çekimleri üç kıtadan 13 ülkede yapılan ve ülkemizde eğitim-öğretim gören binlerce yabancı uyruklu öğrenciyi kapsayan bir programın yayınına başladı. Koordinatörlüğümüzün desteğiyle hayata geçirilen program 13 bölümden oluşuyor. Balkanlar, Avrupa, Ortadoğu, Orta Asya, Uzakdoğu ve Afrika ülkelerinde çekimleri gerçekleştirilen programda birbirinden ilginç hayat hikâyeleri film tadında ekranlara geliyor.


Devamını Göster »
“İnsanların dostu olur da ülkelerin olmaz mı? Hele tarihi saygı, sevgi, hoşgörü ve adalet örnekleriyle yazılmış bir Türkiye’nin? Var elbette…
Yabancı öğrencilerin “Kurulan dostluklar… Unutulmaz hatıralar… Kazanılan tecrübeler… Ve geride bırakılan hoş bir seda” şeklinde özetleyebileceğimiz Türkiye yılları, onların her birini aynı zamanda bir Türkiye Dostu yapmış. Türkiye’nin Dostları programında birbirinden ilginç dostluk hikâyelerini keyifle izleyeceksiniz…”


Resmi kayıtlara göre 26012 yabancı uyruklu öğrenci Türkiye’de okumayı tercih etti. Bunlardan 12335 öğrenci Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden olup, kalan 13677 öğrenci diğer ülkelerin öğrencileri.

(Orta Asya Türk Cumhuriyetleri dışında) en çok öğrencisi olan ülkeler:
İran                   2250
Yunanistan       1629
Bulgaristan      1041
Arnavutluk       677
Irak                   482
Suriye               428
Afganistan        421

Türkiye’de 1 öğrencisi olan ülkeler:
Adıgey, Belize, Buryat, Cibuti, Çek Cumhuriyeti, Çekoslovakya, Ekvator Ginesi, Gine Bissau, Güney Afrika, Güney Kıbrıs, Jamalpur, Katar, Küba, Lüksemburg, Malta, Meksika, Mauritus, Norveç, Orta Afrika Cumhuriyeti, Papua Yeni Gine, Portekiz, Singapur, Trinad ve Tobogo Cumhuriyeti, Venezuela.
 
**********
Beyazçizgi’nin yapımcılığını üstlendiği Türkiye’nin Dostları, TRT Belgesel kanalında ilk kez uygulanan bir sistemle izleyiciyle buluştu. İlk bölüm 15 Mayıs Pazar günü 16.30’da yayınlandı. Aynı gün gece 02.30’da tekrarı oldu.

Her bir kuşak için belirlenen belgeseller hafta boyunca dalgalı yayınla 14 kez ekrana gelecek. Dalgalı Yayın, tekrar yayınların belli bir sisteme oturtulduğu, dünyada ilk kez uygulanan bir yayın türü. İlk kez TRT Belgesel tarafından uygulanan sistemde, örneğin, bugün 12:00’de izlediğiniz belgeseli akşam 22:00’de izleyebiliyorsunuz. İzleme şansını yakalayamadınızsa ertesi gün 13:00 ve 23:00’te izlemeniz mümkün. Hafta boyunca her bir belgesel birer saat ertelenerek 14 kez yayınlanmış oluyor. Bu kanalda hiçbir belgeseli kaçırmıyorsunuz. 7 renkten oluşan ana belgesel kuşaklarının gün içindeki yayın saatleri 12.00-17.00 ve 22.00-05.00 arasında.. Diğer saatler ise programların ve hedef kitlesine göre planlanıyor. Dalgalı yayında yer alan belgeseller, belli bir zaman sonra 20.00-22.00 saatleri arasında ya da hafta sonları tekrar yayına sunuluyor.

BASIN YANSIMALARI

Zaman Gazetesi
15.05.2011
"Artık Dünyanın Her Yerinde Türkiye Dostu Var"
Sevim Şentürk


Türkiye´ye eğitim için gelen gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Peki, bu gençler mezun olunca ne yapıyor? ´Türkiye Dostları´ bu sorunun cevabını veriyor. Türkiye´de okuyup memleketine dönmüş gençlerin hikâyelerini konu alıyor.

Üsküp´te, doğup büyüdüğü evde, 5 çocuğu ve 20 yıllık eşiyle birlikte geçiyor kameranın karşısına Ali Pajaziti ve yönetmenin ´start´ demesiyle başlıyor anlatmaya: "Balkanlar´ın en sıkıntılı yıllarıydı. Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti, son günlerini yaşıyordu. Makedonya da bağımsızlığını ilan eden ülkeler kervanına katılmış; bütün bunlar olduğu esnada bense, islami bilimlerde eğitim görmek için Saraybosna´ya gitmiştim. Kısa süre sonra Bosna´da savaş çıkmıştı. Okulu yarıda bıraktım. Onun için, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´ne yatay geçiş başvurusu yaptım. Ve kabul edildim. Böylece tanıştım, ikinci vatanım Türkiye´yle. Tabii o zamanlar düşüncelerim farklıydı. ´Kültürü bize yakın´ diye tercih etmeme rağmen korkuyordum. Çünkü tarih kitaplarından ´İşgalci Türk´ diye okumuştuk onları. Türkiye´ye geldiğimde ise bunların aksine, bambaşka bir toplum gördüm. Medeniyete, bilgiye çok yakın bir toplum... Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan 1996´da mezun oldum. Yüksek lisans için de kaldım. Şimdi kendi ülkemde, Güneydoğu Avrupa Üniversitesi´nde profesörüm. Türkiye ise hiç çıkmadı aklımdan. Bu yüzden; öğrencilerime, muhakkak Türkiye´de eğitim almak için şartları zorlamak gerektiğini söylüyorum. Üstelik, sivil toplum kuruluşlarıyla Türkiye´ye öğrenci gönderiyorum."

Ali Pajaziti, bunları, bugün saat 16.30´da TRT belgesel kanalında yayınlanacak olan ´Türkiye Dostları Belgeseli´ için anlatıyor. Bundan sonra, eğitimini Türkiye´de alıp ülkesine dönenlerin hikayeleri, bir bir ekrana gelecek bu belgeselde. Neden Türkiye´yi tercih ettikleri ve burada ne kazandıkları kendi ağızlarından seyirciye aktarılacak. Böylece, 15 bin öğrencinin düşüncesini öğrenmiş olacağız. Belgeselin yönetmeni ve sunucusu Mücahit Karaman´ın izlenimleri bu noktada ipucu vermeye yetiyor: "Dünyanın adını duymadığımız ülkelerinde Türkiye´nin dostları var. Elçi gibiler. Ne buradaki günlerini unutmuşlar ne de güzel anıları memleketlerinde anlatmayı... Kimi eğitim için öğrencisini buraya yolluyor kimi de ticari bağları güçlendirmeye çalışıyor. Kimi de yıllarca Türkiye hakkında doğru bilinen yanlışları değiştiriyor."

Burada öğrencilik yapanlardan biri Bosna´lı Remziya Pitiç. Dönüm noktası kabul ettiği Türkiye ile ilişkisini, hiçbir şeyin tesadüf olmadığı yorumuyla anlatıyor: "1993´te savaş yüzünden bıraktığım eğitimime devam etmek için geldim. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´ne kayıt yaptırdım. 1996´da mezun oldum. Buradaki günlerim çok güzeldi. Bosna´daki yaralarımızı sarmamıza yardımcı oldu. Ama ülkemin bana ihtiyacı vardı. Bu yüzden döndüm. Fakat Türkiye ile olan bağımı hiçbir zaman kaybetmedim. Öğretmen olan eşim Hayriye Hanım´la birlikte öğrencilerimizin Türkiye´de üniversite okumalarına önayak olduk. Mesela Nejat var. Orada akademisyen şu anda.

Karar verirken ortak tarihimiz etkili oldu
Amerika´da eğitim şansı varken Türkiye´de okuyan Rami Mahfoud: "Lübnan, en zor günlerini yaşıyordu. Müthiş bir savaş vardı ülkede. Ailem bu yüzden, beni üniversite öğrenimi için yurtdışına gönderme kararı aldı. ´Neresi olacak?´ diye düşünürken iki seçenek çıktı ortaya, biri o zamanın dünya lideri Amerika, diğeri komşu ülke Türkiye. Ben de, ailem de Türkiye´yi istedik. Çünkü 4 asırlık bir tarihimiz vardı onlarla. Sonuç... Bilkent Üniversitesi Bilgisayar bölümünde okudum. Bir Türk kızı ile evlendim. Ve 20 yıl Türkiye´de yaşadım. Şimdi ülkemdeyim. Ama oğlumu, eğitimini tamamlaması için orada bıraktım. Mahfoud´un Türkiye ile ilişkisi sadece eşi ve oğlu değil. O, çok sevdiği bu ülke için ticari anlamda uğraş veriyor. Lübnan-Türkiye arası ticareti artırmak için şirketleri teşvik ediyor. Kendisi de şu anda iki ülke arasında ticaret yapan bir firmada çalışıyor.

Cibuti´den bile öğrenci var
Belgesel, sadece birkaç ülke ile sınırlı değil. Her bir ülkede bir kişi ile görüşülüyor ve 26 dakika süren bir programa dönüştürülüyor. Şimdilik Balkanlar´dan ve Ortadoğu´dan birkaç ülkede çekimler oldu. Fakat belgeseli çeken ekibin listesinde daha adını bilmediğimiz çok ülke var. Belize, Benin, Cibuti gibi... Buralarda da diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye´de okuyup ülkesine dönen isimlerin hikâyeleri Türkiye öncesi, Türkiye günleri ve Türkiye sonrası şeklinde 3 bölümde anlatılacak.
 

Star Gazetesi
15.05.2011
´Bizim Yabancılar´ Şimdi Gönüllü Elçi
Fatma Karaman
www.stargazete.com/pazar/-bizim-yabancilar-simdi-gonullu-elci-haber-351584.htm

Nedal Siyam, Rami Mahfoud, Dritan Egro... Onlar Türkiye´ye okumak için gelen ve burayı çok seven yabancılardan sadece birkaçı. Okulu bitirdikten sonra ülkelerine dönen bu yabancıların izini bulan yönetmen Mücahit Karamanlı Türkiye´nin Dostları´nı bir belgeselle anlattı.

Belize, Benin, Cibuti, Buryat, Mauritus, Jamalpur... Bu ülkelerin adını bile pek çoğumuz bilmezken orada yaşayanların bir kısmı Türkiye´yi çok iyi tanıyor, hatta ülkelerinde tanıtıyor. Çünkü bu gibi ülkelerde yaşayan gençler üniversite eğitimi için Türkiye´ye geliyor; hekim, öğretmen, akademisyen, gazeteci ve mühendis olarak ülkelerine geri dönüyor. Bugün sayıları 20 bini aşan yabancı uyruklu öğrencilere her geçen gün yenileri ekleniyor. Peki okulu bitirdikten sonra doğduklara yerlere dönen bu gençler şimdi ne yapıyor?

Bu sorunun yanıtını merak eden yönetmen ve sunucu Mücahit Karaman yola çıktı, dünyanın pek çok ülkesini dolaşıp ´bizim yabancılar´ın neler yaptığını araştırdı. Karamanlı, gençlerle yaptığı söyleşilerin yer aldığı Türkiye´nin Dostları adlı bir belgesel de hazırladı. Karamanlı "Söyleşilerde gelecek adına öyle güzel ifadeler ve analizler var ki izlerken mest olacaksınız. Onların evlerine hep birlikte konuk olduğumuzda, Türkiye´nin dünya insanına ne kadar çok değer sunduğunu görmek büyük keyif verecek" diyor.

Burası bizim vatanımız

Türkiye´nin Dostları´nın ilk bölümü bugün TRT Turizm ve Belgesel kanalında yayınlanacak. İzlerken "Türkiye benim vatanım" sözlerini sık sık duyacağımızı belirten Karamanlı, belgeselin amacının dostlarımızı yakından tanımak olduğunu söylüyor: "Bu kişilerin Türkiye´ye gelmeden önce, geldiklerinde ve ülkelerine döndükten sonraki hikayelerini üç ana başlıkta topladık. Türklerin hoşgörüsü ve sıcaklığıyla ilgili sözler izleyicinin dikkatini çekecek. Hepsi de tedirginlikle başlayan bu gurbet sürecinin onlara kattığı güzellikleri anlatırken, Türklerin onları kendi çocukları gibi bağrına bastığını da söylüyor. Üniversite hocalarının yardımseverliği, arkadaşlarının candanlığı gibi konuları bir türkü nakaratı misali sürekli tekrarlıyorlar."

Tanıyınca önyargıları kırıldı

Karamanlı, belgesel çekimleri için gittiği ülkelerde, Türkiye´nin şehirleri üzerinden fanatizm yapılmasına da çok şaşırmış: "Lübnan´daki arkadaşlarla sohbet ederken aralarındaki şehir fanatizmine şahit olduk. Biri İstanbul´a toz kondurmazken, diğeri Ankara´yı, bir başkası Bursa´yı en güzel şehir olarak nitelendirmişti. Pek çok öğrenci buraya gelirken savaşlarda Türklerin kendilerine zarar verdiklerini düşünüyordu. Öğretmenleri okulda Türklerin tarihte kendilerine zulüm ettiğini anlatmış. Geldiklerinde gördükleri manzara ve öğrendikleri, anlatılanların aksi çıkınca Türkiye´nin gönüllü elçileri gibi çalışmaya başlamışlar. Örneğin Arnavutluk´ta yaşayan Prof. Dr. Dritan Egro, bu yanlış algının düzeltilmesine kendisini adadı.”

Dünyanın annesi İstanbul´dur

LÜBNANLI Rami Mahfoud, 1985 yılında Bilkent Üniversitesi´ne bilgisayar mühendisliği okumaya gelmiş. Üniversiteden birinci olarak mezun olan Mahfoud, Lübnan´da savaş olması sebebiyle uzun süre Türkiye´de kalmış, bir süre Marmaris´te rehberlik yaptıktan sonra Lübnan Elçiliği´nde görev almış. 2007´de ülkesine dönen Mahfoud "Bir inşaat firmasının yöneticisi olarak çalışıyorum. Türkiye sevdam yüzünden arkadaşlarımla Lübnan-Türk Kültür Merkezi´ni açtık. Mısır, dünyanın annesi olarak tanımlanır ama bana göre İstanbul dünyanın annesidir. Çünkü bambaşka bir ülke, biz bayrağımızı dalgalandırmayı bile sizden öğrendik" diyor.