EN

"Kamu Diplomasisi Üniversite Panelleri"nin Birincisi, Gaziantep´te Yapıldı


Koordinatörlüğümüz tarafından üniversitelerle işbirliği içinde gerçekleştirilecek olan aylık Kamu Diplomasisi panellerinin ilki, 27 Ekim 2011 tarihinde Gaziantep’te yapıldı. “Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi” başlıklı panel, Gazikent Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.


Devamını Göster »
Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü olarak; geniş kitlelerin, özellikle de üniversite öğrencileri ve akademisyenlerin kamu diplomasisi ve Türk dış politikası hakkında bilgilendirilmesi, katkı ve görüşlerinin alınması amacıyla yeni bir projeyi hayata geçiriyoruz. Bundan böyle her ay Türkiye’nin farklı bir şehrinde, bir üniversite ile işbirliği içinde, uzman ve üst düzey bürokratların katılımıyla bir günlük paneller düzenleyeceğiz. Bu çerçevede, Gazikent Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz “Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi” başlıklı konferansla ilk adımı attık.

Bir günlük panelde dış politikada yeni açılım alanları, küresel siyaset, bölgesel gelişmeler, Türkiye’nin yumuşak güç kapasitesi ve kamu diplomasisi gibi konular masaya yatırıldı. Türkiye´nin ince gücünün tartışıldığı toplantıda; bir ülkenin imajını değil, kendi esas kimliğini ortaya koyarak sonuç alabileceği vurgulandı.

Aralarında Gaziantep Valisi Erdal Ata, Gazikent Üniversitesi Rektörü İbrahim Özdemir, koordinatörümüz İbrahim Kalın, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selim Yenel, Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Deniz Ülke Arıboğan, Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Yasin Aktay gibi isimlerin bulunduğu çok değerli bürokrat ve akademisyenler panelde konuşmacı olarak yer aldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan Koordinatörümüz İbrahim Kalın, Avrupa merkezci tarih, siyaset ve kültür anlayışının artık hiçbir şekilde sorunları çözebilecek imkân sunmadığını belirtti. İçerisinde yaşanılan coğrafyanın, insanın değiştirebileceğini bir şey olmadığının altını çizen Kalın, "Bu bir anlamda, insanın nerede doğduğu gibi tabii bir gerçektir. Üzerinde sizin tasarruf hakkınızın olduğu bir şey değildir. Biz bu coğrafyadayız. Bu coğrafya şu anda tarihin akış seyrinin en önemli kesişme noktalarından birisi haline geldi. Batı modernleşmesinin artık o küresel enerjisini yitirmeye başladığı bir dönemde, tek kutuplu, tek merkezli Avrupa merkezli bir dünya tasavvurunun artık mümkün olmadığını çok net bir şekilde görüyoruz." şeklinde konuştu. Artık çoğul modernite tecrübelerinin yaşandığına vurgu yapan Kalın, "Farklı toplumlar, kendi modernleşme, kalkınma, ilerleme modellerini üretiyorlar. Tecrübelerini yaşıyorlar. Aynı şekilde paralel tarihler yaşanıyor. Sadece tarihin akışı bir şekilde kadim Yunan´la başlayıp, Avrupa´da devam eden, oradan da dünyaya yayılan bir süreç değil. Bu Avrupa merkezci tarih, siyaset, kültür anlayışı artık hiçbir şekilde ne sorunlarımızı çözebilecek bir imkân sunuyor, ne de yaşanan realiteyi izah edebiliyor. Türkiye, artık bu "Avrupa merkezciliği" her alanda aşmaya başlayan bir ülke olarak karşımıza çıkmaya başlıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye´ye duyulan ilginin 3 ana noktasının bulunduğunu, bunların da demokratikleşme tecrübesi, ekonomik kalkınma ve aktif dış politika olduğunu kaydeden Kalın, "3 nokta da Türkiye´nin çok yakından bir model olarak, bir ilham kaynağı olarak incelendiğini görüyoruz. Biz dış politikanın yeni imkânları dediğimiz zaman, bu üçünün bileşkesinden çıkan değerden bahsediyoruz. Yoksa sadece dediğim gibi, diplomatların, bürokratların yaptığı birtakım işlerden ibaret değil. Bu manada Türk dış politikasının aktörleri zenginleşiyor, çeşitleniyor." şeklinde konuştu. "Bugün işadamları bizim dış politikamızın en önemli aktörleri haline geldi." diye konuşan Kalın şöyle devam etti: "Sivil toplum kuruluşları dış politikamızın en önemli unsurlarından biri haline geldi. Aynı şekilde gazetecilerimiz, eğitim kurumlarımız, bilim araştırma kurumlarımız, kültürümüz, sanatımız, romanımız, edebiyatçılarımız, yönetmenlerimiz bugün Türkiye´nin yeni dış politika imkânlarını, ince güç potansiyelini güçlendiren aktörler olarak karşımıza çıkıyorlar. Türk dizilerinin hikâyelerini biliyorsunuz. İlk birkaç yıl içerisinde bunun sadece Arap dünyasında izlendiği söyleniyordu. Bugün bir araştırma yaptığımızda, Romanya´da, Sırbistan´da, Yunanistan´da, yani Arap ve İslam coğrafyasının dışındaki topraklarda da Türk dizileri çok yakından takip ediliyor. Türkiye´de olup biten takip ediliyor. Önemli olan da bu zaten. "

Açılışta konuşan Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir de, "Gazikent Üniversitesi´nin, Türk Yüksek Öğretimi´nin bölgede Türk dış politikasında ciddi açılımlar yapılmasına, hatta sanayicilerimize yeni ufuklar açmasına bir katkı sağlayacağına inanıyoruz." dedi.

Gaziantep’in ardından Kayseri, Çankırı, Malatya, Bursa, Antalya, Trabzon, İzmir, Erzurum gibi şehirlerde devam etmesi planlanan kamu diplomasisi panelleri, konuya ilgi duyan herkesin katılımına açık olacak.

 
27 Ekim 2011
“Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi”
Gazikent Üniversitesi
Panel Programı

Açılış: 9.00-9.45

Erdal Ata, Gaziantep Valisi
Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Gazikent Üniversitesi Rektörü
Doç. Dr. İbrahim Kalın, Başbakan Başmüşaviri ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü

1. Oturum: 9.45-11.15
Bölgesel-Küresel Gelişmeler ve Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları


Oturum Başkanı: Doç. Dr. Mesut İdriz, Gazikent Üniversitesi Siyaset Bilimi & Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Ersel Aydınlı, Fullbright Türkiye Direktörü “Ölçek Büyüten Türk Dış Politikası ve Küresel Siyaset”
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi“Türkiye’nin Yumuşak Güç Kapasitesi ve Dış Politika”
Selim Yenel, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı“Dış Politikada Yeni Açılım Alanları ve Kamu Diplomasisi”

Ara: 11.15-11.30

2. Oturum: 11.30-12.45
Bölgesel Gelişmeler ve Türk Dış Politikası


Oturum Başkanı: Prof. Dr. M. Hanifi Aslan, Gazikent Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İİBF Dekanı
Doç. Dr. Gökhan Bacık, Zirve Üniversitesi Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü
“Yeni Ortadoğu, Türkiye ve Yeni Fırsat Alanları”
Prof. Dr. Yasin Aktay, Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı"Arap-Türk Baharında Değişimin Aktörleri"
Doç. Dr. Ali Çaksu, International University of Sarajevo & İstanbul Ticaret Üniversitesi"Türkiye´nin Balkanlardaki Kamu Diplomasisi"

Değerlendirme ve Kapanış: 12.45-13.00


 
BASIN YANSIMALARI

Akşam Gazetesi
23.10.2011
Başbakanlık´tan ´Kariyerlik´ Açılım

www.aksam.com.tr/basbakanliktan-kariyerlik-acilim--74937h.html

İhlas Haber Ajansı
25.10.2011
Gazikent Üniversitesi, Türk Dış Politikasını Masaya Yatırıyor


GAZİANTEP - Gazikent Üniversitesinde düzenlenecek olan Türk Dış Politikası´nın Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi Paneli, 27 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek. Gaziantep´in olduğu kadar ülke gündeminde de önemli yer tutan ve başarılı projeleriyle ulusal kalkınma hamlesinin en önemli unsurları arasında yerini almayı başaran Gazikent Üniversitesi yeni bir ilke daha imza atarak 27 Ekim 2011 Perşembe günü saat 09.00´da Türk Dış Politikası´nın Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi Panelini gerçekleştiriyor. Panele Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın Baş Müşaviri Doç. Dr. İbrahim Kalın da katılarak gündemle ilgili değerlendirmelerde bulunacak. Açılış konuşmaları Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr İbrahim Özdemir, Başbakanlık Baş Müşaviri İbrahim Kalın ve Gaziantep Valisi Erdal Ata tarafından yapılacak olan panel iki ayrı oturum halinde yapılacak.

Birinci oturumda Bölgesel - Küresel Gelişmeler ve Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları başlığı altında Gazikent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mesut İdriz´in oturum başkanlığında; Fullbright Türkiye Direktörü - Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersel Aydınlı, Ölçek Büyüten Türk Dış Politikası ve Küresel Siyaset, Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Türkiye´nin Yumuşak Güç Kapasitesi ve Dış Politika, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yrd. Selim Yenel, Dış Politikada Yeni Açılım Alanları ve Kamu Diplomasisi konularında bildirilerini sunacaklar. Bölgesel Gelişmeler ve Türk Dış Politikası adı altında gerçekleştirilecek olan ikinci oturumda da oturum başkanlığını Gazikent Üniversitesi Rektör Yrd. ve İİBF Dekanı Prof. Dr. M. Hanifi Aslan yapacak. Bu oturumda da Zirve Üniversitesi Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Mdr. Doç. Dr. Gökhan Bacık, Yeni Ortadoğu, Türkiye ve Yeni Fırsat Alanları konulu bildiri, Stratejik Düşünce Enstitüsü Bşk. Prof. Dr. Yasin Aktay, Arap - Türk Baharında Değişimin Aktörleri konulu bildiri, International University of Sarajevo Yrd. Doç. Dr. Ali Çaksu ise Türkiye´nin Balkanlardaki Kamu Diplomasisi konulu bildirisini sunacak. Bildirilerin sunulmasının ardından genel değerlendirmelerin yapılacağı panel temenni ve dileklerle son bulacak.

Anadolu Ajansı
27.10.2011
Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi Paneli

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr Aktay: "Arap Baharı´nın değişik mevsimleri var, yazı var, kışı var, sonbaharı var"
Başbakanlık Başmüşaviri Kalın: "Türkiye bölgesinde değer üreten, standardı olan bir ülke haline geldi"

GAZİANTEP - Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr Yasin Aktay, "Arap Baharı"nın değişik mevsimlerinin olduğunu, aslında bir mevsimden ibaret olmadığını söyledi.

Ortadoğu´daki bu harekete, "Arap yılları ya da Arap zamanları" demek gerektiğini belirten Aktay, "Arap zamanlarının değişik mevsimleri var, bunun yazı var, baharı var, kışı var, sonbaharı var" dedi.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve Gazikent Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen "Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi" paneline konuşmacı olarak katılan Aktay, Ortadoğu´daki gelişmeleri değerlendirdi.

Aktay, Ortadoğu´da yaşanan değişimin, birçok ülkenin özellikle Amerika ve İsrail´in yarım asırdır tesis ettikleri düzeni altüst ettiğine dikkati çekti.

Aktay, "Bu altüst oluşun kendisi, olup bitenlerin arkasında onların (Amerika ve İsrail) olmadığının en önemli göstergesi. Fakat olup bittikten sonra ´kaybın neresinden dönülürse kardır şeklinde davranacakları çok açık. Zararları telafi etmek ve süreci kontrol etmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Arap ülkelerinde hiç beklemediğimiz terör olayları, hiç ummadığımız bazı gruplar arasında çatışmalar olabilir, bunu ihtimal dışı görmemek lazım" dedi.

Mısır´daki seçim sürecine değinen Aktay, seçim sürecinin 28 Kasım´da başlayacağını ve seçimin üç kademeli olacağını ifade etti.
Mısır´da dönem dönem kaygıları harekete geçiren bir takım gelişmeler olduğunu ama devrim sürecinin işlediğini belirten Aktay, şunları belirtti: "Devrim süreci esnasında çok yoğun tartışmalar yaşanıyor. Hüsnü Mübarek´in yargılanması esnasında yaşananlar, askeri idarenin, aslında devrimin yanında yer almaktan ziyade, devrimi kontrol edip, manipüle edip, sonuçta hiçbir şeyi değiştirmemek gibi bir niyeti olduğu yönünde bir takım kuşkuları uyandırıyor. Devrim ilk başladığı sırada ateş emrine uymadığı gerekçesiyle halkta büyük bir sempati uyandırmıştı. Bir anda askerle halk arasında büyük bir ittifak oluşmuştu. Devrim, halkla askerin beraber kotardıkları bir işleme dönüşmüştü. Fakat bugün askeri mahkemelerde sorulduğu zaman, ´Hüsnü Mübarek´in kendilerine böyle bir emir vermediğini´ söylemek suretiyle bir bakıma Hüsnü Mübarek´i aklamaya çalıştıkları yönünde suçlanıyorlar. Bu da devrimci kesimlerde, askerin devrimi yönetmeye çalıştığı yönünde bir algı oluşturuyor."

Aktay, Mısır´da seçim kampanyalarının yürütüldüğünü, tatlı sert, bazen çok sertleşen rekabetlerin söz konusu olduğunu ifade ederek, "Mısır´da şu anda her şey tartışılıyor. En azından bu tartışma ortamının kendisi bile Hüsnü Mübarek dönemine kıyasla çok büyük şeylerin değişiyor olduğunu, değişme aşamasında olduğunu net bir biçimde gösteriyor" dedi.

Aktay, Tunus´ta durumun biraz daha farklı olduğunu, kurucu meclis seçiminin daha yeni yapıldığını dile getirdi. Raşid El Gannuşi´nin manevi liderliğini yürütmekte olduğu Ennahda hareketinin yüzde 40´ın üzerinde oy aldığını ancak parlamentoda yüzde 50 çoğunluğu elde edemediğini kaydeden Aktay, şunları ifade etti: "Ama hükümeti kurmada en güçlü ve şanslı kesim Ennahda hareketi. Ennahda hareketi, model olarak Türkiye´yi aldığını ifade etmekten çok da kaçınmıyor. Türkiye´nin demokrasinini, Türkiye´nin din ile laiklik, din ile demokrasi arasında kendine özgü, kendi kültürel rengini de katan yeni bir model geliştirdiği hususunda Raşit Gannuşi´nin, öteden beri neredeyse Türk temsilcisi gibi davranıyor olduğu gözlerden kaçmıyor."

Aktay, Libya´da ise durumun biraz daha farklı olduğunu, NATO müdahalesi ile inisiyatifin bir bakıma sokaktan alınıp silahlara verildiğini dile getirdi.

Aktay, "Orada Kaddafi´nin gitmiş olması hayırlı olmuştur ama bu şekilde gitmesi insanlarda buruk bir hatıra oluşturmaktadır. İnsanlar en katı düşmanının bu şekilde ölümünün faili olmayı düşünemiyorlar" diye konuştu.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad´ın reformları yapmakta çok geç kaldığını söyleyen Aktay, geç kaldığı için de onun gitmekten başka seçeneğinin olmadığını kaydederek, şöyle konuştu: "Yani Beşşar Esad´lı bir Suriye´yi artık dünya kaldıramıyordu. Dolayısıyla hiç kimse bu saatten sonra Esad ile devletlararası ilişkiler kurmaya cesaret edemez. Türkiye, Suriye ile gemileri yaktı. Son uyarıları yaptı ve uluslararası toplum içerisinde Suriye ile ilişkileri en son kesen ülkelerden birisi oldu. Suriye´ye Rusya ve Çin´in desteği devam etmektedir. İran bile Suriye´deki ölümleri kınamak durumunda kaldı."

Aktay, Ortadoğu´nun çok dinamik bir toplum olduğunu ifade etti. Devrimi besleyen, altını dolduranın da bu entelektüel birikim olduğunu dile getiren Aktay, "Tunus´ta da çok zengin bir entelektüel birikim var. Aynı şeyi Libya için söylemek erken. Ama yine de uzaktan göründüğü kadar aşiret toplumu değil. Orada da epey bir zamandır devam eden kentleşme süreci var. Bu kentleşme süreci aşiret ilişkilerini epey bir gevşetmiştir. Genç nüfusu çok fazla, bu genç nüfusu, en büyük avantajlarından birini oluşturmakta. Genç nüfusun fazla olması gelecek için büyük bir umut vaat ediyor" şeklinde konuştu.

"Türkiye dış politikası çok geniş bir alana yayıldı"

Başbakanlık Başmüşaviri ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü Doç. Dr İbrahim Kalın da Türkiye´nin dış politikasının çok geniş bir alana yayıldığını söyledi.

Kalın, ekonomiden kültüre, eğitimden bilim ve sanata, araştırma ve geliştirmeye kadar çok geniş bir yelpazede Türkiye´nin dış politikada kendini yeniden ifade ettiğini belirtti.

Türkiye´nin her alanda ölçek yükselttiğine dikkati çeken Kalın, şunları kaydetti: "Türkiye sadece bölgesinde görüşlerine başvurulan bir ülke değil. Ya da kendi sınırları içerisinde kalıp, kendi meseleleri ile uğraşan bir ülke değil. Artık bölgesinde değer üreten, standardı olan bir ülke haline geldi. Tarihin akış seyrinin yeniden bu topraklara yöneldiği bir dönemde Türkiye´nin bu sürecin dışında kalması düşünülemezdi. Bu bizim ulusal çıkarlarımız açısından kaçınılmaz tarihi sorumluluktu, hatta ahlaki sorumluluktu."

Kalın, Türkiye´nin, Mısır´ından Japonya´ya, Londra´dan New York´a, Paris´ten Haydarabad´a kadar tartışılan, konuşulan, üzerinde fikir yürütülen bir ülke haline gelmesini yakaladığı özgüvene bağladı.

Türkiye´nin bu özgüvenle, tarihe, siyasete ve coğrafyaya farklı bir şekilde bakabildiği için gündeme gelen bir ülke olduğunu kaydeden Kalın, "Bu noktada özellikle Arap dünyasında yaşanan Arap Baharı ile beraber Türkiye konusu bazen bir model olarak, bazen bir ilham kaynadığı olarak, bazen bir tecrübe kaynağı olarak sürekli gündeme geliyor. Buraya baktığınız zaman Türkiye´ye duyulan ilginin üç ana noktasının olduğunu görüyorsunuz. Birincisi Türkiye´deki demokratikleşme tecrübesi, ikinci olarak ekonomik başarı, üçüncü olarak da aktif dış politika yaklaşımı. Türk dış politikasının aktifleri zenginleşiyor, çeşitleniyor" şeklinde konuştu.

Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir de artık üniversitelerin klasik üniversiteler olmadığını, hem ülkenin hem de küreselleşen dünyanın sorunlarına ilgi duymak zorunda olduklarını belirtti.

5 bin 600 yıllık bir kentte tarihi İpekyolu üzerinde kurulan bir üniversite olduklarını ifade eden Özdemir, şöyle konuştu: "İkinci yılımız olmasına rağmen küreselleşen dünyanın getirdiği fırsatları ve tehditleri algılayan bir üniversiteyiz. Özellikle bölgemizde Arap Baharı olarak bilinen sosyal değişimleri, siyasal değişimleri yakından izleyen bir üniversiteyiz. Bütün bu değişen ve dönüşen dünyada bir üniversite olarak Türkiye´ye ne gibi katkılar yapabiliriz, bunu tartışmak istedik. Öğrencilerin değişen dünyada kendilerinin oynayabileceği oyunu göstermeye çalıştık."

Cihan Haber Ajansı
27.10.2011
Doç. Dr. Kalın: Türkiye, Avrupa Merkezciliği Her Alanda Aşmaya Çalışıyor


GAZİANTEP - Başbakanlık Başmüşaviri ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü Doç. Dr. İbrahim Kalın, Avrupa merkezci tarih, siyaset ve kültür anlayışının artık hiçbir şekilde sorunları çözebilecek imkân sunmadığını iddia etti. Kalın, "Artık bu Avrupa merkezciliği Türkiye her alanda aşmaya başlayan bir ülke olarak karşımıza çıkmaya başlıyor." dedi. Gaziantep´te Gazikent Üniversitesi tarafından ´Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi´ konulu panel düzenlendi. Panelin açılışında konuşan Başbakanlık Başmüşaviri ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü Doç. Dr. İbrahim Kalın, Türkiye´nin artık tarihi ve coğrafyasıyla barışan bir ülke haline geldiğini ifade etti. Kalın, "Bizim çarpık modernleşme tarihimizin maalesef tökezlediği, tıkandığı yerlerden bir tanesi, tevarüs ettiğimiz tarihi ve içinde bulunduğumuz coğrafyayı, ilerlemenin, modernleşmenin, sivil, demokratik bir toplum kurmanın önünde bir engel olarak görmek vardı. Bunu belki 1920´lerin, 1930´ların kendi özgün şartları içerisinde izah etmek mümkündü ama biz bugün tarihimizi ve coğrafyamızı bir yük ve engel olarak görmüyoruz. Tersine, bütün ince güç kapasitemiz, bütün bu dış politika imkânlarımız çerçevesinde bunu stratejik bir değere dönüştürmeye çalışıyoruz. Baktığınız zaman bunun sonuçlarını görüyoruz." ifadelerini kullandı.

"AVRUPA MERKEZLİ BİR DÜNYA TASAVVURU ARTIK MÜMKÜN DEĞİL"

İçerisinde yaşanılan coğrafyanın, insanın değiştirebileceğini bir şey olmadığının altını çizen Kalın, "Bu bir anlamda, insanın nerede doğduğu gibi tabii bir gerçektir. Üzerinde sizin tasarruf hakkınızın olduğu bir şey değildir. Biz bu coğrafyadayız. Bu coğrafya şuanda tarihin akış seyrinin en önemli kesişme noktalarından birisi haline geldi. Batı modernleşmesinin artık o küresel enerjisini yitirmeye başladığı bir dönemde, tek kutuplu, tek merkezli Avrupa merkezli bir dünya tasavvurunun artık mümkün olmadığını çok net bir şekilde görüyoruz." şeklinde konuştu. Artık çoğul modernite tecrübelerinin yaşandığına vurgu yapan Kalın, "Farklı toplumlar, kendi modernleşme, kalkınma, ilerleme modellerini üretiyorlar. Tecrübelerini yaşıyorlar. Aynı şekilde paralel tarihler yaşanıyor. Sadece tarihin akışı bir şekilde kadim Yunan´la başlayıp, Avrupa´da devam eden, oradan da dünyaya yayılan bir süreç değil. Bu Avrupa merkezci tarih, siyaset, kültür anlayışı artık hiçbir şekilde ne sorunlarımızı çözebilecek bir imkân sunuyor, ne de yaşanan realiteyi izah edebiliyor. Artık bu Avrupa merkezciliği Türkiye her alanda aşmaya başlayan bir ülke olarak karşımıza çıkmaya başlıyor." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRK DIŞ POLİTİKASININ AKTÖRLERİ ÇEŞİTLENİYOR"

Türkiye´ye duyulan ilginin 3 ana noktasının bulunduğunu, bunların da demokratikleşme tecrübesi, ekonomik kalkınma ve aktif dış politika olduğunu kaydeden Kalın, "3 nokta da Türkiye´nin çok yakından bir model olarak, bir ilham kaynağı olarak incelendiğini görüyoruz. Biz dış politikanın yeni imkânları dediğimiz zaman, bu üçünün bileşkesinden çıkan yekundan, değerden bahsediyoruz. Yoksa sadece dediğim gibi, diplomatların, bürokratların yaptığı birtakım işlerden ibaret değil. Bu manada Türk dış politikasının aktörleri zenginleşiyor, çeşitleniyor." şeklinde konuştu. "Bugün işadamları bizim dış politikamızın en önemli aktörleri haline geldi." diye konuşan Kalın şöyle devam etti: "Sivil toplum kuruluşları dış politikamızın en önemli unsurlarından biri haline geldi. Aynı şekilde gazetecilerimiz, eğitim kurumlarımız, bilim araştırma kurumlarımız, kültürümüz, sanatımız, romanımız, edebiyatçılarımız, yönetmenlerimiz bugün Türkiye´nin yeni dış politika imkânlarını, ince güç potansiyelini güçlendiren aktörler olarak karşımıza çıkıyorlar. Türk dizilerinin hikâyelerini biliyorsunuz. İlk birkaç yıl içerisinde bunun sadece Arap dünyasında izlendiği söyleniyordu. Bugün bir araştırma yaptığımızda, Romanya´da, Sırbistan´da, Yunanistan´da, yani Arap ve İslam coğrafyasının dışındaki topraklarda da Türk dizileri çok yakından takip ediliyor. Türkiye´de olup biten takip ediliyor. Önemli olan da bu zaten. " Açılışta konuşan Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir de, "Gazikent Üniversitesi´nin, Türk Yüksek Öğretimi´nin bölgede Türk dış politikasında ciddi açılımlar yapılmasına, hatta sanayicilerimize yeni ufuklar açmasına bir katkı sağlayacağına inanıyoruz." dedi. Konuşmaların ardından Özdemir, Kalın´a plaket sundu. Ardından da, Gazikent Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mesut İdiz´in başkanlık ettiği ´Bölgesel – Küresel Gelişmeler ve Türk Dış Politikasının Yeni İmkânları´ konulu ilk oturum başladı. İkinci oturumda da ´Bölgesel Gelişmeler ve Türk Dış Politikası´ konusu gündeme geldi.

İhlas Haber Ajansı
27.10.2011
Gazikent Üniversitesinde "Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi Paneli" Gerçekleştirildi 

GAZİANTEP - Gazikent Üniversitesi´nde Türk Dış Politikası´nın Yeni İmkanları ve Kamu Diplomasisi Paneli, gerçekleştirildi. Panele, Gaziantep Vali Yardımcısı İbrahim Yurdakul, Başbakanlık Baş Müşaviri Doç. Dr. İbrahim Kalın, Şehitkamil Kaymakamı Mehmet Aydın, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, İl Özel İdare Genel Sekreteri Cafer Yılmaz, Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr İbrahim Özdemir, ile diğer davetliler katıldı.

Bir dakikalık saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı´nın okunmasının ardından bir konuşma Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Van´da meydana gelen depremde hayatını kaybedenlere Allah´tan rahmet diledi. Üniversite hakkında katılımcılara bilgi veren Rektör Özdemir, 2 yıllık bir üniversite olduklarını belirterek önemli bir panele ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Özdemir Gazikent Üniversitesi´nin yaptığı çalışmalarla geleceğe yön verdiğini ifade ederek, "Bölgemizin geleceğinin kaliteli bir eğitimle olacağını düşünüyorum. Bölgemizdeki üniversitelerle işbirliği içerisindeyiz. Türkiye´nin dış politikasına küreselleşen dünyada kamu diplomasisi bazı imkanlar sağlıyorsa bunun bizim medeniyet havzamızla ortak hafızamızla alakası vardır. Endenozya bunun aynısını yapamıyor. Çin bunu yapabiliyor. Çin bunu yaparken Konfüçyüs Enstitüleri üzerinden yapıyor. Biz de Gazikent Üniversitesi olarak buradan aynı Konfüçyüs enstitüsü ile işbirliği yapmaktan hiçbir zaman kompleks duymuyoruz. Bunun için girişimlerde bulunacağız. Çünkü bizim de onlara anlatacak şeylerimiz var. Bizim dış politikalarımızdaki yeni imkanları doldurabilmemiz için ortak hafızamızı, kültürümüzü çok iyi anlatmamız lazım" diye konuştu.

Başbakanlık Başmüşaviri Doç. Dr. İbrahim Kalın ise, dış politikanın sadece diplomatların ya da bürokratların yaptığı ülkeler arasındaki ilişkilerden ibaret olan bir mesele olmadığını ifade ederek, "Dış politika bir milletin, bir ulusun, bir devletin kendini dünya sistemi içerisinde dünyada konumlandırma çabasının ifadesidir. Bu anlamda ikili ilişkilerin çok ötesine giden bir alandan bahsediyoruz. Dış politika dediğimiz şey bir anlamda, bir ülkenin kimliğini kürsel düzeyde, bölgesel düzeyde ortaya koyma çabasıdır. Kamu diplomasisi açısından asıl olan imaj değil kimliktir. Sizin kimliğiniz neyse dışarıya tezahür eden, yansıyan da odur. Sizin dünyadaki pozisyonunuzu da belirleyen odur" şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından iki ayrı oturum halinde panel gerçekleştirildi. Birinci oturumda Bölgesel - Küresel Gelişmeler ve Türk Dış Politikasının Yeni İmkanları başlığı altında Gazikent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mesut İdriz´in oturum başkanlığında; Fullbright Türkiye Direktörü - Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersel Aydınlı, Ölçek Büyüten Türk Dış Politikası ve Küresel Siyaset, Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Türkiye´nin Yumuşak Güç Kapasitesi ve Dış Politika, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yrd. Selim Yenel, Dış Politikada Yeni Açılım Alanları ve Kamu Diplomasisi konularında bilgi verdiler.

Bölgesel Gelişmeler ve Türk Dış Politikası adı altında gerçekleştirilen ikinci oturumda da oturum başkanlığını Gazikent Üniversitesi Rektör Yrd.ve İİBF Dekanı Prof. Dr. M. Hanifi Aslan yaptı. Bu oturumda da Zirve Üniversitesi Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Doç. Dr. Gökhan Bacık, Yeni Ortadoğu, Türkiye ve Yeni Fırsat Alanları konulu bildiri, Stratejik Düşünce Enstitüsü Bşk. Prof. Dr. Yasin Aktay, Arap - Türk Baharında Değişimin Aktörleri konulu bildiri, International University of Sarajevo Yrd. Doç. Dr. Ali Çaksu ise Türkiye´nin Balkanlardaki Kamu Diplomasisi konularında açıklamalarda bulundular.

Panelde Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Başbakanlık Baş Müşaviri Doç. Dr. İbrahim Kalın´a günün anısına bir plaket takdim etti.