EN

Kamu Diplomasisi Üniversite Panellerinin Beşincisi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Katılımıyla Bursa’da Yapıldı


Koordinatörlüğümüz tarafından üniversitelerle işbirliği içinde gerçekleştirilen aylık Kamu Diplomasisi panellerinin beşincisi, 13 Nisan Cuma günü Bursa Uludağ Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da katıldığı konferansta, bölgesel gelişmeler ışığında Türk dış politikası ve kamu diplomasisi başlıkları ele alındı.
 


Devamını Göster »
13 Nisan 2012 Cuma günü saat 14:30’da başlayan panelin açılış konuşmalarını sırasıyla Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Kamil Dilek, Bursa Valisi Şahabettin Harput ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç konuşmasında, Koordinatörümüz İbrahim Kalın´ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a Suudi Arabistan gezisinde eşlik ettiği için toplantıya katılamadığını belirtti.

Arınç, kamu diplomasisi olmayan, yapılmayan, söylenemeyen hiçbir sözün etkinliğini görmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Kamu diplomasisi denildiği zaman, buradan propaganda sonucunu çıkarmak doğru değil. Yaptığımız iş aslında siyasettir. Düşüncelerin, fikirlerin, görüşlerin, yol haritamızın, ne yapacağımızın, nasıl yapacağımızın, en uygun vasıtalarla en etkili olabilecek biçimde anlatılması, ortaya konulmasıdır” diye konuştu.

Bu konuda İbrahim Kalın´ın görevli kılındığını, ona sekretarya görevini Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün yaptığını anlatan Arınç, kanun hükmünde kararnamelerle kamu diplomasisini güçlendirdiklerini vurguladı.

Arınç, kamu diplomasisinin çok önemli olduğunu, ancak ihmal edilen bir konuyu da TBMM Başkanlığı döneminde hatırlatığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkeler arasında siyasi ilişkileri hükümetler yürütürler. ‘Hükümetler arası ilişkiler’ deriz buna. Dışişleri Bakanlığı da hükümette bir bakan olarak ama güçlü bir bakan olarak temsil edilir. Yani siz zannedersiniz ki, yani ben öyle zannediyordum; bir ülkeyle başka bir ülke arasındaki ilişkileri başbakan veya bakanlar yürütür. Bazı yerlerde başkanlık, yarı başkanlık sistemi vardır, cumhurbaşkanları veya devlet başkanları yürütür. Meclis Başkanlığı yaptığım 5 yıl içinde ben başka bir diplomasının farkına vardım. O da parlamenter diplomasiydi. Yani meclislerin, halkı, halkın iradesini temsil eden, halkın seçtiği vekillerin oluşturduğu bu bünyenin de diplomaside önemli bir yeri var. Sadece Başbakan´ın bir ülkeye gidip sözleşme imzalaması veya ikili görüşmeler yapması yeterli değil. Parlamenter diplomasi, bir ülke için fevkalade önemli ve gereklidir.”

Arınç konuşmasında ayrıca Türkiye´nin AB sürecine ve Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkilerine değindi.

Türkiye’nin Ortadoğu politikası ve Arap Baharı" başlıklı 1.Oturum’un başkanı Uludağ Üniversitesi İİBF Dekanı Prof.Dr.İsmail Efil, konuşmacıları ise Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Beril Dedeoğlu, Star Gazetesi yazarı Nasuhi Güngör ve Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof.Dr.Tayyar Arı oldu.

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof.Dr.Beril Dedeoğu, Türkiye´nin özellikle Ortadoğu´ya yönelik dış politikasının olumlu olup olmadığının kısa vadede anlaşılamayacağını söyledi.

Türkiye´nin son dönemde bölgeye yönelik daha önce görülmemiş farklı yöntemler denediğini ifade eden Dedeoğlu, birinin hükümetler ve diğer resmi makamlar aracılığıyla yapılan görüşmelerle oluşturulan politikalar olduğunu vurgulayarak, "Diğeri ise direkt halkı muhatap alan politika. Hatta Türkiye, halka yönelik politikada küçük etnik ve diğer grupları da muhatap olarak görüyor" diye konuştu.

Dedeoğlu, Türkiye´nin ilişkilerinde evrensel değerleri de ön plana çıkardığını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Yani Türkiye kendi halkı için istediği demokrasi ve insan hakları gibi evrensel kuralları başka ülkeler için de istediğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye´nin Suriye´ye yönelik politikasında da açıkça bunu görüyoruz. Suriye konusunda ısrarla Birleşmiş Milletler´in göreve çağıran Türkiye, bunu ´mülteciler var ve insanlar ölüyor´ diyerek yapıyor. Türkiye, Esed´den talep gelse bugün konuşur. Türkiye´nin Suriye´ye küs olması söz konusu değil.

Star Gazetesi Yazarı Nasuhi Güngör de Türkiye´nin Ortadoğu coğrafyasında çok önemsendiğini belirtti.

Suriye´deki kargaşanın çok çabuk geliştiğini dile getiren Güngör, "Sanki bir el devreye girdi ve adeta Suriye´ye erken doğum yaptırdı" derken, geleceğin Türkiye´sinin bugünden çok daha iyi olacağına inandığına inandığını kaydetti.

Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof.Dr.Tayyar Arı ise Ortadoğu´da Türkiye´ye bakışın çeşitli kesimlere göre değiştiğini bildirdi.

Entelektüel kesim ile halkın bakışı arasında ciddi farklar olduğunu anlatan Arı, "Ancak son dönemde Türkiye´ye bakışta her kesimden olumlu bakışın ciddi anlamda arttığını gözlemliyoruz" dedi.

“Küresel gelişmeler ve Türkiye” başlıklı 2.Oturum ise Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kamuran Reçber’in başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda SAM Başkanı Prof.Dr.Bülent Aras, TİKA Başkanı Dr.Serdar Çam ve TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr.Şaban Kardaş konuşmacı olarak yer aldı.

Saat 19:00´a kadar devam eden panelde, direktörlerimizden İlker Astarcı ve Cemal Haşimi ile saha uzmanlarımızdan Emre Küçükkaya hazır bulundu.

 
BASIN YANSIMALARI

Zaman Gazetesi
13.04.2012
Bülent Arınç, Bursa´da

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1273090&title=bulent-arinc-bursada

Türkiye Gazetesi
13.04.2012
"Neden Suriye ile ilişkiler bozuldu?"nun cevabı

http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?NewsID=10783

Yenieksen.com
13.04.2012
Arınç: Zalimle dostluğumuz olamaz

http://www.yenieksen.com/haber/politika/arinc-zalimle-dostlugumuz-olamaz---/39992.html

Bursahakimiyet.com
13.04.2012
Arınç´tan muhalefete Suriye sitemi

http://www.bursahakimiyet.com.tr/haber/bursa/arinctan-muhalefete-suriye-sitemi/4426.html

Anadolu Ajansı
13.04.2012
"Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi” UÜ´de tartışıldı


Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü Üniversite Paneller Serisi kapsamında UÜ´de, “Bölgesel gelişmeler Işığında Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi” konulu panel düzenlendi

Galatasaray Üniversitesi İİBF Uluslararası ilişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dedeoğlu: ”Türkiye, Esed´den talep gelse bugün konuşur. Türkiye´nin Suriye´ye küs olması söz konusu değildir”

Galatasaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Beril Dedeoğu, “Türkiye, Esed´den talep gelse bugün konuşur. Türkiye´nin Suriye´ye küs olması söz konusu değildir” dedi.

Uludağ Üniversitesi Rektörlük Binası´nda Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü Üniversite Paneller Serisi kapsamında düzenlenen, “Bölgesel gelişmeler Işığında Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi” konulu panelin, “Türkiye´nin Ortadoğu Politikası ve Arap Baharı” başlıklı oturumunda konuşan Dedeoğlu, Türkiye´nin özellikle Ortadoğu´ya yönelik dış politikasının olumlu olup olmadığının kısa vadede anlaşılamayacağını söyledi.

Türkiye´nin son dönemde bölgeye yönelik daha önce görülmemiş farklı yöntemler denediğini ifade eden Dedeoğlu, birinin hükümetler ve diğer resmi makamlar aracılığıyla yapılan görüşmelerle oluşturulan politikalar olduğunu vurgulayarak, “Diğeri ise direkt halkı muhatap alan politika. Hatta Türkiye, halka yönelik politikada küçük etnik ve diğer grupları da muhatap olarak görüyor” diye konuştu.

Dedeoğlu, Türkiye´nin ilişkilerinde evrensel değerleri de ön plana çıkardığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Yani Türkiye kendi halkı için istediği demokrasi ve insan hakları gibi evrensel kuralları başka ülkeler için de istediğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye´nin Suriye´ye yönelik politikasında da açıkça bunu görüyoruz. Suriye konusunda ısrarla Birleşmiş Milletler´in göreve çağıran Türkiye, bunu ´mülteciler var ve insanlar ölüyor´ diyerek yapıyor. Türkiye, Esed´den talep gelse bugün konuşur. Türkiye´nin Suriye´ye küs olması söz konusu değil.

Star Gazetesi Yazarı Nasuhi Güngör de Türkiye´nin Ortadoğu coğrafyasında çok önemsendiğini belirtti. Suriye´deki kargaşanın çok çabuk geliştiğini dile getiren Güngör, “Sanki bir el devreye girdi ve adeta Suriye´ye erken doğum yaptırdı” derken, geleceğin Türkiye´sinin bugünden çok daha iyi olacağına inandığına inandığını kaydetti.

Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı ise Ortadoğu´da Türkiye´ye bakışın çeşitli kesimlere göre değiştiğini bildirdi.Entellektüel kesim ile halkın bakışı arasında ciddi farklar olduğunu anlatan Arı, “Ancak son dönemde Türkiye´ye bakışta her kesimden olumlu bakışın ciddi anlamda arttığını gözlemliyoruz” dedi.

Kamudanhaber.com
13.04.2012
Suriye´de büyüyü bozdular

http://www.kamudanhaber.com/manset/suriyede-buyuyu-bozdular-h84787.html

Haberler.com
13.04.2012
Arınç: Biz Suriye Halkı ile Dostuz, Katliam Yapan Yönetimle Değil

http://www.haberler.com/arinc-biz-suriye-halki-ile-dostuz-katliam-yapan-3536692-haberi/

Sondakikahaberleri.info
13.04.2012
Arınç: Zalimle dost olmayız

http://www.sondakikahaberleri.info.tr/haber/463968-arinc-zalimle-dost-olmayiz

Eurovizyon.co.uk
13.04.2012
Bülent Arınç´tan Suriye yorumu

http://www.eurovizyon.co.uk/gundem/bulent-arinctan-suriye-yorumu-h7281.html

Anadolu Ajansı
13.04.2012
Başbakan Yardımcısı Arınç: “Ne oldu da bu işler bozuldu? Hiç başka bir şey düşünmeye gerek yok. Biz 7-8 senedir Suriye ile bu ilişkilerimizi en üst düzeyde ve dostça götürürken günde bin kişi ölmüyordu”


”Bir kandil gecesinde 345 kişi, 4-5 tane şehir kuşatılarak tanklarla bombalandıktan sonra (...) iş orada bitmiştir. Bizim dostluğumuz, Suriye halkı iledir. Yönetimi ile olan ilişkimiz resmi ilişkidir. Biz onlarla iyi iken onlar insan öldürmüyordu. Şimdi öldürüyorlar. O zaman zalimle dostluğumuz söz konusu olamaz”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Suriye´de yaşananlarla ilgili olarak, “Ne oldu da bu işler bozuldu? Hiç başka bir şey düşünmeye gerek yok. Biz 7-8 senedir Suriye ile bu ilişkilerimizi en üst düzeyde ve dostça götürürken günde bin kişi ölmüyordu” dedi.

Arınç, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü´nce, Üniversite Paneller Serisi kapsamında Uludağ Üniversitesi´nde düzenlenen “Bölgesel Gelişmeler Işığında Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi” konulu tartışmanın ilk bölümünü izledi.

Bülent Arınç, panelin öncesindeki açılış oturumunda yaptığı konuşmada Suriye´de yaşananları değerlendirdi. “Ne oldu da bu işler bozuldu? Hiç başka bir şey düşünmeye gerek yok. Biz 7-8 senedir Suriye ile bu ilişkilerimizi en üst düzeyde ve dostça götürürken günde bin kişi ölmüyordu. 20 bin kişi şu ana kadar katledildi” diyen Arınç, şöyle devam etti: “Bir kandil gecesinde 345 kişi, 4-5 tane şehir kuşatılarak tanklarla bombalandıktan sonra -resmi rakamlarla en iyimser diyelim 15 bin civarında ama içeride olayları yaşayanlar 20 bin civarında insanın öldürüldüğünü, kaçırıldığını, cezaevine atıldığını söylüyor- iş orada bitmiştir. Bizim dostluğumuz, Suriye halkı iledir. Yönetimi ile olan ilişkimiz resmi ilişkidir. Biz onlarla iyi iken onlar insan öldürmüyordu. Şimdi öldürüyorlar. O zaman zalimle dostluğumuz söz konusu olamaz.”

Bülent Arınç, Hükümet´in Suriye politikasına ilişkin eleştiriler konusunda, “Yapacağımız şey nedir? Zulmün durdurulması, şiddetin durdurulması, silahların susturulması. Ben muhalefetinize hayret ediyorum. Temsilcileri çıkıyor basın toplantılarında konuşuyorlar, ´Ne işimiz var bizim Suriye´de? Niye burnumuzu sokuyoruz oraya? Neden şöyle yapıyoruz?´ Be hey arkadaşlar, Allah´tan korkun. Burada öldürülen şu kadar insan, sizin yüreğinizi kanatmıyor mu?” dedi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye diplomasi alanında yapacaklarını yapmaya çalışıyor. Ama bir taraftan da Suriye´deki halka insani yardımda bulunmayı da insanlık vazifesi olarak biliyor. Bugün 24 bine yaklaşan mülteci sayısıyla, aynı zamanda açılan koridorlardan insani yardımları Türkiye tek başına omuzluyor. Böyle büyük bir millete de bu yakışır zaten.”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “10-20 sene evvel harp edecek duruma geldiğimiz Suriye ile dostluk kurduk... ´Sıfır sorun´ politikasında başarılı olduk. Ama bir şeytani el işin içerisine girdi ve Suriye´de büyüyü bozdular” dedi.

Arınç, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü´nce, Üniversite Paneller Serisi kapsamında Uludağ Üniversitesi´nde düzenlenen “Bölgesel Gelişmeler Işığında Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi” konulu tartışmanın ilk bölümünü izledi.

Bülent Arınç, panelin öncesindeki açılış oturumunda yaptığı konuşmada, Suriye´de yaşanan olayları üzüntüyle ve endişeyle takip ettiklerini söyledi.

Bunun çok doğal olduğunu, Türkiye´nin Suriye ile 910 kilometre sınırı bulunduğunu ve iki ülke halkları arasında akrabalık ilişkileri olduğunu anlatan Arınç, şöyle konuştu: “Biz son 8-9 yıldır Suriye ile en iyi ilişkileri kurmuş bir ülkeyiz. Muhalefet diyor ki; ´Ne oldu da şimdi bunlarla düşman oldunuz?´ Şimdi bu sözün karşılığında, bir yutkunan insan olabilir. Hakikaten yüksek düzeyde stratejik ilişki kuruyorduk. Hükümetten 10 tane bakan gidiyor, geliyordu. Ben Meclis Başkanı olarak dönemimde iki defa gittim, sonra bakan olarak da iki defa ziyaret ettim. Her defasından en güzel şekilde ağırlanıyorduk. Sokağına, çarşısına çıktığımız zaman, insanlar bizi kucaklıyor, sevgi gösterilerinde bulunuyordu.”
Arınç, “1 Mart 2003 tezkeresi”nden sonra Suriye´ye gittiğini hatırlatarak, Emevi Camisi´nde çıktığında Hamidiye Çarşısı´nın orada, binlerce insanın toplandığını ve kendilerine “milli kahraman” gözüyle baktıklarını anlattı.

TBMM´nin tezkereye ret oyu vermesinin sadece Suriye´de değil, İslam dünyasında büyük bir hayranlıkla karşılandığını, Türkiye´nin itibarını yüzde 100 artıran olaylardan birisinin de bu olduğunu vurgulayan Arınç, aksini düşünenlerin de bulunduğunu, onlara saygı gösterdiğini, ancak bunun komplike bir konu olduğunu ifade etti.

”İş orada bitmiştir”

Arınç, tezkereye ret oyu vermiş bir meclisin başkanı olarak Suriye Çarşısı´nda binlerce insanın kendisine ´milli kahraman´ diye tezahürat yaptığını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ne oldu da bu işler bozuldu? Hiç başka bir şey düşünmeye gerek yok. Biz 7-8 senedir Suriye ile bu ilişkilerimizi en üst düzeyde ve dostça götürürken günde bin kişi ölmüyordu. 20 bin kişi şu ana kadar katledildi. Bir kandil gecesinde 345 kişi, 4-5 tane şehir kuşatılarak tanklarla bombalandıktan sonra -resmi rakamlarla en iyimser diyelim 15 bin civarında ama içeride olayları yaşayanlar 20 bin civarında insanın öldürüldüğünü, kaçırıldığını, cezaevine atıldığını söylüyor- iş orada bitmiştir. Bizim dostluğumuz, Suriye halkı iledir. Yönetimi ile olan ilişkimiz resmi ilişkidir. Biz onlarla iyi iken onlar insan öldürmüyordu. Şimdi öldürüyorlar. O zaman zalimle dostluğumuz söz konusu olamaz. Yapacağımız şey nedir? Zulmün durdurulması, şiddetin durdurulması, silahların susturulması.

Ben muhalefetinize hayret ediyorum. Temsilcileri çıkıyor basın toplantılarında konuşuyorlar, ´Ne işimiz var bizim Suriye´de? Niye burnumuzu sokuyoruz oraya? Neden şöyle yapıyoruz?´ Be hey arkadaşlar, Allah´tan korkun. Burada öldürülen şu kadar insan, sizin yüreğinizi kanatmıyor mu? O annesiz babasız kalan çocuklar, her türlü varlığını orada bırakarak, dağlardan tepelerden kaçmaya çalışan insanlar, Müslümanların en kutsal gününde ve gecesinde bombalanmış insanlar, sizin merhamet duygularınızı hiç ortaya çıkarmıyor mu?. En azından bunu söyledikten sonra ´orada yaşanan olayları da lanetliyoruz´ diyebilseler, onu da söylemiyorlar.”

”İnsani yardımları Türkiye tek başına omuzluyor”

İran´ın, Irak´taki yönetimin, BM Güvenlik Konseyi´nde “ret” oyu veren Rusya ve Çin´in tavrına bakıldığında işin daha da karmaşık olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti: “O zaman Türkiye, diplomasi alanında yapacaklarını yapmaya çalışıyor. Ama bir taraftan da Suriye´deki halka insani yardımda bulunmayı da insanlık vazifesi olarak biliyor. Bugün 24 bine yaklaşan mülteci sayısıyla, aynı zamanda açılan koridorlardan insani yardımları Türkiye tek başına omuzluyor. Böyle büyük bir millete de bu yakışır zaten. Onun için ´Türk milleti´ denildiğinde her zaman mazlumdan yana olmuş, zalimin elini tutmuş bir millet akla geliyorsa, bu o milletin çok büyük olduğunu gösterir. Hiç mazlumlardan bahsetmeyerek sadece ´bizim orada ne işimiz var´ demek bize yakışmaz. Siyaseten de yakışmaz. Biz müşterek bir tarihin çocuklarıyız, aynı coğrafyanın insanlarıyız.”

Arınç, son yıllarda iki ülke arasında vizelerin kalktığını hatırlatarak, o dönemde akrabaların birbirini ziyarete gidip geldiğini, her şeyin iç içe girdiğini, ticaretin arttığını, hatta yatırımların yapıldığını kaydetti.

Antakya´da Havra, Sinagog ve caminin duvarlarının birbirine bitişik olduğuna dikkati çeken Arınç, bir arada yaşamanın en güzel örneklerinden birinin Antakya, birinin Mardin, birinin İstanbul olduğunu dile getirdi.

”Bir şeytani el işin içerisine girdi”

Başbakan Yardımcısı Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim medeniyetimiz, bir arada yaşama medeniyetidir. Birbirinin hukukuna, inancına, etnik kökenine hiç farklı gözle bakmadan, ´Biz dostuz, arkadaşız, komşuyuz; aynı yurtta yaşıyoruz´ inancıyla sahip çıkmaktır. Antakya´nın Medeniyetler Korosu da zaten bunu gösterir. Bir imam ile papazın yan yana birisinin ilahi birisinin dua okuduğu bir koroyu tasavvur edin. Bunlar Türkiye´de var. O yüzden geliyorlardı ve adeta bütünleşmiştik. Şimdi bu kara bulutlar dağılacak, inşallah umarım ki mazlum Suriye halkı da özgürlüğüne kavuşacak. Biz demokrasiyi, özgürlükleri halkın taleplerini, demokratik yollarla ortaya koymasından yanayız, bunlara karşı şiddet kullanılmasını da arzu etmiyoruz. Dolayısıyla siyasetimizin temeli budur. Ne oldu da bu işler bozuldu? Biz bozmadık. Biz düne kadar ´üç tarafı deniz, dört tarafı düşman´ adeta vecizesiyle yetişmiş bir milletiz. İroni yapıyorum, eskiden öyle söylerlerdi. ´Üç tarafı deniz Türkiye´nin dört tarafı düşman´ Biz de ´sıfır düşmanlık´ dedik. 10-20 sene evvel harp edecek duruma geldiğimiz Suriye ile dostluk kurduk. Irak ile İran ile dostluk kurduk, Ermenistan ile bile protokollar hazırladık ama, Azerbaycan´daki işgali kaldırması suretiyle kapıları açacağımızı söyledik. Gürcistan ile Rusya ile ilişkilerimizi düzelttik. Balkanlar´la Yunanistan ile ilişkimizi düzelttik. ´Sıfır sorun´ politikasında başarılı olduk. Ama bir şeytani el işin içerisine girdi ve Suriye´de büyüyü bozdular. Gene dostluk, insanlık kazanacak, gene de diplomasiyle bu işlerin çözüleceği ümidindeyiz.”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, parlamenter diplomasinin, bir ülke için fevkalade önemli ve gerekli olduğunu vurgulayarak, “Artık biz her yerde parlamento olarak gücümüzü ortaya koymalıyız, halkımızın taleplerini, dileklerini, düşüncelerini ortaya koymalıyız. Halkın gücüyle de parlamentolar bir diplomasi yürütmeli” dedi.

Arınç, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü´nce, Üniversite Paneller Serisi kapsamında Uludağ Üniversitesi´nde düzenlenen “Bölgesel Gelişmeler Işığında Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi” konulu tartışmanın ilk bölümünü izledi.

Bülent Arınç, panelin öncesindeki açılış oturumunda yaptığı konuşmada, Başbakanlık Başdanışmanı ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın´ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a Suudi Arabistan gezisinde eşlik ettiği için toplantıya katılamadığını belirtti.

Kamu diplomasisine çok yabancı olmadıklarını, her ülkede kamu diplomasisinin bulunduğunu, hatta bazı kurumlarda bununla ilgili birimlerin de olduğunu kaydeden Arınç, Başbakan Yardımcısı olarak kendi sorumluluğundaki kurum ve kuruluşlara, Şubat 2010 tarihinde kurulan Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü´nün eklendiğini hatırlattı.

Arınç, kamu diplomasisi olmayan, yapılmayan, söylenemeyen hiçbir sözün etkinliğini görmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Kamu diplomasisi denildiği zaman, buradan propaganda sonucunu çıkarmak doğru değil. Yaptığımız iş aslında siyasettir. Düşüncelerin, fikirlerin, görüşlerin, yol haritamızın, ne yapacağımızın, nasıl yapacağımızın, en uygun vasıtalarla en etkili olabilecek biçimde anlatılması, ortaya konulmasıdır” diye konuştu.

Bu konuda İbrahim Kalın´ı görevli kıldıklarını, ona sekretarya görevini Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü´nün yaptığını anlatan Arınç, kanun hükmünde kararnamelerle diplomasisini güçlendirdiklerini vurguladı.

”Parlamenter diplomasi”

Arınç, kamu diplomasisinin çok önemli olduğunu, ancak ihmal edilen bir konuyu da TBMM Başkanlığı döneminde hatırlatığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkeler arasında siyasi ilişkileri hükümetler yürütürler. ´Hükümetler arası ilişkiler´ deriz buna. Dışişleri Bakanlığı da hükümette bir bakan olarak ama güçlü bir bakan olarak temsil edilir. Yani siz zannedersiniz ki, yani ben öyle zannediyordum; bir ülkeyle başka bir ülke arasındaki ilişkileri başbakan veya bakanlar yürütür. Bazı yerlerde başkanlık, yarı başkanlık sistemi vardır, cumhurbaşkanları veya devlet başkanları yürütür. Meclis Başkanlığı yaptığım 5 yıl içinde ben başka bir diplomasının farkına vardım. O da parlamenter diplomasiydi. Yani meclislerin, halkı, halkın iradesini temsil eden, halkın seçtiği vekillerin oluşturduğu bu bünyenin de diplomaside önemli bir yeri var. Sadece Başbakan´ın bir ülkeye gidip sözleşme imzalaması veya ikili görüşmeler yapması yeterli değil. Meclis başkanları da var, hatta bazı ülkelerde iki kamaralı meclisler var, eskiden bizde olduğu gibi.”

”Parlamentolar diplomasi yürütmeli”

Bu alanda çalışmaya başlayınca büyük bir eksiklik gördüklerini vurgulayan Arınç, Türkiye´nin AB sürecinde ilerlemeye çalıştığını, 1999´da aday ülke, 2005´te de müzakerelere başladığını, ama ilişkilerin aslında 1958 ve devamında 1963´teki Ankara Anlaşması´yla başladığını, zaman zaman yavaşladığını, durduğunu ve ilerlediğini anlattı.

Türkiye´nin, “buna rağmen 40 senenin sonunda bizim daha yeni müzakerelere başladığını” belirten Arınç, şunları kaydetti: “(O alanda bir bakanın bir başmüzakerecinin olması yeterlidir) diye düşünebilirsiniz, hayır yeterli değil. Çünkü Avrupa Parlamento başkanları hemen hemen senede iki defa toplanır ve orada çok önemli konular müzakere edilir. İlk Avrupa Parlamento Başkanları Toplantısı´na beni davet ettiklerinde 2005 yılıydı, Budapeşte´ye gitmiştim. O zaman Pat Cox diye Avrupa Parlamento Başkanı vardı, İrlanda asıllı bir siyasetçiydi, güçlü bir insandı. Açılış konuşmasında ´Türkiye´ye iki defa teşekkür ediyorum´ dedi. İlk defa bir bir meclis başkanı bu toplantıya katılıyor Türkiye´den. Oysa yedincisiymiş. Ama benden önce maalesef başkanlık divanından ya bir idare amiri göndermişler veya bir milletvekiliyle temsil edilmiş. Buradan şunu anladım; artık biz her yerde parlamento olarak gücümüzü ortaya koymalıyız, halkımızın taleplerini, dileklerini, düşüncelerini ortaya koymalıyız. Halkın gücüyle de parlamentolar bir diplomasi yürütmeli.”

”İlişkilerimizin düzelmesi lazım AB´de”

Almanya´da 3 milyondan fazla Türk´ün olduğu, tüm Avrupa´da ise bu sayının 4 milyon civarını bulduğunun söylendiğini, bunların doğru olduğunu belirten Arınç, şunları söyledi: “Ama biz Almanya Meclis Başkanı´nın 11 senedir, Türkiye´ye gelmediğini tespit ettik. 11 yıl önce bir ziyaret olmuş. İtalya bizim için çok önemli, AB sürecinde bizi destekliyor, İsveç çok önemli bir ülke, Türkiye´yi denetim altına almış, hatta Türkiye´yi bir komite olarak gözleyen bir ülke. İlişkilerimizin düzelmesi lazım AB´de. Hollanda, Belçika, Danimarka çok önemli ülkeler, İspanya, Portekiz Türkiye´nin çektiği sıkıntıları bir başka türlü onlar da çekmiş. Mesela o zamanlar Valeri Jiskar Desten ´Portekiz mi, nerede bu ülke?´ diye alay eder tarzda konuşuyormuş. İspanya´dan gelen meclis başkanı dedi ki; ´eskiden bizim müzakereleri sürdürürken, Madrid´de havaalanında inen dışişleri bakanını yumurta, domates yağmuruna tutarlardı. Çünkü giderdi, Fransa´dan hiçbir taviz almadan gelirdi, çiftçiler buna isyan ederlerdi. İngiltere Parlamento Başkanı, Avam Kamarası Başkanı dedi ki; ´Siz bu Fransızlardan aslında çok az şey görüyorsunuz. Bizi bunlar iki defa veto ettiler. Bütün süreçler böyle sancılı olabilir. Kaldı ki siz Türkiye´siniz, nüfusunuz var, halkınızın Müslüman olması var, sizin sınırlarınızla komşu olan ülkeler var, şunlar şunlar var, size bu kadar engelleme çıkmasını doğal karşılamanız gerekir, ama bu engellemelerle biz de karşı karşıya geldik. Konuşmazsanız bu insanlarla ilişki kuramazsınız´.

Fransa´yı ilk ziyaret edeceğimiz zaman senato başkanıyla da meclis başkanıyla da özel görüşmeler yaptık. Parlamentodaki tüm siyasi parti gruplarıyla özel görüşmeler yaptık. İtalyan senato başkanı aleyhimizdeydi, meclis başkanı bizi destekliyordu, ama diğeri fevkalade karşımızdaydı. Özel ilişkiler kurduk, gazetelere mülakatlar verdik, başka ilişkilerle senato başkanının Türkiye´ye olan tutumunu yumuşatmaya çalıştık. Parlamenter diplomasi, bir ülke için fevkalade önemli ve gereklidir.”

Bu arada, Başbakan Yardımcısı Arınç´ın, toplantının yapıldığı UÜ Rektörlüğü´ne gelişi sırasında bir grup genç, gösteri yaptı. Sloganlar atan ve şarkılar söyleyen grup, döviz açtı. Polis güvenlik önlemi aldı. Grup, kısa süre sonra olaysız dağıldı.

Bursaport.com
13.04.2012
Bülent arınç: Zalimle dostluğumuz olamaz
http://www.bursaport.com/haber/politika/bulent-arinc-zalimle-dostlugumuz-olamaz-20114.html

F5haber.com
13.04.2012
Arınç: Biz Suriye halkı ile dostuz, katliam yapan yönetimle değil

http://www.f5haber.com/bursa/arinc-biz-suriye-halki-ile-dostuz-katliam-yapan-haberi-94798/

Şehirmedya.com
13.04.2012
Biz Suriye ile dostça götürürken, günde bin kişi ölmüyordu

http://sehirmedya.com/siyaset/biz-suriye-ile-dostca-gotururken-gunde-bin-kisi-olmuyordu/

Haberinvakti.com
14.04.2012
Aramıza şeytani bir el girdi

http://www.haberinvakti.com/guncel/aramiza-seytani-bir-el-girdi-h21505.html

Yenidönem Gazetesi
14.04.2012
Zalim de olamayız

http://www.yenidonemgazetesi.com/haber/25176/zalim-de-olamayiz.html

İnternethaber.com
14.04.2012
Bülent Arınç ´o şeytani eli´ anlattı!

http://www.internethaber.com/bulent-arinc-uludag-universitesi-panel-suriye-seytani-el-turk-dis-politikasi-ve--416651h.htm

Star Gazetesi
14.04.2012
Dostluğumuz Suriye halkıyla

http://www.stargazete.com/politika/dostlugumuz-suriye-halkiyla/haber-540358

Haberpan.com
14.04.2012
İşin içine şeytani bir el girdi ve...

http://haberpan.com/haber/isin-icine-seytani-bir-el-girdi-ve/

Bursagerçek.com
14.04.2012
Kamu diplomasisi Bursa´da tartışıldı

http://www.bursagercek.com.tr/haber/bursa-bolge/guncel/kamu-diplomasisi-bursada-tartisildi-21086.html