EN

Finlandiya’nın 10. Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari Türkiye’deydi


2008 Nobel Barış Ödülü sahibi, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Türkiye Komisyonu Başkanı Martti Ahtisaari, Medeniyetler İttifakı Enstitüsünün konuğu olarak Türkiye’ye geldi. Finlandiyalı siyasetçi, 23-27 Şubat 2011 tarihleri arasında İstanbul ve Ankara’da konferanslar verdi, resmi temaslarda bulundu ve İstanbul Üniversitesi tarafından kendisine Fahri Doktora unvanı takdim edildi.

 


Devamını Göster »
1991 yılında Dışişleri Bakanı olarak atanan Ahtisaari, 1994-2000 yılları arasında Finlandiya Cumhurbaşkanlığı görevinde bulundu. Birleşmiş Milletler Kosova Özel Elçisi olarak da görev yapan Ahtisaari; Balkanlar’ın yanı sıra Afrika, Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu’da yürüttüğü arabuluculuk çabalarıyla Nobel Barış Ödülüne layık görüldü.

Ahtisaari, 25 Şubat Cuma günü İstanbul Üniversitesindeki fahri doktora töreninin ardından Medeniyetler İttifakı Enstitüsünde “Medeniyet Konsepti ve Uluslararası Siyaset” konulu bir konferans verdi. 26 Şubat Cumartesi günü Ankara’ya geçen Ahtisaari, Akil Adamlar Konferans Serisi kapsamında bir konferans verdi. Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın katılımıyla düzenlenen, “Uluslararası Sistemin Yeni Dinamikleri ve Yeni Aktörleri” başlıklı toplantının , moderatörlüğünü Koordinatörümüz İbrahim Kalın yaptı.

Ahtisaari konuşmasında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan olaylara değinerek, "Türkiye´nin bölgede ne kadar önemli bir rol oynadığını görüyoruz" dedi. Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri iyi izlemek gerektiğini anlatan Ahtisaari, insanların bağımsız olmak, özgürce konuşmak ve söyledikleri yüzünden cezaevine girme korkusu yaşamamak istediklerini belirtti. Bu değerlerin evrensel değerler olduğunu dile getiren Ahtisaari, "Umuyorumki oradaki ülkelere yardımcı olabiliriz" dedi.

Türkiye´nin AB sürecine de değinen Ahtisaari, "Türkiye katılmazsa AB çok daha zayıf bir durumda olacak. Hepimiz Türkiye´ye adil bir şans verilmesi için çalışmalıyız" diye konuştu.


BASIN YANSIMALARI

Anadolu Ajansı
26.02.2011
Medeniyetler İttifakı Ankara Konferansları
DEVLET BAKANI AYDIN: "MEDENİYETLER İTTİFAKI, BAZI YERLERDE İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ, HERHANGİ BÜYÜK BİR PROJENİN BİR PARÇASI DEĞİL. SÖZ GELİMİ, MEDENİYETLER İTTİFAKI, BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİN, ADI VAR, KENDİSİ OLMAYAN PROJENİN, ÖYLE BİR PARÇASI DEĞİLDİR, BİR BÖLÜMÜ, BİR BOYUTU DEĞİLDİR. BAĞIMSIZ BİR PROJEDİR"
 "MEDENİYETLER İTTİFAKI, BUGÜN SON DERECE HAYATİ ÖNEM ARZ EDEN KÜLTÜREL FARKLILIKLARIN, DEMOKRATİK BİR BİÇİMDE YÖNETİŞİMİNE KATKI SAĞLAMAKTIR"

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, "Medeniyetler İttifakı, bazı yerlerde iddia edildiği gibi, herhangi büyük bir projenin bir parçası değil. Söz gelimi, Medeniyetler İttifakı, Büyük Ortadoğu Projesinin, adı var, kendisi olmayan projenin, öyle bir parçası değildir, bir bölümü, bir boyutu değildir. Bağımsız bir projedir" dedi.

Aydın, Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari´nın katıldığı "Medeniyetler İttifakı Ankara Konferansları" programı öncesinde yaptığı konuşmada, Medeniyetler İttifakı´nın özü itibariyle gerek kültürlerin, gerek medeniyetlerin birbirleriyle kavga etmek için, çatışmak için var olmadıkları inancıyla yola çıktığını söyledi.

Kültürün ve medeniyetin ne olduğu bilinmeden onlarla ilgili herhangi bir ilişkiden söz etmenin kolay olmadığını belirten Aydın, medeniyetler ittifakında diyaloğun uzlaşma ve köprüler inşa etmek için olduğunu kaydetti.

Aydın, "Medeniyetler İttifakı, bazı yerlerde iddia edildiği gibi, herhangi büyük bir projenin bir parçası değil. Söz gelimi, Medeniyetler İttifakı, Büyük Ortadoğu Projesinin, adı var, kendisi olmayan projenin, öyle bir parçası değildir, bir bölümü, bir boyutu değildir. Bağımsız bir projedir. Zaman zaman dinler arası diyalogla karıştırılıyor. Dinler arası diyalog, kültürler arası diyalog bunlar önemlidir medeniyet çalışmalarında ama bunlardan ibaret değildir" diye konuştu.

Medeniyetler İttifakı projesinin özü itibariyle politik bir proje olduğunu anlatan Aydın, bu projenin arkasında hükümetlerin, devletlerin, sivil toplum örgütlerin, yerel yönetimlerin olduğunu ifade etti.

Bakan Aydın, "Bu yönüyle Medeniyetler İttifakı, bugün son derece hayati önem arz eden kültürel farklılıkların, demokratik bir biçimde yönetişimine katkı sağlamaktır, küresel boyutta katkı sağlamaktır" dedi.

Bu projenin Birleşmiş Milletler projesi olduğunu anlatan Aydın, tahmin edilenden çok daha kısa zamanda kurumlaştığını söyledi. Bugün dünya genelinde 120 civarında ülkenin fiilen Medeniyetler İttifakı´nın üyesi olduğunu belirten Aydın, bu ittifakta çok farklı anlarda kurumsallaşıldığını ifade etti.

Kültür ve medeniyet kadar eğitimin de önemli olduğunu vurgulayan Aydın, öncelikle medeniyetlerin, kültürlerin tanınması gerektiğin, daha sonra bunların eğitim konusu yapılarak yeni kuşaklara aktarılması gerektiğine işaret etti.

Aydın, "Eğer biz sadece kendi kültürümüzü kendimize öğretmeye devam edersek, eğer bu medeniyetlerin birlikte büyüdüklerini anlatmazsak, farklılıklarımızı sürekli olarak ön plana çıkarır, benzerliklerimizi anlatmazsak, elbette çatışmalar da olur, gerginlikler de olur" dedi.

"MEDENİYETLER İTTİFAKINA ACİLEN İHTİYAÇ VARDI"

Bakan Aydın şöyle devam etti: "Medeniyetler çatışması tezi olmasaydı da o varsayım olmasaydı da yine medeniyetler ittifakına acilen ihtiyaç vardı. Madem çatışma tezine inananlar var, o halde daha fazla çalışmamız gerekiyor ki medeniyetler çatışması aslında bir cehaletler çatışması olmasın veya kültürler başka amaçların üstünü örten karanlık bir örtü olmasın. Bugüne kadar medeniyetler çatışması tezine inanan hiçbir devlet adamı görmedim. Eğer herhangi bir ülkede bir terör hareketi olursa ilk kullanılan argüman kültürler arası çatışma, medeniyetler arası çatışmadır. Niçin böyle bir yola giriliyor? Çünkü medeniyet, kültür konusu bireysel bağlamda, toplumsal bağlamda, ulusal bağlamda bir kimlik konusudur. O yüzden çok daha hissi bir konudur. Rasyonel olduğu kadar, duygusal bir konudur."

Medyanın önemine de değinen Aydın, "En azından uzun süredir medeniyetler, kültürler başka amaçlara örtü olarak kullanılıyor. Çünkü kitleleri hareket geçirmek daha kolay. Maalesef bunu üzülerek söylüyorum, özellikle siyasetçiler bolca kullanmaya başlıyorlar. ´Avrupa´nın 2050´deki nüfusu çoğunluğu Müslüman nüfus olacak´ derseniz, bu halkı, kitleleri daha çok hareketlendiriyor. Maalesef bunun sonucunda da barış çıkmıyor, uzlaşma çıkmıyor. O bakımdan hepimizin el birliğiyle çalışması lazım. Medya da bu konuda hayati önem arz ediyor" diye konuştu.

Aydın, Medeniyetler İttifakı´nın çalışma alanları arasında göç ve entegrasyon konularının da önem arz ettiğini söyledi.

Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari´nin hayat hikayesine baktığını anlatan Aydın, "Hakikaten köprüler kurmadaki çabasını, kriz yönetimi inisiyatifinin kuruluşunda ve bugünkü geldiği noktada gösterdiği büyük hizmet, ailesinin durumu. Medeniyetler İttifakı´nın çalışma alanları da sanki Sayın Cumhurbaşkanı için dizayn edilmiş alanlar gibi geldi bana" dedi.

Daha sonra, Başbakan Başmüşaviri İbrahim Kalın moderatörlüğünde, Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari ile yapılacak söyleşiye geçildi. Öte yandan konferansı dinlemek için gelenler arasında, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ali Doğramacı da yer aldı.


Anadolu Ajansı
26.02.2011
Medeniyetler İttifakı Ankara Konferansları: Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari: "Türkiye´nin Bölgede Ne Kadar Önemli Bir Rol Oynadığını Görüyoruz"

Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı, Avrupa Konseyi Dış İlişkiler Eşbaşkanı ve Türkiye-AB Bağımsız Araştırma Komisyonu Başkanı Martti Ahtisaari, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan olaylara değinerek, "Türkiye´nin bölgede ne kadar önemli bir rol oynadığını görüyoruz" diye konuştu.

Ahtisaari, "Medeniyetler İttifakı Ankara Konferansları" kapsamında Ankara Palace´ta Başbakanlık Başdanışmanı Doç. Dr. İbrahim Kalın´ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Martti Ahtisaari ile Uluslarası Sistemin Yeni Dinamikleri ve Yeni Oyuncuları Üzerine Söyleşi"de katılımcılara Arap dünyasında yaşanan gelişmeler ve Türkiye´nin önemi konularında düşüncelerini paylaştı.

Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri iyi izlemek gerektiğini anlatan Ahtisaari, insanların bağımsız olmak, özgürce konuşmak ve söyledikleri yüzünden cezaevine girme korkusu yaşamamak istediklerini belirtti.

Bu değerlerin evrensel değerler olduğunu dile getiren Ahtisaari, "Umuyorumki oradaki ülkelere yardımcı olabiliriz" dedi.

"Bu ülkelere kendi görüşlerimizi empoze etmeye çalışmayalım" diyen Ahtisaari, herkesin bölgede demokratik toplumların oluşmasına yardımcı olması gerektiğini kaydederek, "Adil ve şeffaf bir seçimlerde bizim düşüncemize uymayan liderler iktidara gelebilir. Kim kazanırsa kazansın onunla konuşmak gerekir. Toplumun desteğini alan hiç kimseyi gözden çıkaramazsınız" diye konuştu.

Arap ülkelerinde yaşananların İsrail-Filistin sorununa etkilerinden endişe ettiğini de dile getiren Ahtisaari, uluslararası toplumun birden çok sorunu çözme konusunda başarısız olduğunu söyledi.

Bölgeye askeri müdahaleyi doğru bulmadığını, yaptırımların da hemen sonuç vermeyeceğini anlatan Ahtisaari, "Ülkelerin içlerinden bir şey bekliyoruz. Çok karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. Ben de bu olayların nasıl sonuçlanacağını bilemiyorum" dedi.

TÜRKİYE´NİN AB SÜRECİ

Ahtisaari, çatışmaların çözümünde devletlerin ön plana çıkması gerektiğini de belirterek, "Türkiye konusunda çok heyecanlıyım. Türkiye´nin AB üyesi olmasını istiyorum. Türkiye´nin bölgede ne kadar önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Ben bu rolü çok olumlu bir gelişme olarak görüyorum" dedi.

Yapılan araştırmalarda bölgedeki insanların yüzde 80´inin Türkiye´ye karşı olumlu görüşler beslediğinin ve bir çoğunun Türk TV dizilerini izlediğini kaydeden Ahtisaari, Türkiye´nin Kuzey Afrika ve yakın doğuda yapıcı bir rol oynayabileceğini söyledi.
Türkiye´nin AB sürecine de değinen Ahtisaari, "Türkiye katılmazsa AB çok daha zayıf bir durumda olacak. Hepimiz Türkiye´ye adil bir şans verilmesi için çalışmalıyız" dedi.

Bazı AB liderlerinin Türkiye´nin üyeliğine karşı tutumlarının hatırlatılması üzerine Ahtisaari, cumhurbaşkanlarının, başbakanların geçici olduğunu belirterek, Türkiye´nin süreci bırakmaması gerektiğini kaydetti.

Türkiye´nin açılmayan fasıllar konusunda bile reformlar yaptığını vurgulayan Ahtisaari, bu reformların yararının yine Türk toplumuna olacağını ifade etti.


Anadolu Ajansı
25.02.2011
Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansları

ESKİ FİNLANDİYA CUMHURBAŞKANI AHTISAARI: "TÜRKİYE ÇOK BÜYÜK BİR MESAFE KAYDETTİ. BURAYA GELEN TURİSTLER DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YAŞAMAK NASIL OLUR ONU GÖRÜYORLAR"
"TÜRKİYE, İÇ VE DIŞ POLİTİKASINI DİNAMİK HALE GETİRDİ. KOMŞULARIYLA İYİ GEÇİNMEK İSTİYOR. BEN OLUMLU GELİŞMELER GÖRÜYORUM"

Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı, Avrupa Konseyi Dış İlişkiler Eşbaşkanı ve Türkiye-AB Bağımsız Araştırma Komisyonu Başkanı Martti Ahtisaari, Türkiye´nin çok büyük bir mesafe kaydettiğini belirterek, "Buraya gelen turistler demokratik bir ülkede yaşamak nasıl olur onu görüyorlar" dedi.

Ahtisaari, "Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansları" kapsamında Dolmabahçe´deki Başbakanlık Çalışma Ofisinde, gazeteci Mehmet Barlas´ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Martti Ahtisaari ile Medeniyet ve Uluslararası Politika Üzerine Söyleşi"de görüşlerini dile getirdi ve soruları yanıtladı.

Martti Ahtisaari, Ortadoğu´da yaşanan olaylara çözüm bulmak için dahil olacak kişinin, o bölgenin liderlerini iyi tanıması ve ikna etmesi gerektiğini belirterek, "Ben Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın çözüm bulmasını isterdim" dedi.

Ahtisaari, AB´nin Hristiyan kulübü gibi görüldüğünün hatırlatılması üzerine, AB Hristiyan kulübü olsa, kendisinin de bir Hristiyan olmasına rağmen bu kulübe üye olmayı istemeyeceğini kaydetti.

Gezip gördüğü birçok AB ülkesinde konuştuğu kişilerin entegrasyon sürecinin iyileşmesi konusunda hem fikir olduğunu dile getiren Ahtisaari, AB´de genişleme sürecinin hızlı geliştiğine ve entegre sürecinin iyi yönetilmediğine dikkati çekti.

Ahtisaari, AB´ye katılan bazı ülkelerin, sadece üyelik sürecinde iyi davranmaları gerektiğini sandığını, esas büyük işin üye olduktan sonra başladığını kaydetti.

Türkiye´ye müzakere sürecinde bloke konulmasının yerinde olmadığını vurgulayan Ahtisaari, doğru bakış açısına sahip herkesin Türkiye´nin ekonomik anlamda birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğunu görebileceğini kaydetti.

Ahtisaari, Türkiye´nin AB´ye üyeliği konusunda sağduyunun yeterli olmasını umduğunu belirterek, 27 üye devletin, Türkiye´ye verdikleri sözü tutmamaları halinde, dünyanın diğer yerlerinde kendilerine nasıl bakılacağını düşünmeleri gerektiğini söyledi.

Devrimlerin teşkilat ya da organizasyon kurularak gerçekleşmediğini dile getiren Ahtisaari, "Örneğin Mısır´da Hüsnü Mübarek´ten başka fonksiyonel bir parti yok. Yeni çerçeveler dahilinde değişimler olabilir. Mesela bir yıl içerisinde seçimler olur, biz de bu süre zarfında yardımcı oluruz" diye konuştu.

Ahtisaari, artık herkesin demokratik değerler için çalışacağını, buna da herkesin saygı duyması gerektiğini kaydetti.

Türklerin, gerçekleştirilen reformların Avrupa için değil kendileri için yapıldığını düşünmelerini umduğunu ifade eden Ahtisaari, "Türkiye çok büyük bir mesafe kaydetti. Buraya gelen turistler demokratik bir ülkede yaşamak nasıl olur, onu görüyorlar. Türkiye iç ve dış politikasını dinamik hale getirdi. Komşularıyla iyi geçinmek istiyor. Ben olumlu gelişmeler görüyorum" diye konuştu.

Ahtisaari, uluslararası topluluklara bakıldığında zor günler geçiren ülkelerden ders alınması gerektiğini, kendisinin olaylardan bir şeyler öğrenildiğini umduğunu, gelecek 1-2 yılın zor geçeceğini fakat geleceğin iyi olacağını düşündüğünü söyledi.

ÖZGÜR YAŞAMA OLAN İSTEK

Söyleşinin sonunda konukların sorularını da yanıtlayan Ahtisaari, batıda gelişen İslamafobia ile ilgili bir soruya karşılık, bu fikirdeki insanların karşısına geçip, onlarla aynı fikirde olunmadığını söylemek gerektiğini kaydetti.

Ahtisaari, Mısır, Tunus ve Libya gibi ülkelerdeki olayların insanların özgür yaşama olan isteklerini gösterdiğini, herkesin onlara yardımcı olması gerektiğini dile getirdi.

Kendi düşüncesine göre Türkiye´nin her zaman Avrupa ülkesi olduğunu belirterek, Türkiye´nin aday ülke statüsünü Finlandiya´nın dönem başkanlığında kazanmasından dolayı memnuniyet duyduğunu söyledi.

Yabancı düşmanlığını hiçbir zaman anlamadığını anlatan Ahtisaari, ülkesinden 23 yaşında ayrılıp Pakistan´a gittiğini, ardından birçok ülkede farklı kültür ve dinden insanlarla tanışıp iletişim kurmak konusunda hiçbir zorluk çekmediğini ifade etti. Ahtisaari, ´´Bu tür deneyim ve düşünceleri medeni bireylerin yayabileceğini düşünüyorum. Bizler bazen etrafımızdaki olaylara karşı sessiz olmamalıyız´´ diye konuştu.

Ahtisaari, herkesin kendi değerleri olduğunu, ekonomik konuların taşıdığı öneme rağmen insanların sadece kendi çıkarlarını düşünmemesi gerektiğini aktararak, aksi takdirde çıkar ya da değerler arasında çatışma olacağını dile getirdi.

"Sürekli demokrasiyi savunan Batılılar, Ortadoğu´daki insanların demokratik seçimlerine neden saygı duymuyor" şeklindeki soru üzerine de Ahtisaari, kendisinin her zaman Hamas ile konuşulması gerektiğini söylediğini kaydetti. Ahtisaari, yapılan seçimlerin sonucuna saygı duyulması gerektiğini, yanlış bir partinin iktidara gelmesi halinde bile bir sonraki seçimlerde bu sonucun değişebileceğini bildirdi.

İsrail ile Filistin arasındaki çatışmaya çok üzüldüğünü söyleyen Ahtisaari, bunun tüm bölgeyi etkileyen en önemli çatışmalardan biri olduğunu ve bölgede demokrasiyi inşa etme sürecinde bu çatışmanın yine arka planda olacağını kaydetti.

Ahtisaari, bir başka soru üzerine de Türkiye´deki reform programlarının devamını umduğunu söyledi. Türkiye´de gelişen olayları takip ettiğini anlatan Ahtisaari, bu ülke ne kadar demokratikleşirse o kadar iyi olacağını kaydetti.

Kürt sorunuyla ilgili bir soru üzerine, herkesin farklı siyasi görüşlere sahip olabileceğini ifade eden Ahtisaari, fakat bu görüşlerin şiddet içermemesinin önemli olduğunu belirtti.

Ahtisaari, Türkiye´den yoksun AB´nin nelerden mahrum kalacağının sorulması üzerine de "Türkiye AB üyesi olmazsa AB Medeniyetler İttifakında başarılı olamaz. Zaten buna ittifak demenin de bir anlamı kalmaz" dedi.

Söyleşinin sonunda Medeniyetler İttifakı Türkiye Eşgüdüm Komitesi Başkanı Prof. Dr. Bekir Karlığa, Ahtisaari´ye, Katip Çelebi´nin 350 yıl önce yazdığı dünya coğrafyası kitabını ve o devirde yapılan haritanın özgün baskısını hediye etti.


Anadolu Ajansı
25.02.2011
İÜ´den, Ahtisaari´ye "Fahri Doktora" Unvaı
ESKİ FİNLANDİYA CUMHURBAŞKANI AHTİSAARİ: "ŞU ANDA İSYAN HALİNDE OLAN HALKLAR İKTİSADİ, SOSYAL VE POLİTİK ÇAĞDAŞLAŞMA YOLUNDA ADIM ATMALILAR. BU TABİİ Kİ KOLAY BİR HEDEF DEĞİL. FAKAT BU HEPİMİZİN ÇIKARI İÇİN OLAN BİR ŞEY"
"TÜRKİYE, SADECE EŞSİZ BİR STRATEJİK POZİSYONA SAHİP DEĞİL, AYNI ZAMANDA ORTADOĞU İLE TARİHİ, KÜLTÜREL VE KALBİ BAĞLARI BULUNUYOR. TÜRKİYE BU ALANDA YAPILMASI GEREKEN ŞEYLERİ EN İYİ BİLECEK ÜLKEDİR."
"TÜRKİYE´NİN KOMŞULARIYLA OLAN YAKIN İLİŞKİLERİ AB´YE BÜYÜK İMKAN VE FAYDALAR SAĞLAYACAKTIR."

Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı, Avrupa Konseyi Dış İlişkiler Eşbaşkanı ve Türkiye-AB Bağımsız Araştırma Komisyonu Başkanı Martti Ahtisaari´ye, İstanbul Üniversitesi (İÜ) tarafından "fahri doktora" unvanı verildi.

İÜ Rektörlüğü Doktora Salonunda düzenlenen törende, "Nobel Barış Ödülü" sahibi Ahtisaari´ye, Rektör Prof. Dr. Yunus Söylet tarafından akademik kıyafet giydirildi. "Fahri Doktora Diploması" verilen Ahtisaari´ye, İÜ´nün altın rozeti de takdim edildi.

Ahtisaari, törende yaptığı konuşmada bunun 23. fahri doktorası olduğunu belirterek, "Bu benim ilk aldığım fahri doktora kadar önemli ve değerli" dedi.

Türkiye´ye hayranlık duyduğunu ifade eden Ahtisaari, Türkiye kadar yakın ve değerli gördüğü çok az ülke olduğunu belirtti.

Devlet başkanlığı yaptığı dönemde Finlandiya´nın AB´ye üye olduğunu anımsatan Ahtisaari, 2004´te de Türkiye için çalışmakta olan bağımsız komisyona başkanlık yapmaya başladığını söyledi.

Amaçlarının, AB´nin bu süreçte Türkiye´ye adil davranmasını sağlamak olduğunu dile getiren Ahtisaari, şöyle konuştu: "Bu süreçte iki rapor oluşturduk. Birincisi üyeliğe ilişkin müzakerelerin başlamasıyla ilgiliydi. İkincisi de muamele konusunda. AB´nin, Türkiye´ye şimdiye kadar yaptığından daha iyi davranması gerektiğini belirttik. Çünkü Türkiye´ye olan davranış biçimi düzgün değildi. Arkadaşlarımla başkent ve başka şehirlere de giderek bu davayı savunduk. Belki fazla cesurca bir ifade gibi gelecek, ama benim inancım şu; gerçekleşmekte olan gelişmelere bakacak olursak, Kuzey Amerika ve Ortadoğu´da belli sarsıntılar görüyoruz. Bunlar Hint Okyanusu´nu da sarsıyor.

Bu gelişmelerin uzun vadeli sonuçlarını bilemiyoruz. Ancak geçmişten şunu biliyoruz ki, bir gelişme süreci yapay sebeplerle bloke edildiği zaman vahşi bazı patlamalar gerçekleşiyor. Otoriter hükümdarlar, diktatörler acaba şu kısa süre içinde koltuklarından inebilecekler mi, bilemiyoruz. Elbette ki umuyoruz, ama bunun olup olmayacağı belli değil.

Devrimler genellikle öngörülemez. Bazen ülkeler uzun süreli kaosa sürüklenebilir. Ardından yeni bir hükümet gelir. Bu halkı daha iyi temsil eden bir hükümet olabilir. Ancak her zaman bu böyle değildir. Tarihe baktığımız zaman görüyoruz ki, devrimler olduktan sonra otoriterlerin yerine bir başka otoriter gelebiliyor. Gelen otoriter kişi, yerini aldığı kişiden daha iyi olmayabiliyor. Böyle bir risk var. Bu yüzden ilerici ve demokratik kuvvetleri desteklemeliyiz."

"TÜRKİYE BAŞKA ÜLKELER İÇİN İLHAM KAYNAĞI"

Türkiye´nin iyi bir gelişme gösterdiğini ve başarılı bir şekilde barış ilişkilerini sürdürdüğünü anlatan Ahtisaari, gelenekler ve mirasın da bununla beraber sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Bu topraklarda sergilenen başarılı gelişim sürecinin başka uluslara ilham kaynağı olması gerektiğini ifade eden Ahtisaari, şunları kaydetti: "Temel bazı hususlar Türkiye için de AB üyeleri için de ortaktır. Temel anlamda AB ve Türkiye için geçerli bir hedef var. Bu da hayat kalitesinin geliştirilmesi. İktisadi kalkınma, sosyal adaletin saygıyla karşılanması ve kişiliğe saygı hayati önem taşıyor. Elbette sağlıksız, dengesiz bir tutum buna engel olacaktır. Bu, siyasi gerilim ve riski beraberinde getirir. Hayat kalitesinin iyileştirilmesi için iktisadi kalkınma gereklidir. Fakat iktisadi kalkınma tek başına yeterli değildir. Özgürlük, insan hakları, aynı zamanda hukukun üstünlüğü her kesim için önem taşımaktadır. Demokrasi bizim için esastır. Etrafımız barışla çevrili olmalıdır."

Türkiye´nin komşularıyla hiç problem yaşamamayı amaçladığını, bunun güzel bir hedef olduğunu dile getiren Ahtisaari, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ortak çıkarımız gereği şunu belirtmemiz gerekiyor: Şu anda isyan halinde olan halklar iktisadi, sosyal ve politik çağdaşlaşma yolunda adım atmalılar. Bu tabii ki kolay bir hedef değil. Fakat bu hepimizin çıkarı için olan bir şey. Gecikme olmaksızın böyle bir sürecin başlamasını sağlamak durumundayız. Türkiye, sadece eşsiz bir stratejik pozisyona sahip değil, aynı zamanda Ortadoğu ile tarihi, kültürel ve kalbi bağları bulunuyor. Türkiye, bu alanda yapılması gereken şeyleri en iyi bilecek olan ülkedir. Geçmişiniz, hem problemleri tespitte başarılı olduğunuzu hem de problemlere çözüm bulmada usta olduğunuzu gösteriyor.

İnanıyorum ki AB mensupları Türkiye ile ilgili tutarsızlıklarının büyük bir haksızlık olduğunun farkına varacaktır. AB, çok ciddi bir şekilde ileride bu uluslarla olan ilişkilerinin ne şekilde olacağını değerlendirmek zorundadır. Güvenlik ortak hedef, fakat kalkınma da aynı şekilde ortak bir hedeftir. Esasında bunlar birbirleriyle yakından ilişkilidir. Kalkınmanın iktisadi, sosyal, politik bazı boyutları var. Bunlar her zaman birbirlerini güçlendiren unsurlardır. Türkiye´deki ilerlemenin son günlerde hayranlık uyandıracak şekilde olmasına bakacak olursak, görüyoruz ki AB ile daha yakın ilişkilerin olması açısından güzel bir ortam oluşturuyor. Şuna inanıyorum, bu sadece Türkiye´nin değil AB´nin de büyük yararına olacaktır."

"Türkiye stratejik ve jeopolitik bir pozisyondadır" diyen Ahtisaari, "Bu zaten aşikardır. Türkiye´nin komşularıyla olan yakın ilişkileri AB´ye büyük imkan ve faydalar sağlayacaktır. Fakat bu stratejik pozisyon sadece coğrafyadan kaynaklanan bir şey değildir. Aynı zamanda kültürel bağlarla ve komşu topraklarla olan ortak anlayışla da ilgilidir" şeklinde konuştu.

Ahtisaari, toplumsal reformların teşviki için de Türkiye´nin örnek alınması gerektiğini söyleyerek, Türkiye´nin kazandığı deneyimlerde geçtiği aşamalara baktıklarını, sosyal ve demokratik rejimin Türkiye´de esas alındığını kaydetti.

İnsan hakları ve adaletin esas olarak seçildiğini bildiren Ahtisaari, Türkiye´nin çağdaş bir şekilde pek çok acil soruna çözüm aramasının ilham teşkil ettiğini aktardı.

BİLİM, BAŞARI VE BARIŞ

Rektör Prof. Dr. Söylet de üniversitelerin temel işlevlerinin bilim, başarı ve barış olduğunu belirterek, "Üniversitelerin girdileri bilim ise çıktıları başarıdır, bunları mümkün kılan süreç yönetimi ise barıştır" dedi.

1900´lerin sonlarında Avrupa´nın göbeğinde büyük bir dram yaşandığını ifade eden Söylet, şöyle konuştu: "Etnik ve dinsel çatışmalarla komşunun komşuyu, arkadaşın arkadaşı yok etmeye çalıştığı bir vahşeti hep birlikte izledik. Neyse ki o dönemlerde izlemenin çözüm olmayacağını düşünen az sayıda akil insan çıktı ve bu acıya ´dur´ dedi. İşte bu onurlu insanlardan biri de Ahtisaari´dir. 1999´da eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç´i Kosova´daki askeri operasyonları sona erdirmesi yönünde ikna eden, 2006´da Sırplar ve Kosovalı Arnavutlar arasında Kosova´nın nihai statüsünün belirlenmesi amacıyla yapılan görüşmelere BM Özel Temsilcisi sıfatıyla katılıp, Kosova´ya BM denetiminde kontrollü bağımsızlık verilmesi önerisinde bulunup, Kosova´nın bir yıl sonra bağımsızlık ilan etmesinin yolunu açan Ahtisaari´ye bu onursal unvanı vermekten İÜ olarak büyük bir mutluluk duyuyoruz."

Anadolu Ajansı
23.02.2011
Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari´ye Fahri Doktora Unvanı

İstanbul Üniversitesi, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari´ye fahri doktora unvanı verecek.
Üniversiteden yapılan yazılı açıklamaya göre, Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından fahri doktora unvanı verilmesi kararlaştırılan ´´Nobel Barış Ödülü´´ sahibi Ahtisaari´ye unvanı, yarın Rektör Prof. Dr. Yunus Söylet´in de katılımıyla rektörlük binasında sunulacak.

Hürriyet
28.02.2011
Kaddafi’ye arabulucu gitmeli
Cansu ÇAMLIBEL

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/17140578_p.asp

Yeniasya.com
28.02.2011
Türkiye, AB sürecini bırakmasın

http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=5563

Turizmin Sesi
27.02.2011
Martti Ahtisaari´ye Fahri Doktora

http://www.turizminsesi.com/haber/martti-ahtisaariye-fahri-doktora--9496.htm


Cnnturk.com
26.02.2011
Ahtisaari: "Turistler demokratik bir ülke görüyor"

http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/02/26/ahtisaari.turistler.demokratik.bir.ulke.goruyor/608210.0/

Haberler.com
26.02.2011
İstanbul Üniversitesi´nden Martti Ahtisaari´ye Fahri Doktora

http://www.haberler.com/istanbul-universitesi-nden-martti-ahtisaari-ye-2559454-haberi/

Trtturkmence.com
26.02.2011
Ahtisaari said the only person who can convince Libyan President Gaddhafi is Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan

http://www.trtturkmence.com/trtworld/en/newsDetail.aspx?HaberKodu=6537f230-95f0-4520-9e4c-f43dbde5e4dc&title=%20Ahtisaari%20attended%20the%20Alliance%20of%20Civilizations%20meeting%20in%20Istanbul

Adiyaman-haber.com
26.02.2011
Ahtisaari Unvanını Aldı

http://www.adiyaman-haber.com/?mxz=haber&hid=3095

Sabah Gazetesi
26.02.2011
İÜ´den Ahtisaari´ye Fahri Doktora

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/02/26/iuden_ahtisaariye_fahri_doktora

Hurriyet Daily News
25.02.2011
"Turkey Must Play An Active Role in the Turmoil Countries" Ahtisaari Said

http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=turkey-must-play-an-active-role-in-the-turmoil-countries-ahtisaari-said-2011-02-25

Buyukhaber.com
25.02.2011
İstanbul Üniversitesi, Finlandiya Eski Cumhurbaşkanı Nobel Ödülü Sahibi Martti Ahtisaari´ye Fahri Doktora Unvanı Verdi
http://www.buyukhaber.com/bilim-teknik/martti-ahtisaariye-fahri-doktora-unvani-verdi.htm

Ogunhaber.com
26.02.2011
Martti Ahtisaari´ye fahri doktora unvanı verdi

http://www.ogunhaber.com/haberler/egitim/55755-martti-ahtisaariye-fahri-doktora-unvani-verdi.html

TRT Haber
25.02.2011
"Aklı Olan Türkiye´nin Önemini Anlar"
http://www.trtturki.com/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=7f6a20ec-7126-4d6b-80ab-c58b202a8ef0

Zaman Gazetesi
25.02.2011
Ahtisaari: Libya krizini Berlusconi ya da Sarkozy değil; Erdoğan çözebilir

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1099254&title=ahtisaari-libya-krizini-berlusconi-ya-da-sarkozy-degil-erdogan-cozebilir

Anadoluhaber.net
25.02.2011
Ahtisaari: Libya krizini Berlusconi ya da Sarkozy değil; Erdoğan çözebilir

http://www.anadoluhaber.net/ahtisaari-libya-krizini-berlusconi-ya-da-sarkozy-degil-erdogan-cozebilir-h11477.html

Haberpan.com
25.02.2011
Ahtisaari: Erdoğan çözebilir

http://www.haberpan.com/haber/ahtisaari-erdogan-cozebilir

Cumhuriyet Gazetesi
24.02.2011
İstanbul konferanslarının konuğu Ahtisaari

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=219812

Sagliktagundem.com
24.02.2011
Ahtisaari’ye fahri doktora verilecek
http://www.sagliktagundem.com/haber/ahtisaari_ye_fahri_doktora_verilecek.htm

Gercekgundem.com
24.02.2011
Ahtisaari’ye fahri doktora
http://www.gercekgundem.com/?p=353616