EN

Arap Dünyasının Geleceği İstanbul’da Tartışıldı


6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde, Koordinatörlüğümüzün ev sahipliğinde düzenlenen “Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş” başlıklı çalıştay; Avrupa, Amerika, Arap dünyası ve Türkiye’den 60´ı aşkın üst düzey katılımcıyı bir araya getirdi. İki günlük toplantıda, “Arap Baharı” dünü, bugünü ve yarınıyla masaya yatırıldı ve bundan sonra atılması gereken adımlar tartışıldı.


Devamını Göster »
Baskıcı rejimlerin ardı ardına devrilmesiyle sonuçlanan ve Ortadoğu tarihinde yeni bir sayfa açan halk hareketleri, aynı zamanda Arap-Müslüman dünyasına dair önyargıların kırılmasını da sağladı. Ancak demokrasiye geçiş sürecinde, Ortadoğu toplumlarının önünde sancılı ve zorlu bir süreç var. Siyasi, ekonomik, toplumsal sorunlar; sosyal sınıflar arasındaki uçurum, yoksulluk, ülke borçları, eğitim eksikliği gibi sorunlar, değişim geçiren Arap dünyasında acil çözümler bekliyor.

Koordinatörlüğümüz ve Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hristiyan Anlayış Merkezi (ACMCU) işbirliğiyle düzenlenen “Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş” başlıklı çalıştay ile, öncelikle bölgedeki mevcut durum ve sorunlar ele alındı; ardından geleceğe dair hedeflerle o hedeflere ulaşma yollarının belirlenerek somut öneriler ortaya konuldu.

Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın ve Georgetown Üniversitesi ACMCU Kurucu Direktörü John L. Esposito’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştaya; farklı alanlardan ve ülkelerden katılımcılar iştirak etti. Katılımcılar arasında Tunuslu lider Raşid Gannuşi, Mısır’ın cumhurbaşkanı adaylarından Abdülmunim Ebu´l-Fütuh, Mısırlı yazar ve gazeteci Fehmi Hüveydi, ayrıca Rob Malley, Nadya Mustafa, Dalya Mücahid, İmad Şahin, Anthony Shadid, Michael Thumann, Abdülhamit Bilici, Mete Çubukçu ve Şahin Alpay gibi araştırmacı ve gazeteciler vardı.

Konferansın ikinci günü (7 Ekim Cuma), 14:00-16:30 saatleri arasındaki kapanış oturumu basına açık olarak gerçekleştirildi.

Kapanış oturumunda bir konuşma yapan Tunus En Nahda Partisinin Lideri Raşid Gannuşi, Yemen ve Suriye´deki yöneticilere seslenerek “lütfen halkınızın taleplerine kulak verin. Her gün onlarca insanın öldürülmesi, kan akmasına devam edilmesi çözüm değildir" diye konuştu.Gannuşi, diktatörlükten demokrasiye geçmek istediklerini belirterek, Arap ülkelerinin belirli bir dönemden geçtiğini, devrimler olduğunu, artık eskiye dönülmeyeceğini ve bu devrimleri boşa çıkarma gayretlerine yol verilmeyeceğini söyledi.

Ulvi bir din olan ve bütün partilerin, düşüncelerin üstünde olan İslamiyet´in, güç kullanmayı tasvip etmediğini belirten Gannuşi, şöyle konuştu: "Hiçbir zaman İslamiyet, siyasete veya kişisel amaçlara alet edilmemiştir. İslamiyet adına cinayetler işlenemez. Halkın hedeflerine ulaşabilmesi için muhakkak el ele verip çalışması gerekiyor. Yarış halindeyiz ve yarış, ülkeye hizmet demektir. Halkın beklentilerine yanıt verecek bir programın uygulamaya konulmasını istiyoruz. Din ayrımını reddediyoruz. İnsan insandır, Müslüman olsun veya olmasın. İnsan melek değildir, hata yapabilir. Yozlaşma ile savaşmak istiyoruz. Laiklik, dinsizlik manasına gelmez. Hükümetler ve yönetimin, her vatandaşına aynı ölçüde, eşit şekilde davranması, ayrım yapmaması gerekir."

Mısır´ın cumhurbaşkanı adaylarından Abdülmunim Ebu´l-Futüh ise konuşmasında şunları kaydetti: "Bizler Mısır´da devrimimizi yaptık. Vatanımızı inşa etmek istiyoruz. Hiçbir ülkeyle savaşa girmek istemiyoruz. Ancak kimsenin de ülkemize savaş açmasına ve bağımsız karar alma mekanizmalarımıza baskı yapmasına müsaade etmeyeceğiz. Mısır, herhangi bir yabancı ülkenin otlağı olmayacaktır. Mısır´ın zenginlikleri kimseye peşkeş çekilmeyecektir"

Ebu´l-Futüh, Arap halklarının yolsuzluklara, diktatörlüğe karşı Tunus ve Mısır´da devrim yaptıklarını hatırlatarak, Arap halklarının hala özgürlük ve bağımsızlıklarını kazanmak için çalıştıklarını söyledi.

Filistin´in kendileri için büyük bir dava olduğunu dile getiren Ebu´l-Futüh, buradaki sorunun çözülmesi gerektiğini, ancak sorunun sadece Filistin-Hamas meselesi olmadığını, İsrail devleti hiçbir şekilde uluslararası hukuka ve sözleşmelere uygun davranmadığı için problemler yaşandığını anlattı. Ebu´l-Futüh, Filistin devletinin bağımsız olarak kurulması gerektiğine dikkati çekerek, bu sorunun çözülmemesinin istikrarsızlığa neden olduğunu, İsrail´deki rejimin buradaki en büyük problemi teşkil ettiğini söyledi.

Koordinatörümüz İbrahim Kalın kapanış oturumunda yaptığı konuşmada Türkiye’nin Irak, Filistin, Balkanlar ya da Ortadoğu´da olanlara seyirci kalamayacağının altını çizdi ve “Tunus, Libya ve Mısır´daki halk devrimlerini destekledik. Ama Suriye´de çağrılarımıza kulak veren olmadı” dedi.
Kalın, Arap ülkelerinde yeni bir sayfa açıldığını, olayların muazzam bir hızla geliştiğini belirterek, geçen 60-80 ve neredeyse 100 yıl boyunca gerçekleşen baskıdan dolayı şimdi bir patlama görüldüğünü, farklı fikir ve görüşlerin ifade edildiğini, bunun da takdire şayan olduğunu söyledi.

Kalın, yeni Arap dünyasının, demokrasi süreci, ekonomik değişim, dış siyaset ve bölgesel dinamikler konuları üzerinde çalışması gerektiğini söyledi.

Demokrasi sürecinin, gerçek, samimi, kapsamlı bir süreç olması gerektiğini belirten Kalın, siyasi partiler kanununun değişmesinden, anayasanın değişmesinden, basın özgürlüğünden vicdan özgürlüğüne değin bir dizi reformla bir demokratikleşme süreci yaşanması gerektiğini kaydetti.
 

KATILIMCI LİSTESİ

1. Abdülhamit Bilici / TÜRKİYE
2. Abdülmunim Ebu´l-Fütuh / MISIR
3. Ahmed Gappur / MISIR
4. Ahmed Yusuf / GAZZE
5. Ahmed State / MISIR
6. Alexandra Gato / İTALYA
7. Anthony Shadid / ABD
8. Aziz Babuşçu / TÜRKİYE
9. Burhan Köroğlu / TÜRKİYE
10. Bülent Keneş / TÜRKİYE
11. Dalya Mücahid / ABD
12. David Hearst / İNGİLTERE
13. Dina Zekeriya Mebruk Muhammed Hüseyin / MISIR
14. Elif Esen / TÜRKİYE
15. Emrullah İşler / TÜRKİYE
16. Mustafa Hicazi / MISIR
17. İmad Şahin / ABD
18. Fadıl Süleyman / MISIR
19. Fehmi Hüveydi / MISIR
20. Fikri Şaban / TÜRKİYE
21. Gürkan Zengin / TÜRKİYE
22. Hasan Kösebalaban / TÜRKİYE
23. Hugh Pope / TÜRKİYE
24. Hüseyin Gün / TÜRKİYE
25. İbrahim el-Hudeybi / MISIR
26. İbrahim Kalın / TÜRKİYE
27. Islam El-Beşlavi / MISIR
28. Işın Eliçin / TÜRKİYE
29. Jean-Daniel Ruch / İSVİÇRE
30. John L. Esposito / ABD
31. Kerim Kasım / MISIR
32. Mahmud el-Medhun / GAZZE
33. Mey Saida Akermi / TUNUS
34. Merete Bilde / DANİMARKA
35. Mete Çubukçu / TÜRKİYE
36. Michael Thumann / ALMANYA
37. Montaser Marai / KATAR
38. Muhammed Avad / GAZZE
39. Muhammed Elşahavi / MISIR
40. Nadya Mustafa / MISIR
41. Necva Bittayyib / TUNUS
42. Nuh Yılmaz / TÜRKİYE
43. Oliver McTernan / İNGİLTERE
44. Ureyb Rantavi / ÜRDÜN
45. Usame Abdülhalık / MISIR
46. Ömer Çelik / TÜRKİYE
47. Raşid Gannuşi / TUNUS
48. Robert Malley / ABD
49. Sefer Turan / TÜRKİYE
50. Seyyid Fercani / TUNUS
51. Samir Salha / TÜRKİYE
52. Sana El-Banna / MISIR
53. Seyfullah Kavanki / MISIR
54. Şamil İdris / ABD
55. Sundus Asım / MISIR
56. Suna Vidinli / TÜRKİYE
57. Suraj Sharma / ÇİN
58. Şahin Alpay / TÜRKİYE
59. Taha Özhan / TÜRKİYE
60. Tarık Kalui / TUNUS
61. Tarık Abdülcelil / MISIR
62. Yasin Aktay / TÜRKİYE

BASIN YANSIMALARI

Anadolu Ajansı
03.10.2011
Arap Dünyasının Geleceği İstanbul´da Tartışılacak


Arap dünyasının geleceği İstanbul´da tartışılacak
6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul´da ´´Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş´´ başlıklı uluslararası bir çalıştay düzenlenecek
Avrupa, Amerika, Arap dünyası ve Türkiye´den 50´yi aşkın üst düzey katılımcı, iki günlük toplantıda, ´´Arap Baharı´´ dünü, bugünü ve yarınıyla masaya yatırılacak

İstanbul´da 6-7 Ekim tarihlerinde düzenlenecek ´´Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş´´ başlıklı uluslararası çalıştayda, Avrupa, Amerika, Arap dünyası ve Türkiye´den 50´yi aşkın üst düzey katılımcıyla, ´´Arap Baharını´´ dünü, bugünü ve yarınıyla masaya yatırılacak.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, tarafından İstanbul´da düzenlecek çalıştayda, 50 civarında üst düzey katılımcı yer alacak.

Baskıcı rejimlerin ardı ardına devrilmesiyle sonuçlanan ve Ortadoğu tarihinde yeni bir sayfa açan halk hareketleri, aynı zamanda Arap-Müslüman dünyasına dair önyargıların kırılmasını da sağlarken, bu dönemde Arap Baharı her yönüyle ele alınacak.

Çalıştayda, demokrasiye geçiş sürecinde, Ortadoğu toplumlarının önündeki ´´sancılı ve zorlu sürece´´ yönelik değerlendirmelerin olması bekleniyor.

Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve ve Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hristiyan Anlayış Merkezi (ACMCU) işbirliğiyle düzenlenecek olan ´´Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş´´ başlıklı çalıştay ile öncelikle bölgedeki mevcut durumun ve sorunların ele alınması; ardından geleceğe dair hedeflerle o hedeflere ulaşma yollarının belirlenmesi ve somut önerilerin ortaya konması amaçlanıyor.

Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın ve Georgetown Üniversitesi ACMCU Kurucu Direktörü John L. Esposito´nun ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan çalıştaya, farklı alanlardan ve ülkelerden konuklar katılacak.

Katılımcılar arasında Tunuslu Lider Raşid Gannuşi, Mısır’ın Cumhurbaşkanı adaylarından Abdülmunim Ebul-Fütuh, Mısırlı yazar ve gazeteci Fehmi Hüveydi, ayrıca Rob Malley, Nadya Mustafa, Dalya Mücahid, İmad Şahin, Şirin Hunter, Anthony Shadid, Michael Thumann, Abdülhamit Bilici, Mete Çubukçu ve Şahin Alpay gibi araştırmacı ve gazeteciler yer alıyor.

Habertürk Gazetesi
03.10.2011
Arap Dünyasının Geleceği İstanbul´da Tartışılacak

www.haberturk.com/dunya/haber/675471-arap-dunyasinin-gelecegi-istanbulda-tartisilacak

Zaman Gazetesi
03.10.2011
Arap Dünyasının Geleceği İstanbul´da Tartışılacak

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1186399&title=arap-dunyasinin-gelecegi-istanbulda-tartisilacak

Akis Gazetesi
03.10.2011
Arap Dünyasının Geleceği İstanbul´da Tartışılacak!

www.akisgazetesi.com/read_detail.php

Anadolu Ajansı
04.10.2011
"Arap Dünyasının Geleceği Çalıştayı" İstanbul´da Yapılacak


Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hıristiyan Anlayış Merkezince (ACMCU) düzenlenen ve Kuzey Afrika ve Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri konu alan uluslararası çalıştay, 6-7 Ekim´de Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi´nde gerçekleştirilecek.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Avrupa, Amerika, Arap dünyası ve Türkiye´den 60´a yakın üst düzey katılımcıyı bir araya getirecek olan iki günlük toplantıda, ´´Arap Baharı´´, dünü, bugünü ve yarınıyla ele alınacak.

"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" başlıklı çalıştay ile öncelikle bölgedeki mevcut durumun ve sorunların ele alınması, ardından geleceğe dair hedeflerle o hedeflere ulaşma yollarının belirlenmesi ve somut önerilerin ortaya konması amaçlanıyor.

Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın ve Georgetown Üniversitesi ACMCU Kurucu Direktörü John L. Esposito´nun ev sahipliğinde 6-7 Ekim´de gerçekleştirilecek çalıştaya, farklı alanlardan ve ülkelerden katılımcılar iştirak edecek.

Katılımcılar arasında Tunuslu lider Raşid Gannuşi, Mısır´ın Cumhurbaşkanı adaylarından Abdülmunim Ebu´l-Futüh, Mısırlı yazar ve gazeteci Fehmi Hüveydi, ayrıca Alvaro de Vasconcelos, Rob Malley, Nadiya Mustafa, Dalya Mücahid, İmad Şahin, Şirin Hunter, Anthony Shadid, Michael Thumann, Abdülhamit Bilici, Mete Çubukçu ve Şahin Alpay gibi araştırmacı ve gazeteciler de bulunuyor.

Hurriyet Daily News
04.10.2011
Arab Spring to be debated in Istanbul

www.hurriyetdailynews.com/n.php

Anadolu Ajansı
05.10.2011
"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" Çalıştayı Başladı


Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hıristiyan Anlayış Merkezince (ACMCU) düzenlenen ve Kuzey Afrika ile Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri konu alan uluslararası çalıştay başladı.

Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi´nde gerçekleştirilen çalıştayın açılışında, Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın ve Georgetown Üniversitesi ACMCU Kurucu Direktörü John L. Esposito konuştu.

Avrupa, Amerika, Arap dünyası ve Türkiye´den 60´a yakın üst düzey katılımcıyı bir araya getiren ve basına kapalı 2 gün sürecek toplantıda "Arap Baharı", dünü, bugünü ve yarınıyla ele alınacak.

"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" başlıklı çalıştay ile öncelikle bölgedeki mevcut durumun ve sorunların ele alınması, ardından geleceğe dair hedeflerle o hedeflere ulaşma yollarının belirlenmesi ve somut önerilerin ortaya konması amaçlanıyor.

Katılımcılar arasında Mısır´da "ulusal cephe"nin temsilcisi Abdülcelil Mustafa, Mısırlı aktivist Ahmet Gaffur, ABD´de faaliyet gösteren İslami Araştırmalar Merkezinin (GALLUP) Başkanı Dalya Mücahid, Mısırlı yazar ve gazeteci Fehmi Hüveydi, İsviçre Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Temsilcisi ve Büyükelçi Jean Daniel Ruch, Filistinli siyasetçi Muhammed Awad, Kahire Türk Araştırma Merkezi Müdürü Tarık Abdülcelil, Ürdünlü sivil toplum temsilcisi Oraib Rantawi de bulunuyor.

Tunuslu lider Raşid Gannuşi de çalıştaya yarın katılacak.

Anadolu Ajansı
06.10.2011
"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" Çalıştayı


Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın, Arap dünyasında yeni bir sayfa açıldığını, ardı ardına gelen halk devrimlerinin özellikle Araplarla ilgili insanların zihnindeki birçok efsane ve miti de yıktığını belirterek, "Daha biz başlangıcın, başlangıcındayız. Şu an diktatörlerden kurtulundu ama geçmişin yapıları, eski müesses nizamın ana unsurları hala varlıklarını devam ettiriyor. Bunların değişimi zaman alacak" dedi.

Kalın, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hristiyan Anlayış Merkezince (ACMCU) düzenlenen ve Kuzey Afrika ile Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri konu alan "Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" adlı uluslararası çalıştay kapsamında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Toplantının Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri değerlendirmek amacıyla düzenlendiğini belirten Kalın, konuları 3 ana başlık altında ele aldıklarını söyledi.

Uzmanlar tarafından ilk olarak mevcut durumun analizinin yapıldığını, ikinci olarak Arap dünyasında, Mısır, Tunus, Suriye, Libya´da ve diğer ülkelerde nasıl bir gelecek vizyonu öngörüldüğü ve nereye gidildiği konunun ele alındığını belirten Kalın, "Üçüncü olarak da bu hedefe ulaşmak için ne tür enstrüman ve araçlar var insanların elinde ve oraya giderken hangi yolların denenmesi uygun olacaktır? Demokratik reform süreci, seçimler, parti yasalarının değişmesi, sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi gibi birçok başlık var o noktada. Bütün bunların değerlendirileceği bir toplantı" diye konuştu.

Arap dünyasında yeni bir sayfa açıldığını vurgulayan İbrahim Kalın, ardı ardına gelen halk devrimlerinin özellikle Araplarla ilgili insanların zihnindeki birçok efsane ve miti de yıktığını ifade etti.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın, şunları kaydetti: "Yıllarca Araplar için ne deniliyordu? ´Bunlar otokratik rejimler altında yönetilmekten memnun olan halklar, kendi tarihlerinin aktörü olamayan insanlar´ gibi birtakım oryantalist, Avrupa merkezci efsaneler vardı. Arap devrimleri bunları yerle bir etti. Ardı ardına Araplar´ın da hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik, çoğulcu, hesap verebilirlik ilkesine dayalı bir siyasi yapı içerisinde yaşamak istedikleri gerçeği ortaya çıktı. Ancak bizim daha önce de vurguladığımız ve bu toplantıda da sıkça gündeme gelen bir konu var. Daha biz başlangıcın, başlangıcındayız. Şu an diktatörlerden kurtulundu ama geçmişin yapıları, eski müesses nizamın ana unsurları hala varlıklarını devam ettiriyor. Bunların değişimi zaman alacak. Hemen 2 ay, 6 ay, bir yıl içinde değil ama belki 5-10 yıllık perspektifle bakılarak, analiz edilmesi gereken konu başlıkları. Katılımcılar hem Arap dünyasından, hem Avrupa´dan, hem de Amerika´dan çok geniş bir yelpazeden geldiler ve burada uzmanlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasiler, siyasi aktörler, yetkililer var. Amacımız 2 gün boyunca Arap dünyasındaki değişimi, dönüşümü etraflı bir şekilde değerlendirmek, masaya yatırmak ve ileriye dönük Arap dünyasında neler yapılabileceğine dair birtakım konu başlıklarını belirlemek."

Türkiye´nin tecrübesi

Kalın, bu tartışmalar içinde Türkiye tecrübesinin önemli bir şekilde öne çıktığını belirterek, şöyle devam etti: "Başbakanımızın yakınlarda yaptığı Mısır, Tunus ve Libya ziyaretinde de çok net bir şekilde görülmüştü. Siyasi yelpazenin bütün aktörleri, Türkiye tecrübesini yakından merak ediyor, öğrenmek ve bu tecrübeden istifade etmek istiyorlar. Buradaki oturumlarda da bunu gördük. Demokrasiye geçiş, demokratikleşme, sivil-asker ilişkileri, ekonomik kalkınma, hukukun üstünlüğü, aktif dış politika gibi bütün konu başlıklarında Türkiye tecrübesinden de istifade etmek istiyor bu aktörler... Bununla ilgili de önemli tartışmalar yapılıyor. Bu 2 günlük toplantı sonunda analiz anlamında ortaya iyi bir fotoğrafın çıkacağı kanaatindeyim. Bundan sonraki gelecek vizyonu ve yapılabileceklerle ilgili de önemli konu başlıklarının tespit edileceğini görüyorum. Yarın yapılacak halka ve basına açık oturumda da konuşmaların ve tartışmaların bir kısmı kamuoyu ile paylaşılacaktır."

Çalıştayın bir beyin fırtınası ve analiz çalışması olduğunu, sonunda bir deklarasyon yayımlanmayacağını ve yol haritası hazırlanmayacağını ifade eden Kalın, "Ancak biz özellikle bu dönemde, Arap dünyasında yeni bir sayfanın çevrildiği bir dönemde, Arap aydınları, siyasi aktörleri ve kanaat önderleri ile özellikle Türkiye´deki kanaat önderleri ve aktörlerin daha sık bir araya gelmesini önemsiyoruz, bunu destekliyoruz ve teşvik ediyoruz. Bu zaten birkaç koldan devam ediyor. Sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, düşünce kuruluşları üzerinden devam ediyor. Bu iyi bir etkileşim imkanı yaratıyor. Bunun devam etmesini arzu ediyoruz" diye konuştu.

"Çalıştayların devamı gelecek mi?" sorusunu Kalın, "Bu formatta değil. Bir seri halinde planlanmış bir şey değil ama Arap dünyasında yaşanan gelişmeler gündemimizde olmaya devam edecek. Suriye´deki ve Libya´daki hadiseler, oradaki geçiş dönemi gündemimizde olmaya devam edecek. Bunlarla ilgili dönem dönem toplantılar yapmaya devam edeceğiz. Zaten süreci de çok yakından izliyoruz. Dolayısıyla buna yönelik çalışmalarımız devam edecek" diye yanıtladı.

Today´s Zaman
06.10.2011
Two-day workshop on Arab Spring kicks off in İstanbul
www.todayszaman.com/news-259041-two-day-workshop-on-arab-spring-kicks-off-in-istanbul.html

Dünya Gazetesi
07.10.2011
Two-day workshop on Arab spring kicks off in Istanbul

www.dunya.com/two-day-workshop-on-arab-spring-kicks-off-in-istanbul_134442_haber.html

Zaman Gazetesi
07.10.2011
´Arap Baharı´ İstanbul´da Tartışılıyor

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1187821

Star Gazetesi
07.10.2011
´Türkiye Rüyası´ Araplar’ın İlham Kaynağı
www.stargazete.com/politika/-turkiye-ruyasi-araplar-in-ilham-kaynagi-haber-387773.htm

Anadolu Ajansı
07.10.2011
"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" Çalıştayı


Tunus Ennahdha Hareketi Lideri Raşid Gannuşi:
"Buradan, Yemen ve Suriye´deki yöneticilere mesaj göndermek isterim: Lütfen halkınızın taleplerine kulak verin. Her gün onlarca insanın öldürülmesi, kan akmasına devam edilmesi çözüm değildir"
"Hiçbir zaman İslamiyet siyasete veya kişisel amaçlara alet edilmemiştir. Laiklik, dinsizlik manasına gelmez"

Tunus Ennahdha Hareketi Lideri Raşid Gannuşi, "Buradan Yemen ve Suriye´deki yöneticilere mesaj göndermek isterim: Lütfen halkınızın taleplerine kulak verin. Her gün onlarca insanın öldürülmesi, kan akmasına devam edilmesi çözüm değildir" dedi.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ile Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hristiyan Anlayış Merkezince (ACMCU) düzenlenen ve Kuzey Afrika ile Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri konu alan "Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" başlıklı uluslararası çalıştay sona erdi.

Gannuşi, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı´ndaki çalıştayın kapanış oturumunda, diktatörlükten demokrasiye geçmek istediklerini belirterek, Arap ülkelerinin belirli bir dönemden geçtiğini, devrimler olduğunu, artık eskiye dönülmeyeceğini ve bu devrimleri boşa çıkarma gayretlerine yol verilmeyeceğini söyledi.

Sadece ümit ve temenni etmekle bir yere ulaşılamayacağını, gerekli gayret ve çabanın da gösterilmesi gerektiğini ifade eden Gannuşi, şöyle dedi: "Gönül isterdi ki, bundan önceki hükümetler halkın isteklerine kulak versin, halkın sorunlarına çözüm bulmak için gayret sarf etsin. Buradan Yemen ve Suriye´deki yöneticilere mesaj göndermek isterim: Lütfen halkınızın taleplerine kulak verin, istekleri üzerinde ciddiyetle durun. Her gün onlarca insanın öldürülmesi, kan akmasına devam edilmesi çözüm değildir. Artık halk her iki ülkede de bu uğurda şehit olmak için birbirleriyle yarışmaktadır."

Gannuşi, Arap dünyasında sorunların üç aşağı beş yukarı birbirine benzediğini, "Yok benim durumum başkadır, Tunus veya Mısır´daki gibi değildir" şeklindeki yorumlara katılmadığını kaydetti.

Raşid Gannuşi, "Gerçekçi olalım, sorunlar aynıdır. Rüzgar ne tarafa doğru esiyor, onu iyi tespit etmek gerekiyor. Islah hareketleri, yenilik ve reform taleplerine muhakkak kulak verilmeli. Hareket başladı, saatin akrebini geriye götüremeyiz" dedi.

Bu ülkelerde devrimleri bir partinin yönetmediğini, her ülkede birden fazla görüşe sahip eğilimler ve partiler olabileceğini dile getiren Gannuşi, Arap ülkelerinde devrimler sırasında hiçbir devrimcinin, kimsenin fotoğrafını veya posterini göstermediğini, taşımadığını, tek talebin insana insan olarak davranılması olduğunu söyledi.

Gannuşi, Suriye´de halk tek yumruk olurken, Bahreyn´de halkın ikiye bölündüğünü, devrimin birlikte olunursa başarıya ulaşabileceğini, bölünmüşlük, parçalanmışlık varsa oradaki devrim hareketlerinin kadük kalacağını ve amacına ulaşmayacağını vurguladı.

Tunus ve Mısır´daki devrimlerin bir parti tarafından yönlendirilmediğini, halkın kendi beklenti ve isteğiyle sokağa çıktığını ve isteklerinde ısrarlı davrandığını kaydeden Gannuşi, "Diyelim ki seçimler yapıldı, tek parti yönetime gelemedi, yanımızdaki parti ile el ele verip, koalisyon kurup halkın beklentilerine yanıt vermek boynumuzun borcudur" diye konuştu.

"İslamiyet, güç kullanmayı tasvip etmez"

Ulvi bir din olan ve bütün partilerin, düşüncelerin üstünde olan İslamiyet´in, güç kullanmayı tasvip etmediğini belirten Gannuşi, şöyle konuştu: "Hiçbir zaman İslamiyet, siyasete veya kişisel amaçlara alet edilmemiştir. İslamiyet adına cinayetler işlenemez. Halkın hedeflerine ulaşabilmesi için muhakkak el ele verip çalışması gerekiyor. Yarış halindeyiz ve yarış, ülkeye hizmet demektir. Halkın beklentilerine yanıt verecek bir programın uygulamaya konulmasını istiyoruz. Din ayrımını reddediyoruz. İnsan insandır, Müslüman olsun veya olmasın. İnsan melek değildir, hata yapabilir. Yozlaşma ile savaşmak istiyoruz. Laiklik, dinsizlik manasına gelmez. Hükümetler ve yönetimin, her vatandaşına aynı ölçüde, eşit şekilde davranması, ayrım yapmaması gerekir."

Sivil hükümetin oluşturulmasını, şeffaf bir şekilde çalışmaya devam etmesini ve sorguya çekilebilirliği kabul etmesini istediklerini belirten Gannuşi, "Burada ´Bana itaat edin, ben yeryüzünde Allah´ın temsilcisiyim´ demeyecek, ´Bana yardımcı olun, ben sizin hükümetinizim, el ele verip çalışalım´ diyecek yönetim istiyoruz" dedi.

Gannuşi, 23 Ekim´de Tunus halkının önemli bir sınavdan geçeceğini ve seçimlerin yapılacağını, halkın şeffaf, temiz, baskı altında kalmadan oyunu vereceğini ifade ederek, seçimde vatandaşın hizmet edeceğine güvendiği partiye gidip, oyunu sandığa atacağını ve Tunus´un kazanacağını söyledi.

Raşid Gannuşi, şunları kaydetti: "Bu sınavı ne yapıp yapıp geçmemiz gerekiyor. Tunusluların önünde başka alternatif yoktur. Çok sayıda parti var, ancak mihenk taşı seçimler olacaktır. Seçimlerde vatandaş istediğini ayakta tutar, istediğini sandıkta boğar. Sandıkta çoğunluğu kazanacak olan buyursun yönetime gelsin, halkın hedeflerine hizmet etsin."

"Bu gruplar Türk toplumuna katkıda bulunuyorlar"

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın, toplantının sonunda bir katılımcının "Fethullah Gülen grubunun, Türkiye´nin demokratik sistemine bir irtibatı, katkısı var mıdır? Arap ülkelerinde sosyal yapıyı yeniden oluştururken acaba yararlanabileceğimiz hususlar var mıdır?" sorusu üzerine, "Türkiye demokratikleştikçe, farklı gruplar, farklı topluluklar kendilerine toplum içinde yer buluyorlar. Kültürel, eğitim etkinliklerinde farklı roller oynuyorlar. Bu, sadece Türkiye için değil, yurt dışı için de geçerli. Son derece organizeler. Bu gruplar Türk toplumuna katkıda bulunuyorlar" dedi.

Georgetown Üniversitesi ACMCU Kurucu Direktörü John L. Esposito da bir katılımcının, "Sizin Fethullah Gülen ile kitaplarınızın olduğunu biliyoruz. Gülen cemaatinin en etkin İslami sosyal hareketlerden birisi olduğuna şüphe yok. Bu grubun, devrimden sonra Arap ülkelerinde ne gibi etkisi olabilir?" sorusunu, özetle şöyle yanıtladı: "Gülen hareketi uzmanı değilim, ama toplantılarına katıldım. Daha küresel bir boyuta taşıyabiliriz. Buna İslami bir sosyal hareket diyeceksek, diğerlerinden ayıran farklı bir model olması gerekir. Farkı, eğitimde reformu vurgulamaktadır, bilgi aktarımına değer vermektedir, eğitime vurgu yapmaktadır ve bunları küresel boyutta yapmaktadır. Hem Müslüman hem de Müslüman olmayan ülkelerde bunu gerçekleştirmektedir ve tüm inançtan öğrencileri çekmektedir. Yaklaşımı çok çoğulcu ve birçok etnik grubu ve dini grubu içine almaktadır. Hem Müslüman hem de Müslüman olmayan toplumlara katkıda bulunmaktadır, katkısının evrensel olduğunu düşünüyorum. Grup, misyonlarını hizmet şeklinde tanımlıyor."

Anadolu Ajansı
07.10.2011
"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" Çalıştayı


Mısır´ın cumhurbaşkanı adaylarından Ebu´l-Futüh: "Bizler Mısır´da devrimimizi yaptık. Vatanımızı inşa etmek istiyoruz. Hiçbir ülkeyle savaşa girmek istemiyoruz. Ancak kimsenin de ülkemize savaş açmasına ve bağımsız karar alma mekanizmalarımıza baskı yapmasına müsaade etmeyeceğiz"
"Mısır, herhangi bir yabancı ülkenin otlağı olmayacaktır. Mısır´ın zenginlikleri kimseye peşkeş çekilmeyecektir"

Mısır´ın cumhurbaşkanı adaylarından Abdülmunim Ebu´l-Futüh, devrimi gerçekleştirdiklerini, şimdi vatanlarını inşa etmek istediklerini belirterek, "Hiçbir ülkeyle savaşa girmek istemiyoruz. Ancak kimsenin de ülkemize savaş açmasına ve bizim bağımsız karar alma mekanizmalarımıza baskı yapmasına müsaade etmeyeceğiz" dedi.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ile Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hıristiyan Anlayış Merkezince (ACMCU) düzenlenen ve Kuzey Afrika ile Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri konu alan "Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" başlıklı uluslararası çalıştay sona erdi.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı´ndaki çalıştayın kapanış oturumunda konuşan Ebu´l-Futüh, Arap halklarının yolsuzluklara, diktatörlüğe karşı Tunus ve Mısır´da devrim yaptıklarını hatırlatarak, Arap halklarının hala özgürlük ve bağımsızlıklarını kazanmak için çalıştıklarını söyledi.

Ebu´l-Futüh, kendilerinin 60 yıldan fazladır ülkelerinde diktatörlüğü ve yolsuzlukları yaşadıklarını belirterek, geçmişte de Arap ülkelerinde batı emperyalizmi ve sömürgeciliğin yaşandığına dikkati çekti.

Arap halklarının, insani hedeflerine varıncaya kadar barışcıl devrime devam etmeleri gerektiğine işaret eden Ebu´l-Futüh, "Halklarımız insani haklarını elde edinceye, özgürce ve onurlu bir şekilde yaşama hakkını elde edinceye kadar, zenginliklerini, kaderini ve yönetileceği iktidar biçimini seçene kadar hedeflerine devam etmeleri gerekiyor. Bunlar zaten doğal insani haklardır. Tüm dünya da bunu dile getiriyor. Ancak Araplarla ilgili insan hakları söz konusu olduğunda dünyada bunların destekçisinin az olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

Ebu´l-Futüh, Arap liderlerine de mesaj göndermek istediğini söyleyerek, artık bu devrimlerden sonra önlerinde tek bir seçenek kaldığını, Arap dünyasına hükmeden liderlerin, henüz ülkelerinde başlamadılarsa bir an önce reformlara başlayarak, halkın beklenti ve umutlarını yerine getirmeleri gerektiğini kaydetti.

İktisadi ve siyasi olarak reform yapmak istemeyenlerin bölgede istikrarsızlığa yol açtığını dile getiren Ebu´l-Futüh, şöyle devam etti: "Kendi kanaatime göre, batıyı halklar ve rejimler olarak ayırmak durumundayız. Bizim batı halkıyla hiçbir problemimiz yok. Bizler bütün samimiyetimizle iletişime ve sevgi alışverişine devam etmek durumundayız. Bizler Mısır´da devrimimizi yaptık. Vatanımızı inşa etmek istiyoruz. Hiçbir ülkeyle savaşa girmek istemiyoruz. Ancak kimsenin de ülkemize savaş açmasına ve bizim bağımsız karar alma mekanizmalarımıza baskı yapmasına müsaade etmeyeceğiz. Ancak Mısır halkının menfaatine olan şeyleri yapacağız."

Ebu´l-Futüh, Arap rejimlerinin 60 yıllık süre içerisinde batıya karşı İslamı kötü bir şeymiş gibi anlattıklarını belirterek, Arap İslamcıların, ülkelerine hizmet için pratik programlara yönelmesi gerektiğini kaydetti.

Arap İslamcıların sloganik konuşmaktan pratik konuşmaya yönelmesi gerektiğini belirten Ebu´l-Futüh, "Bizler Mısır ve Arap halkları olarak ülkelerimizin sahibi olmak istiyoruz. Bugün bize hükmedecek rejimlerin gerçekten halkın isteğini ortaya koymasını istiyoruz. Din, dil, ırk veya siyasi ideolojik düşüncenin bir önem teşkil etmeyeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla Mısır´da siyasi herhangi bir güç yoktur" dedi.

"Bizde laiklik, dinle savaş anlamına gelmektedir"

Laiklik kelimesinin Mısır´daki algılanışına da işaret eden Ebu´l-Futüh, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz laiklik kelimesini Mısır´da çirkin görüyoruz. Çünkü bizde laiklik, dinle savaş anlamına gelmektedir. Mısırlılar, tüm dinlere saygı gösterirler. Dolayısıyla Mısırlılar demokratik bir sistem kurmak istiyorlar. Kendi iradelerini ve özgürlüklerini öngören bir yapı kurmak istiyorlar. Mısır, herhangi bir yabancı ülkenin otlağı olmayacaktır. Mısır´ın zenginlikleri kimseye peşkeş çekilmeyecektir. Ülkede yüzde 40´tan fazla insanımızın fakirlik sınırının altında yaşadığını görüyoruz. Ülke istikrarı için sosyal adalet ve güvenlik çok önemlidir. Ekonomik zorluklar da sorunlarımız arasında yer alıyor. Ancak çok büyük bir ümit içerisindeyiz. Ekonomik bir çöküş yaşamayacağız. Çok önemli imkanları olan Mısır büyük bir devlettir. Yabancılardan gelecek yardımla yaşaması gereken bir ülke değildir. Biz başkalarıyla olan ilişkilerimizin saygı, sevgi ve denklik içerisinde olmasını istiyoruz."

Filistin´in kendileri için büyük bir dava olduğunu dile getiren Ebu´l-Futüh, buradaki sorunun çözülmesi gerektiğini, ancak sorunun sadece Filistin-Hamas meselesi olmadığını, İsrail devleti hiçbir şekilde uluslararası hukuka ve sözleşmelere uygun davranmadığı için problemler yaşandığını anlattı.

Ebu´l-Futüh, Filistin devletinin bağımsız olarak kurulması gerektiğine dikkati çekerek, bu sorunun çözülmemesinin istikrarsızlığa neden olduğunu, İsrail´deki rejimin buradaki en büyük problemi teşkil ettiğini söyledi.

Mısır´da seçimi başarısızlıkla sonuçlandırmak için birtakım çabalar olduğuna işaret eden Ebu´l-Futüh, şunları kaydetti: "Mısır halkı bunlara müsaade etmeyecektir. Mısır halkı devrimin garantisidir, hala sokağa çıkma kabiliyeti bulunmaktadır. Barış yolunda devriminin başarılı olabilmesi için elinden geleni yapacaktır. Devrim, yolsuzluğun sembollerini ortadan kaldırmıştır. Geçiş sürecinde ekonomik tehlikeyle karşı karşıya bulunuyoruz. Etnik çatışma türünden tehlikelerle karşı karşıya bulunuyoruz. Mısır halkı, Mısır devrimine sahip çıkacaktır. Kanaatimce bu devrim büyük bir başarıya ulaşmıştır."

Seçimlerde 7 partinin yarıştığını kaydeden Ebu´l-Futüh, geçiş sürecinin bir an önce bitmesi gerektiğini söyledi.

Ebu´l-Futüh, "Önceliklerimiz, siyasi yapımızı oluşturmak. Halkımızı bilinçlendireceğiz, yolsuzlukla savaş yapacağız, yargı bağımsızlığı olacak, halkımızın refahını sağlayacağız. Bizler, Arap bölgesinin ve devrimin bir parçası olduğumuzu biliyoruz. Diğer Arap ulusları ve dünya halklarıyla daha iyi ilişkilerimizin olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

Anadolu Ajansı
07.10.2011
"Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" Çalıştayı


Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörü Kalın: "Irak, Filistin, Balkanlar ya da Ortadoğu´da olanlara seyirci kalamayız. Tunus, Libya ve Mısır´daki halk devrimlerini destekledik. Ama Suriye´de çağrılarımıza kulak veren olmadı"
"Biz Suriye rejimini reform yapmaya ikna etmeye çalışıyoruz, bunun Suriye halkının, bölgenin ve bizim de lehimize olacağına inanıyoruz"
"Arap dünyasında, Ortadoğu´da barış ve huzurun küresel barış ve huzura muazzam bir katkı yapacağına şüphe yoktur"

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın, Türkiye´nin, Irak, Filistin, Balkanlar ya da Ortadoğu´da olanlara seyirci kalamayacağını belirterek, "Tunus, Libya ve Mısır´daki halk devrimlerini destekledik. Ama Suriye´de çağrılarımıza kulak veren olmadı. Biz Suriye rejimini reform yapmaya ikna etmeye çalışıyoruz, bunun Suriye halkının, bölgenin ve bizim de lehimize olacağına inanıyoruz" dedi.

Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ve Georgetown Üniversitesi Müslüman-Hristiyan Anlayış Merkezince (ACMCU) düzenlenen ve Kuzey Afrika ile Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri konu alan "Diktatörlükten Demokrasiye Geçiş" başlıklı uluslararası çalıştay sona erdi.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı´nda düzenlenen çalıştayın kapanış oturumunda konuşan Kalın, Arap ülkelerinde yeni bir sayfa açıldığını, olayların muazzam bir hızla geliştiğini belirterek, geçen 60-80 ve neredeyse 100 yıl boyunca gerçekleşen baskıdan dolayı şimdi bir patlama görüldüğünü, farklı fikir ve görüşlerin ifade edildiğini, bunun da takdire şayan olduğunu söyledi.

Modern dünyada geçen yüzyılda Ortadoğu denilince akla savaş, iç savaş, yolsuzluk, yaratıcılık eksikliği, özgür olmayış, baskı, düşük kapasite ile çalışan potansiyeli düşük bir bölgenin geldiğini anlatan Kalın, bu imajın değiştiğinin görüldüğünü vurguladı.

Ortadoğu bölgesinin, uygarlığın, sanatın, yaratıcı görüşlerin, mimarinin, bilimin, çoğulculuğun, dinlerarası ve kültürlerarası birlikte yaşamanın beşiği olduğunu ifade eden Kalın, şöyle konuştu: "Kanımca Ortadoğu ve tüm bölge, genel bir ışık, fener, esin kaynağı olabilir. Arap devrimlerine ve Tahrir meydanına baktığımda sadece bir mekan görmüyorum. Tahrir meydanı bir sembol olmuştur, gücü Wall Street´te de hissedilmektedir. Bu temel üzerine bir şeyler inşa etmeliyiz. Geleceğe bakacak olursak, Mısır, Tunus ve Libya´daki siyasi devrimlerin ardının gelmesi gerekiyor. Kültürel, kurumsal ve ekonomik devrimlerle perçinlenmesi gerekiyor. Bu anlamda bir revizyon ve yeniden inşa gerekmektedir. Bence oyuncular ve aktivistler esin kaynaklarını kendi ülkelerinde bulacak, İstanbul, Paris ya da Washington´a gitmelerine gerek yok. Kendi tarihleri esin vermek için yeterli olacaktır. Demokrasiyi sıfırdan inşa etmemiz gerekiyor, bu bir yere kadar doğru ama aslında Arap toplumları ve Müslüman toplumlarında çoğulculuk ve bir arada yaşamak eski değerlerdir. Bunlar yeniden keşfedilmeyi beklemektedir, bunlar otantik gerçek değerlerdir, bunların ithal edilmesi gerekmemektedir. İnsanlar bunlarla kolayca özdeşleşebilmektedir, çünkü onlara ait değerlerdir. İnsanlar bu yüzden kendilerine güven duyabilirler."

YENİ ARAP DÜNYASININ KONU BAŞLIKLARI

Kalın, yeni Arap dünyasının, demokrasi süreci, ekonomik değişim, dış siyaset ve bölgesel dinamikler konuları üzerinde çalışması gerektiğini söyledi.

Demokrasi sürecinin, gerçek, samimi, kapsamlı bir süreç olması gerektiğini belirten Kalın, siyasi partiler kanununun değişmesinden, anayasanın değişmesinden, basın özgürlüğünden vicdan özgürlüğüne değin bir dizi reformla bir demokratikleşme süreci yaşanması gerektiğini kaydetti.

Bunların bugünden yarına olmayacağını, zaman alacağını dile getiren Kalın, "Ancak bu yolculuğun bir yerde başladığını fark etmeliyiz. Tunus ve Libya´da bu yolculuk başlamıştır. Önemli olan bu ivmeyi korumak ve üzerine bir şeyler inşa etmektir. Seçimler son derece önemli. Tunus´ta iki hafta sonra yeni anayasayı oluşturacak parlamentoyu seçeceğiz. Bu gelişmeleri yakinen izlememiz gerekiyor. Tunus´taki ilk seçimlerin şeffaf olmasını, hile karışmamasını sağlamamız gerekiyor. Sonuçların kamuoyuna açıklanması ve idareyi yansıtması gerekiyor. Mısır´daki seçimlerin çok vakit aldığı söyleniyor. Türkiye´deki seçimler bir günde yapılıyor, sonuçlar 4 saatte, resmi sonuçlar 24 saatte çıkıyor. Mısır´da ise seçimlerin sonlandırılması 3 ay sürüyor. Bu beni şaşırtmıyor değil. Bir de siyasi partinin kurulması için 5 bin kişinin üye olması gerekiyor. Bu da tuhaf. Bu durum, 1,3 milyar kişinin yaşadığı Çin´de mantıklı olabilir ama Mısır için tuhaf geliyor. Kanımca hız çok önemli. Demokrasi tarifleri ne olursa olsun ön koşul şeffaf olmasıdır, yani halka açık olması gerekir. Burada siyasi bir slogan değil, bir program aranmaktadır. Bunun da Mısır toplumunca kabul edilebilir olması gerekir. Adayların uluslararası medya ile mülakatları kabul edemeyeceği gibi kuralları kabul edemeyiz. Bu, eski rejimin hala direndiğini ve silahları bırakmadığını göstermektedir."

"PARAYA MUHTAÇTIK, BUGÜN EKONOMİ GAYET İYİ"

İbrahim Kalın, ekonomik sorunlara hızla ve aklı başında bakılması gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti: "Mısır´da orta sınıf neredeyse yok olmuş durumda, bunun yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Mısır ve başka ülkelerdeki ekonomik sorunlar daha iyi bir yönetim gerektirdiği gibi, bazı yeni fikir ve ortaklıklar da gerektiriyor, yeni kurallar konulmalı, cesur kararlar alınmalıdır. Ancak bu şekilde bu ülkelerde ekonomik sistem yeniden yapılandırılabilir, istihdamın artırılması gerekir, tüm bu konular siyasi gündemin başlığı altına alınmalıdır. Bunlar, somut öneri ve program haline getirilmeli ve tartışmaya açılmalıdır. 6 ay ile bir yıl daha beklenir ve seçim sonuçlarından sonra yeni hükümetin program sunmasını beklerseniz iş işten geçmiş olur. Halk adayların ekonomik programlarına bakmalı, bu noktada devreye girmeli ve sesini duyurmalıdır."

Dış politikanın insanların günlük yaşamlarının bir parçası haline geldiğini vurgulayan Kalın, "Bölgesel sorunların önemini hiç kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Şimdi Ortadoğu´da bir domino etkisi görüyoruz. Bir olgu diğerini tetikliyor" dedi.

Arap ülkelerinde dış politika konusuna da acilen eğilinmesi gerektiğini ifade eden Kalın, çalıştay boyunca katılımcıların Türkiye´den model ya da esin kaynağı olarak söz ettiklerini vurguladı.

Türkiye´nin ekonomik kalkınmasının bir başarı öyküsü olduğunu kaydeden Kalın, Türkiye´nin bugün dünyanın 17´nci, Avrupa´nın 6´ncı büyük ekonomisi olduğunu, 800 milyar dolarlık ekonomiye sahip bulunduğunu ve geçen yıl başka ülkelere 1 milyar liralık yardım gönderdiğini anlattı.

Kalın, "Bir 10-20 yıl önce ekonomik toparlanmamız için paraya muhtaçtık, dileniyorduk. Bugün Allah´a şükür Türkiye ekonomisi gayet iyi. Bu nasıl oldu? Bu kendi kendine olmadı. İyi yönetim, iletişim, ekonomik kararlar burada önemli bir rol oynadı. Bu anlamda da Türkiye´nin bölge ile paylaşacağı konular var" dedi.

Dış politikaya gelince, bölgesel durum ve koşulların Türkiye´nin lider konumuna soyunmasına neden olduğunu kaydeden Kalın, şöyle devam etti: "Irak, Filistin, Balkanlar ya da Ortadoğu´da olanlara seyirci kalamayız. Zira bunların bizim ve bölge üzerinde etkisi olmaktadır. Bu yüzden Başbakan Suriye´de reform konusunda ısrarlı olmuştur. Tunus, Libya ve Mısır´daki halk devrimlerini destekledik. Ama Suriye´de çağrılarımıza kulak veren olmadı. Biz Suriye rejimini reform yapmaya ikna etmeye çalışıyoruz, bunun Suriye halkının, bölgenin ve bizim de lehimize olacağına inanıyoruz. Ben bölgenin geleceği konusunda ümitvarım. Özellikle on yıllardır yaşanan baskı, yabancılaşma ve zihni sürgün göz önüne alındığında çok önemli bir noktaya geldik. Önemli bir sayfa açıldı. Bunlar vakit alacaktır. Yeni bir sürecin başlangıcındayız. Tunus, Mısır, Libya ve diğer ülkelere zaman tanımamız gerekiyor. 3-5 ve 10 yıllık perspektifle olaylara bakmamız gerekiyor. Bu süreç bölge ve dünya halklarına muazzam faydalar getirecektir. Çünkü bölgede Arap dünyasında, Ortadoğu´da barış ve huzurun küresel barış ve huzura muazzam bir katkı yapacağına şüphe yoktur." 

Yeni Asya Gazetesi
08.10.2011
Arap Baharı’nda Son Hava Durumu
Yasin Aktay
http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=20812

Zaman Gazetesi
09.10.2011
Esposito: Gülen Hareketi, Türkiye´yi Dünyaya Tanıtıyor

http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1188565&title=esposito-gulen-hareketi-turkiyeyi-dunyaya-tanitiyor

Taraf Gazetesi
09.10.2011
Erdoğan’ın Laikliği Başka

www.taraf.com.tr/haber/erdogan-in-laikligi-baska.htm

NTVMSNBC
09.10.2011
´Reform yapın ya da devrimci seslere hazır olun´

www.ntvmsnbc.com/id/25286920

Star Gazetesi
09.10.2011
Tunus’un Modeli Türkiye

www.stargazete.com/dunya/tunus-un-modeli-turkiye-haber-388249.htm

Taraf Gazetesi
09.10.2011
“İlkokulda Başörtüsü Takılabilmeli”, J. Esposito
Tuğba TEKELEK

www.taraf.com.tr/haber/ilkokulda-basortusu-takilabilmeli.htm

Yeni Şafak Gazetesi
10.10.2011
Devrimlerden Geriye Dönüş Yok

http://yenisafak.com.tr/Politika/?i=344886

Zaman Gazetesi
11.10.2011
Arap Kışı Korkusu!
Abdülhamit Bilici
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1189252